Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Gürcistan Nereye Koşuyor?
20 Eylül 2008 Cumartesi 03:38

Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması ile başlayan Kafkasya krizinin üzerinden zaman geçtikçe taşlar yerine oturuyor ve sular berraklaşıyor. İlk günlerde masum ve saldırıya uğramış taraf olarak lanse edilen Gürcistan’ın krizdeki rolü ortaya çıkıyor ve sorunun, yalnızca Abhazya ve Osetya’nın bağımsızlıkları ile ilgili olmadığı, içinde ABD’nin, NATO’nun ve AB’nin olduğu karmaşık bir durum olduğu anlaşılıyor.

Peki, gerçekler ortaya çıktıkça mesele anlaşılır oluyor mu?

Hayır, tam tersine daha da karmaşık bir hal alıyor ve anlaşılır olmaktan giderek uzaklaşıyor.

Anlamaya çalışalım bakalım…

 

***

 

Radikal Gazetesi’nin dün yayınlanan nüshasında Murat Yetkin’in, Gürcistan lideri Mikhael Saakaşvili ile Tiflis Cumhurbaşkanlığı Binası’nda yaptığı röportaj yayınlandı. Bu röportajda Saakaşvili, bir soru üzerine, Kafkasya krizinin patlak vermesine neden olan 7 Ağustos tarihli Güney Osetya harekâtının, Rusya’nın Tiflis’e girmesini engellediğini ve Rusların artık bir süper devlet olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirttikten sonra ekliyordu: yine yapardım.

Gürcü liderin iddialarına göre, Putin birkaç köyü ele geçirmek için böyle bir harekâta girişmezdi ve Rusya’nın iki stratejik hedefi vardı: İlki, bölgede bulunan bütün enerji yollarının kontrolünü ele geçirmek, ikincisi ise Tiflis hükümetini devirmek…

 

Röportajdan anlaşıldığı gibi kendisinden oldukça emin görünen Saakaşvili, Rusya’nın büyük bir ekonomik krizle boğuşmakta olduğunu, bankacılık sisteminin neredeyse çöktüğünü, Ruslar’ın, Gürcistan harekâtı ile Tataristan, Başkurdistan, Tuva ve İnguşetya’nın da haklı olarak bağımsızlık talebinde bulunmasına neden olacak olan yolu açtığını anlatarak, talimatını vermekten pişman olmadığı Osetya saldırısının amacına ulaştığını ilan ediyordu. Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in siyasi mevta ilan ettiği Gürcü lider, ABD ile olan iyi ilişkilerden ve Amerikalıların Gürcistan’a önerdiklerini söylediği 1 milyar dolarlık yardım paketinden gururla söz ettikten sonra ABD’nin bölgedeki etkinliğinin artacağı kehanetinde bulunuyordu.

 

Gürcistan Cumhurbaşkanı her ne kadar kabul etmek istemese de, Kafkasya’da yaşananların her anında ABD’nin parmağının bulunduğu son derece açık. Nitekim ABD’li senatör [aynı zamanda Barack Obama’nın başkan yardımcısı adayı] Joe Biden’ın Saakaşvili ile uzun telefon konuşmaları yapması ve Barack Obama’nın da sık sık araması Amerika’nın Gürcistan’a verdiği önemi anlamamız için önemli ipuçları olarak görülebilir. Yine Amerikan liderlerinin yaptıkları açıklamalar ve verdikleri sözlerle Gürcülere tam destek gerdikleri görülüyor.

 

Peki, bir yandan Gürcistan’ın sırtını sıvazlayan, bir yandan da sürekli Rusya’yı eleştiren, yani tavşana kaç tazıya tut diyen ABD’nin amacı ne? Neden Gürcüleri maddi ve manevi olarak destekleyerek kışkırtıyorlar? Bu, kuzuyu kurdun önüne atmak demek değil midir?

 

Öncelikli olarak şunu söylemek gerekir ki, ABD bir şekilde Rusya’yı yıpratmanın peşinde. Çünkü Ruslar, Ortadoğu ve Kafkasya’daki konumları ile Amerikalıların tutkularının önünde önemli bir engel olarak duruyorlar. Bundan dolayı Moskova’nın etkisizleştirilmesi lazım, ancak bu o kadar da kolay bir şey değil. Çünkü Ruslar, Avrupa’ya sağladıkları devasa miktardaki enerjinin de etkisiyle AB ile görece iyi ilişkilere sahipler. Çok büyük bir ekonomik kudreti ellerinde tutuyorlar ve görece mazbut bir dış politika izliyorlar. Bir yandan Putin, soğuk savaşa girmek istemediklerini, diyaloga açık olduklarını vurgularken, diğer yandan Medvedev, Amerika’yı vuran ekonomik krizin üzücü olduğunu, umarım bir an önce ABD’nin bu krizin üstesinden gelmesini AB ve NATO ülkelerinin de üye olabileceği yeni Avrupa Güvenlik Anlaşması’nın yürürlüğe konulmasını öneriyor.

 

Kafkasya krizinin sona erdiği ilk günlerde, Gürcistan ile Ukrayna’nın NATO’ya girmesini kendi güvenliği için bir tehdit olarak algıladığından olsa gerek, krizin, Gürcistan’ın Kuzey Atlantik Paktı’na üye olmasını iteleyecek olan bir süreç çerçevesinde kasıtlı olarak başlatıldığını düşünen Rusya, NATO’ya yönelik sert çıkışlarda bulunmuştu. Fakat daha sonra sert çıkışlarının kendi imajını zedelediğinin farkına vararak Batı’ya yönelik sert söylemini yumuşattı. İçinde bulunduğumuz günlerde, sürekli olarak Rusya’nın ılımlı söylemlerine şahit oluyoruz.

 

Öte yandan ABD, Rusya’ya yönelik sert-eleştirel söylemini sürdürüyor. Bunun en son örneği de Amerikan dışişleri bakanı Condoleezza Rice’ın açıklamaları… Washington’da faaliyet gösteren düşünce kuruluşu German Marshall Fund’da konuşan Rice’ın, talihsiz tercihler yapan Rusya’nın, hem uluslar arası normlardan, pazarlardan ve kurumlardan fayda sağlayıp hem de bunların temellerini zorlamasına müsaade etmeyeceklerini ifade etmesi, Rusya’nın yumuşak söyleminin Washington’da muhatap bulamadığını, ABD’nin Rusya ile ilgili hesaplarının uzlaşma düşüncesini içermediğini gösteriyor.

 

Bu da son günlerde oldukça popüler hale gelen bir spekülasyonun doğru olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu spekülasyon şu: ABD, İran’a saldırmak için Gürcistan’da karargâh-üs oluşturuyor. Bu belki de sadece bir dedikodu, ancak dünyaca ünlü İngiliz gazeteci Stephen Kinzer’in de yazdığı gibi Bush ve Cheney, giderayak yerlerde sürünen imajlarını düzeltmek için İran’a operasyon düzenleme planları yapıyorlarsa ve bu operasyon için Gürcistan’ı üs olarak seçmişlerse, ABD’nin uzlaşmaz tutumunu anlamamız kolaylaşır. Yine Rusya’nın AB ülkelerine yönelik sempatik açıklamaları da Rusların, en azından AB ile ilişkileri iyi tutmaya çalışması anlamına gelir ki, İran’a saldırmak için gün saymakta olan bir ABD’nin, kendisine engel olabileceğini düşünerek yıpratmaya çalıştığı Rusya’nın izlemesi en mantıklı olan politika da budur.               

 

Tüm bunlar göz önüne alındığı zaman, Gürcistan’ın, ABD’nin küresel tutkuları karşısında işbirlikçilik rolünü oynamaya soyunduğu ve Mikhael Saakaşvili’nin, ABD’nin desteğine duyduğu güvenden kaynaklanan aşırı bir kendine güven duygusuyla hareket ettiği düşünülebilir.

 

Fakat dikkat etmeli…

Saddam Hüseyin örneğinin üzerinden henüz bir nesil bile geçmedi.
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR