Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Güney Asya’da Neler Oluyor?
02 Aralık 2008 Salı 00:00

Dünya, Hindistan’ın ticari başkenti Mumbai’ye [Bombay] yapılan, üç gün süren ve iki yüz civarında insanın hayatına mal olan terörist saldırılarla sarsıldı. Hindistan’ın 11 Eylül’ü olarak şimdiden tarihe geçen ve aynı anda birden fazla hedefe yönelen saldırılar, canlı olarak ele geçirilen tek terörist olan Pakistanlı Azam Amir Kasab’ın itiraflarına bakılırsa, Batılı gayrimüslim turistleri hedef alan ve beş bin kişilik bir ölü bilançosu yaratmayı hedefleyen organize bir girişimin ürünü... Yine dendiğine göre, Kasab’ın itirafları Pakistan’ı ve aşırı dinci örgüt Leşker-i Tayyibe’yi işaret ediyor. Hindistan İç Güvenlik Bakanı Sriprakash Jaiswal’ın 1 Aralık tarihli gazetelerde yayınlanan açıklamalarında, kanlı saldırılardan Pakistan sorumlu tutuluyor ve limanlarda geniş güvenlik önlemleri almaya başlayan Hintlilerin savaş hazırlıkları içinde olduğu düşüncesi yaygınlık kazanıyor.

 

Öte yandan Pakistan’ın konuya yaklaşımı da aynı sertliği bünyesinde barındırıyor. Pakistan, Batı’yı, sınırları içinde yürütülen terörle mücadele operasyonlarını durdurmakla tehdit ediyor ve Yeni Delhi’nin sakinleştirilmesi için Batılıların devreye girmesini istiyor. 1947 yılında İngiltere’den bağımsızlıklarını kazanan ve Keşmir sorunundan dolayı oldukça kötü ilişkilere sahip olan Yeni Delhi ile İslâmabad arasındaki gerilim giderek artıyor. Güney Asya’da sinirler gerilmiş durumda ve her iki ülkenin de nükleer güce sahip olması, muhtemel bir savaşın düşüncesini bile aşırı derecede ürkütücü kılmaya yetiyor.

 

Peki neden? Ne oldu da Güney Asya’da ortalık karıştı ve zaten araları pek iyi olmayan, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra aralarında tam üç savaş olan ve Keşmir sorunundan dolayı da sürekli gergin bir ilişki içinde olan Pakistan ile Hindistan yeniden savaşın eğişine geldi? Olay basit bir dinci terörizm ile açıklanabilir mi? Ya da şöyle soralım: Tüm karmaşanın ve bölgenin tarihsel gidişatını değiştirecek olan bu korkunç olayın nedeni, aşırı dinci, radikal İslamcı bir örgüt mü?

 

Kendi adıma konuşacak olursam, bu korkunç terör saldırısının dinci terörizm ile açıklanmasını indirgemeci bir yaklaşım olarak görüyorum. Asıl sorunun, son yıllarda süratli bir yükselme dönemi yaşayan, nükleer silahlara sahip olan, ekonomik ve teknolojik bir dev haline gelen, Batılıların anlayışının çok ötesinde güçlü ve samimi bir demokrasi inşa eden Hindistan’ın küresel dengeleri değiştirme ve Asya’ya kaydırma potansiyelinden kaynaklandığını ve bu saldırıların da bu potansiyele yönelik bir sû-i teşebbüs olduğunu düşünüyorum. Tam da Amerikan-Irak güvenlik antlaşmasının imzalandığı ve Amerikalıların terörle mücadele eksenlerini Pakistan-Afganistan hattına kaydırma hesapları yaptıkları bir dönemde gerçekleşen saldırıların, şu ya da bu terör örgütünün ürünü olsalar da, Güney Asya’nın iki nükleer gücü olan Pakistan ile Hindistan’ı yeniden karşı karşıya getirme amacı güttüğü ve Amerikan güçlerinin bölgeye yerleşmelerini kolaylaştıracağı geliyor aklıma…

 

Komplocu bir yazar olarak algılanmak ödümü kopartıyor, bundan dolayı Ortadoğu’daki ve Asya’daki bütün kötülükleri Amerika’nın işi olarak görmek ya da göstermek eğiliminde ve görünümünde olmak istemem. Ancak 11 Eylül’de yapılan İslamcı el-Kaide kaynaklı terör saldırılarından sonra gelişen olayları hatırlayınca, açıkçası her terör olayının altında ister istemez bir bit yeniği arama eğiliminde oluyorum. Aklıma şu tür sorular geliyor: Acaba bu olaylardan sonra hangi şehirler bombalanacak? Hangi ülkenin kötü niyetli nükleer tutkular güttüğü ve kontrol altına alınması gerektiği iddia edilecek? Bu saldırıların açtığı çığırın sonunda kaç insan hayatını ve sahip olduğu her şeyi kaybedecek? Acaba bu saldırılardan Amerikalıların kârı ne olacak ve hangi ülkenin petrolü, gazı, tarihi, kültürü ve toprağı yağmalanacak?

 

Dediğim gibi, komplo teorisyenliği olmayı isteyebileceğim en son şeydir. Beni çok korkutur, ürkütür ve tıpkı benim komploculara yaptığım gibi, insanların beni ciddiye almayacaklarını, makaraya saracaklarını düşünürüm. Fakat elden ne gelir? Adı-sanı, amacı ve ne olduğu bilinmeyen bir terör örgütünün koca bir şehre baskın düzenleyerek iki yüz insanı öldürmesi ve çok daha fazlasını yaralaması akıl süzgecimden geçmiyor.

 

Amerika’nın yeni başkanı Barack Obama’nın yaptığı açıklamalardan, yeni yönetim ile eski yönetim arasındaki farkın, tehlikeyi tanımlama yöntemlerindeki farklılıklar olduğunu, sanıldığı gibi küresel bir barış isteğinden ziyade nokta hedeflere ve somut tehditlere yönelik bir tehlike algısının var olduğunu ve Obama’nın, Irak’tan çekilmeyi savunmakla birlikte Afganistan’da ve Pakistan’da yuvalanan el-Kâide terörü ile mücadele etme noktasında Bush’tan çok daha istekli olduğunu öğrendiğimiz bu günlerde, Hindistan’a yapılan terör saldırılarının çok daha dikkatli bir şekilde okunması gerektiği düşüncesindeyim. Nitekim Bush yönetiminin giderayak Pakistan’ın nükleer silahlarının yönetimine göz dikmiş olması ve meşrulaştırıcı sebep olarak da silahların, teröristlerin eline geçebileceği ihtimalini ileri sürmesi de resmin bütününün anlaşılması açısından yararlı bir argüman olabilir.

 

Sonuç olarak, Mumbai katliamının Pakistan-Amerika, Hindistan-Amerika, Pakistan-Hindistan ve Pakistan-Hindistan-Amerika ilişkileri bağlamında değerlendirilmesi ve bu değerlendirmede, Amerika’nın nükleer kaygıları ile Pakistan ve Hindistan’ın nükleer tutkularının da göz ardı edilmemesinin, meselenin anlaşılır kılınması açısından yararlı olacağı kanaatindeyim.

 

      
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR