













Bırak
Üzerine titrediğim
Bütün çiçekler
Solarsa solsun
Bırak
Gücümün ötesindeki
Gizli özlemler
Gerçeklikle
Yanarsa yansın
Öznesiz cümleler mi kurmalı her akşam üstü ya da fiillerin içine saklamış özneleri alıp götürmeli mi başka akşam üstlerinin kızılımsı batışlarına…En unutulmuşluğunu zannettiğim anlarda tamamlıyor tümleçler duygularımı. Kalp atışlarımızın ritmikleşmesiyle mi başladı heyecanlarımızın azalması. O zaman hangi mesafeler koşutlandırabilir ki deli dolu akan bir ırmağın akıntısını.
Gölgemin sessizliğinde kimsesizleştim yine. Yine sokaklar yürüyen insanlara inat bomboştu. Biz, biz olamadık hiç benliğin arkasında ararken bizleri. Kiminde yeniden doğmuştuk, kiminde ölümcül tutkularla çıkmıştık yollara. Y o l l a r ı m ı z u z u ndu, günlerce gecelerce yürürdük bazılarında. Gecelerimizin günlere, günlerimizin gecelere karıştığı anlarda sesini özlerdik yitik sevgililerimizin, yitik s e v g i l e r i m i z i n.
Yani diyorum ki aslında, yalnızlıklar boyu gecelerin ötesinde vardık biz. Minik bir bebeğin gülümsemesinde, simitçi tezgahında, ağız dolusu gülmelerde bazen, bazense günlerce ağlayışlarımızda, duygularımızın en doruksal anlarında, bazen gizlendiğimiz içki kadehlerinin ardında, bazense tüm cesaretimizle b a ş k a l d ı r ı l a r da.
Acılarımızın doruğundan mı doğmuştu o dağ başlarındaki ateş kıvılcımları, umutlarımızın iyimserliğinden mi. Tüm b i l i n m e z l i k l e r i n bilenen yanlarıyla vardık biz. Ve yüreklerimiz, delicesine hasretken bahar mevsimlerine kışları yaz ederdik kendimize.
Fatoş Karakaya “Ya Biterse Bahar” kitabından…
