













Yazamadığımız zaman tarih belgelenmiyor. Mümkün olduğunca yazmak, olayları tarihe kaydetmek gerek. Belki bir ibret olur bütün bu kayıtlar, yorumlar, düşünceler…..
Seçim kampanyaları! Bir sabah uyandığımızda üçlü kanka resimlerini şehirdeki tüm ilan panolarında gördüğümde, içim tiksintiyle ürperdi, bütün bunlar kadınlar için miydi? Ne inandırıcı aman ne inandırıcı, en cici takım elbiselerini giymiş, akça pakça yüz ifadeleriyle, gözlerimin içine baka baka ‘ aynı fikirde’ olabilen bu yeni arkadaşlık gurubunun amacını düşünmeden edemedim.. Evet biz kadınlar içindi. Hala okula gitme mücadelesi veren, hala aile içinde dahi ikinci sınıf vatandaş olan biz kadınlar!. Erkek egemenliğinin hat safhada olduğu ülkemizde, toplumsal yasaklar, erkek çıkarına kullanılan dinsel yasaklar bir yana, bizlerin siyasete girmemize izin verecek olanda yine erkekler.!!!
Siyaset; adamları nasıl da komik durumlara düşürüyor. Melih Gökçek mesela: Bir sürü muhabiri toplamış: balonlarını almış patlata patlata kendini haklı çıkarmaya çalışıyor.
Hala aptal vatandaş muamelesi görüyoruz.
Aydınların özür dileme kampanyası: Bu işte uzman tarihçilerin hiç birinin kabullenmediği tarihi gerçekler hakkında devletini küçük düşürmek maksadı ile, başlatılan özür kampanyasına katılan aydınlar acaba bu imza için para almışlar mıdır? Merak ediyorum. Tarihte sadık millet olarak bilinen Ermenilerin, o sıralar Çanakkale de savaşmaya gidenlerin boşluğundan faydalanarak Rusya nın sıcak denizlere açılmak arzusuna katkıda bulunmak için ayaklanmaları sebebiyle gelişen ve ardından meydana gelen olaylardan kendilerini sorumlu tutarak özür dileyen aydınlardan, devletimizi küçük düşürdükleri içinde özür dilemeleri çok yerinde olur..
Çılgın ihtiyarlar: meclisin önünde iki çılgın ihtiyar. Verimli topraklarımızın yabancılara satılmasına karşı çıkıyor. Yabancı sermaye, sıcak paraya tav olmuş ekonomik sistemimiz karşısında umursuz çırpınışlar
.
Mustafa: Bu filmi yapanların servetleri film öncesi ve sonrası iyi araştırılmalıdır. Atatürk ü içki içen , alkol kullanan, kadın düşkünü, yalnız bir adam olarak gösterebilmenin dolar bazında kazancı ne olmuştur acaba? Merak ediyorum?
Bir yandan ordumuz yıpratılmaya çalışılıyor, bir yandan Atatürkümüz, bir yandan Ermenilerden özür dileyen aydınlarımız, bir yandan federe olmak isteyen kürt vatandaşlarımız, parsel parsel yabancı sermayeleşen topraklarımız, madenlerimiz…
Evet görünen o ki; bu ülke kendi öz vatandaşlarıy vurulmak istenmektedir.
Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde,
iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK
