













Döviz piyasalarında harekli bir haftadan sonra Dolar/Euro paritesindeki önemli yükseliş haftaya damgasını vurdu . Euro'nun beklenmeyen yükselişi ve Doların dünya para piyasalarında değer kaybetmesi Dolar/Euro paritesini 1.45 seviyelerine kadar yükseltti. Önümüzdeki hafta doların 1.50-1.55 seviyelerinde Euronun da 2.05-2.15 seviyelerinde seyredeceğini düşünüyorum. İMF ile anlaşılması neticesinde ise bu rakamların biraz daha aşağılara çekileceğini zannediyorum.
ABD Merkez bankasının faiz indirimi kararı sonrası borsalarda zaman zaman sert yükselişler yaşansa da FED'in faiz limitinin iyice daralması ve birbiri ardına önemli bankaların kredi notlarının indirilmesi dünya borsaları üzerindeki iyimser bulutları dağıtmaya yetti. ABD ve Japonya'daki faiz indirimlerine enflasyondaki gerileme beklentilerini ve muhtemel IMF anlaşmasını da arkasına alan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası FED'i takip ederek kısa vadeli faiz oranlarını 1,25 puan indirerek yüzde 15'e çekti. Yapılan tüm bu faiz indirimlerine borsalar başlangıçta olumlu tepki verseler de sonradan yavaş yavaş yorgunluk belirtileri yükselişleri sınırlamış gözüktü. Cuma günü ise merak ve endişeyle beklenen ABD'nin önde gelen otomotiv şirketlerine yönelik kurtarma operasyonunun olumlu bir paketle iyileştirme çalışmaları özellikle otomotiv sektörü hisselerinde önemli artışlar meydana getirdi.Yarından itibaren hafta dış piyasalar çarşamba gününe kadar açık. Sonrasında Noel tatili başlayacağı için kapalı olacaklar. Bundan dolayı önümüzdeki hafta veri akışı açısından kısır bir hafta olacağa benziyor. Ancak ABD'de üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklanacak olması salı günü kısmi bir heyecan yaşatabilir.
İMKB'ye gelince Yılıa yılına 55 bin puandan başlayan İMKB halen yılbaşına göre yüzde 50'lerde bir kayıpla 26 bin puan civarında ve 118 milyar dolarlık piyasa değeriyle hareket ediyor. İMKB'deki şirketlerin piyasa değeri sene başında 250 milyar doların üzerindeydi. Yabancı katılımcıların payı ise son bir yılda yüzde 72'den 66'ya gerilemiş durumda. Global piyasaları tehdit etmeye başlayan deflasyon tehlikesi, durgunluk, üretim düşüşleri, işsizlik ve likidite daralmaları 2008 yılının son üç ayına damgasını vurdu. Bundan dolayıdır ki yeni yılın ilk çeyreğindeki gelişmeler oldukça kritik öneme sahip. Dünyada finansal piyasalara yönelik atılan adımların meyvelerinin alınacağı yeni bir yıla giriyoruz. Fakat tam anlamıyla toparlanma 2009 yılının üçüncü çeyreğinden sonra veya 2010 yılı başında bekleniyor. Global piyasalarda Mali sistemler yeni ekonomik kırılmalara karşı korunmaya alınmış durumda. Ama tüm bu önlemlere rağmen durgunluk, işsizlik ve üretim kısıtlamalarına bağlı ekonomik büyümelerde negatife dönüş eğilimi önümüzdeki yılın konusu olmaya devam edecek. Borsaların şu ana kadar alınan önlemlere verdiği tepki yeterli değil; ABD ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde faiz oranlarının neredeyse sıfıra indirlmesi, gelişmekte olan ülkelere doğru sıcak para akışını da hızlandırabilir. Türkiye önümüzdeki haftalarda kısa vadeli borç sorununu halledecek bir IMF anlaşmasının imzalanmasıyla bir adım öne geçerek cari açıktaki daralmayla birlikte 2009'da yıldızını parlatacak gelişmekte olan ülkelerin başında yer alacaktır.
Bugünlerde Borsa'ya yatırım yapanların dikkat etmeleri gereken çok önemli bir husus, hisse tercihleri ve alım satım zamanlamaları olacaktır. Endeksin önümüzdeki 2009'da yıl 22 binin altına gerileme ihtimali oldukça düşük. İyi bir toparlanma ve IMF ile anlaışlması halinde ise 30 bin puanın üstünde hareket etmesi yeni bir yükseliş trendinin başlayacağı sinyalini verecektir. Borsa yatırımcısının dikkat etmesi gereken vizyon ve misyon sahibi sağlam ve gelecek vaad eden şirketlerin tercih edilmesidir.
Muhabbetle kalın...
