













Türkülerin yavaş yavaş tükendiği bir dönemde türkülere tekrardan can veren Tunay Bozyiğit’ in benimde daha dün geceye kadar sadece Gülay’ın seslendirdiği İstanbul Ağlıyor parçasında ki şu şiirini bilmek yetiyordu.
’’Yıldız ağlarım göğün mavisinde ,
her dem bakışlarına gözlerinin deryasından
pusu duran ellerimi sana tuzaklarım
her tetik düşürdüğünde gözlerin, ölüme az kalırım
yalnız gördüler, gelir bende kalır yalnızlık.
Uzar geceler ,
İstanbul’a yağdı yağar, karla karışık.
Karı ayıklar yağmur kokularım alırım koynuma
ot koyarım göz ucuma, anlarım
yine yangın, yine hasret
ne kalan İstanbul'dan düşen payıma
bide yüzünün giderken ki ıslaklığı’’
'Yüreğimi susturamıyordum, habire konuşuyordu' diyen Tunay Bozyiğit "Seyduna Türküleri ve Şahrud’’ albümünü hiçbir ticari amaç gütmeden kendi deyimi ile 15 türküyü "yürekleriyle" Hakan Yeşilyurt, Kazım Koyuncu, Arzu Görücü, Özlem Özden, İbrahim Koç, Hilmi Yarıyıcı, Zülfü Beyhan seslendirmişti. Daha sonraları Kazım Koyuncu amansız bir hastalığa yakalanacak ve arkadaşlarını yalnız bırakacaktı. Bilenenleri hatırlatmak adına ve türküleri seven biri olarak 2004-2005 yılları arasında çıkan bir albümün tanıtımını kendime görev edinmediğimi söylemek isterim.
Bir şair düşünün dostlar; ’’Benim şiirimi okuyan, evet Tunay’ın der’’ desin. Yani bu kendine olan güven sonucu ortaya çıkan piyasadaki 70 eser. Şiir yazmaya kırkından sonra başlayan biri için iyi bir sayı.
Gerçekten türkülerimize ve kültürümüze sahip çıktığımız zaman özümüzü hiç bir zaman yitirmeyeceğimizi düşünüyorum. Aman canım alt tarafı bir türkü işte diyenler de olacaktır, ama dış mihraplar bizi asimile etmek için bu yola çoktan başvurdular bile biz farkında değiliz...
Dostluklar yeter bana, hasretim ben insana.
Dünya malına tokum açım güzel insana.
Ne kadar güzel söylemiş değil mi?
Sözlerin kıymetini bilenlere…
bu yazıdan öğrendiğim
Seyduna