Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr
Gözüne Gözlük
17 Ekim 2010 Pazar 09:41
Bizim garibim madenciler ocaktan çıkar, üst baş kapkara, bi tek
gözleri görünür... Şili’de madenciler ocaktan çıktı, saç baş tertemiz,
bi tek gözleri görünmüyor!
*
Hepsinde janti gözlük.
*
Sanırsın sörf’e gidiyorlar.
Ya da ne bileyim, 69 gündür kayak merkezindeydiler, snowboard’tan geliyorlar.
*
E yazmak lazım.
*
“At gözlüğü” takanlar, boşuna zahmet edip okumasın... Gözünü dört açmak isteyenlere ise, tavsiye ederim.
*
Jonathan
Franklin diye bi arkadaş var, gazeteci, İngiliz aslında, üniversiteyi
ABD’de okudu, New York Times’ta filan çalıştı, sonra gökdelenlerden
sıkıldı, kendini dağa-bayıra vurdu, 15 sene önce Şili’ye taşındı,
Santiago’ya yerleşti, Şilili takı tasarımcısı bir kadınla evlendi,
Guardian Gazetesi’nin Güney Amerika muhabiri oldu... Maden çökünce,
bavulu topladı, gitti, çadırı kurdu, kurtarma çalışmalarına gece-gündüz
tanıklık etti. Oraya doluşan 2 bin gazeteci, evet, 2 bin gazeteci,
madencilerin çıkarılışını “görmek” için beklerken, bizim Jonathan, iyi
de birader, bu madenciler “nasıl görecek?” diye düşündü. Çünkü, adamlar
69 gündür kapkaranlık mezarda yaşıyordu, dışarı çıktıklarında gözleri
hasara uğrayacaktı. Güneş gözlüğü lazım dedi, önce kurtarma ekibinin
başkanına söyledi, olur’u alınca da, gözlük firmasına telefon etti.
*
Firma
üstüne atladı, tanesi 180 dolardan 35 adet gözlük gönderdi, kıyağımız
olsun dedi, para almadı. 33’ünü madenciler taktı, 2’sini dayanışma için
Şili maden bakanı ve Şili devlet başkanı taktı.
*
150 ülke canlı yayınladı, bir milyar kişi seyrederken, madenciler bi çıktı, hepsinde janti gözlük!
*
Oakley o.
*
Nedir Oakley?
*
James
Jannard diye bi arkadaş var, Amerikalı, eczacı olacaktı aslında,
sıkıldı, reçete şurup filan uğraşamam dedi, üniversiteyi üçüncü sınıfta
bıraktı, 300 dolar sermayeyle şirket kurdu, ilk gözlüğü evinin garajında
tasarladı, adını da Oakley koydu... Oakley, köpeğinin adıydı.
*
Doğa
sporları meraklısı olan, karda-çölde motora bisiklete binmeye bayılan
ve arkadaşları arasında “çılgın” lakabıyla tanınan James, popüler kültür
dehasıydı. Hollywood’a saldırdı... Görevimiz Tehlike’nin giriş
sahnesinde Tom Cruise’un taktığı afili gözlük var ya, Oakley o... Blade
filminde vampir avcısı Wesley Snipes’ın gözünden çıkarmadığı kara
gözlük... Savaş filmi Black Hawk Down’da komandoların taktığı... Zaten,
şu anda Irak’ta ve Afganistan’da görev yapan Amerikan askerleri de
Oakley takıyor; tek tek uğraşmadı, Amerikan ordusuyla toptan anlaşma
yaptı. Örümcek Adam’a, X-Men serisindeki garip tiplere, The Taking of
Pelham 123’te John Travolta’ya taktırdı. Özendirdi.
*
Nokta vuruşları yaptı...
ABD’de
naklen yayınlanan turnuvalarda gözlüğünü hiç çıkarmadan oynayan dünya
poker şampiyonu Phil Hellmutt’a sponsor oldu. Kanser hastası olduğu
için, fotoğrafı dünyada en çok kullanılan, gelmiş geçmiş en büyük
bisikletçi Lance Armstrong’a sponsor oldu.
*
Uzatmayayım, trend
oldu, 500 milyon adetten fazla gözlük sattı. Baktı ki, iyi satıyor...
Yetti gari, tadında bırakmak lazım dedi, Oakley’i 2007’de 2 milyar 100
milyon dolara İtalyan devi Luxottica’ya sattı. Dijital kamera işine
girdi. “Dünyanın en yaratıcı 100 insanı”ndan biri seçildi.
*
Üç
milyar dolar şahsi serveti var. Dört çocuğu, dört tane özel jet uçağı
var. Apartman hayatından daralıyor... Biri ABD’de, ikisi Fiji’de, üç
tane özel adası var; adalarda oturuyor.
*
Oakley’i satın alan
Luxottica ise, gözlükte dünyanın en büyüğü... Amerikalıların
yaratıcılığından faydalanmak için, Oakley’in merkezini İtalya’ya
taşımadı, California’da bıraktı. Oakley’in yanı sıra, Ray-Ban, Prada,
Chanel, Bvlgari, Versace, Donna Karan, Miu Miu gibi markaların
gözlüklerini üretiyor. Luxottica’nın 6 milyar dolar serveti olan sahibi,
İtalya’nın en zengin ikinci adamı... Berlusconi üçüncü... Bizim
Başbakan da, Luxottica’nın ürettiği gözlüğü takıyor, gözü
rahatsızlandığında Bvlgari almıştı, 670 liraya.
*
Peki, neden Oakley? Onca gözlük markası varken, niye Oakley taktı Şilili madenciler?
*
Çünkü,
yazının başında bahsettiğim gazeteci Jonathan, doğa sporları hastası,
bisiklet tutkunu, özellikle de Lance Armstrong hayranı... Oakley,
Şili’deki ilk şubesini 2004’te açmıştı... E şube açılınca, üniversite
yıllarından beri Oakley kullanan Jonathan’ın gözlük almak için taaa New
York’a gitmesine gerek kalmamıştı. Gözlük aklına gelince de, aklına ilk
olarak Oakley gelmişti doğal olarak... (Müşteri memnuniyeti diye buna
derim ben!)
*
Böylece, lise mezunu, popüler kültür yaratıcısı,
bilinçaltı sihirbazı James’in zekâsı, ABD üzerinden İtalya’ya, oradan
Şili’ye, döndü dolaştı, madencilerin gözüne gözlük oldu!
*
1 milyar kişi seyretti.
*
Sadece
300 dolara kurduğu şirketi, 2 milyar 100 milyon dolara yükseltti... 6
milyar dolarlık şirket ise, tanesi 180 dolardan, sadece 6 bin 300
dolarlık bağışta bulunarak, 150 ülkede binlerce saat ekranda kalıp,
dünya genelinde 41 milyon dolarlık reklamı bedavaya getirdi.
*
(Reklam
bedeli hesabını Amerikan CNBC televizyonu yaptı. Amerikan Fox
televizyonu ise, “Oakley’in gözlük bağışı, hiç şüphesiz 2010 yılının en
başarılı yatırımı oldu” yorumunu yaptı.)
*
(Endonezya’ya,
Pakistan’a 400 milyon dolarlık yardım yapıp, anca teşekkür plaketi alan
Türkiye ise, sanırım parası bittiği için, beş aydır madenci cenazelerini
çıkaramıyor.)
*
Netice itibariyle...
Tüm dünya, Şilili
madencilerin çıkarılışını gözyaşlarıyla seyredip “Emekçi kardeşlerimiz
kurtuldu, yaşasın insanlık” romantizmi yaparken, “sermaye vizyonu” malı
götürdü yani.
*
Gazeteci Jonathan’a dönersek... “The 33” diye
kitap yazıyor, önümüzdeki ay piyasaya çıkacak, 100 milyon adet satılması
bekleniyor. Aman güneş gözlüğü takarak okuyun ha!
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...