Depremin vurduğu Elazığ’ın Okçular köyünde en çok can kaybı Yıldız
ailesinin çöken kerpiç evinde yaşandı.
Evin enkazından dört kız
kardeşin cansız bedeni ve yarım kalmış umutlar çıktı.
Radikal'in
haberi:
Nermin, Tuğba ve
Zilan ile birlikte iki katlı kerpiç binanın çökmesi sonucu hayatını
kaybeden 14 yaşındaki ilköğretim 8. sınıf öğrencisi
Gönül Yıldız’dan
geriye kalanların izini sürdüğümüzde tiyatroya meraklı olan, okumayı
seven bir çocuğun yürek yakan öyküsü çıktı.
Aracımız,
Okçular Köyü’ne uzanan dar yoldan tırmanmaya çalışırken bizi
ilk önce, köye hakim bir tepeye kurulan jandarma karakolu karşıladı.
Dev harflerle yazılan “Her şey vatan için” sloganı, ister istemez bir
gün önce karanlık, çamur ve soğuk içinde bıraktığımız insanları
hatırlattı. “Her şey vatan için”... Ya insan? Bu denklemde insan
nerede?
Zaten bozuk olan yollar, bir de darmadağın olan kerpiç sayesinde daha
da beter olmuş. Her yer çamur deryası. Önceki güne göre hava daha da
soğumuş.
Şanslı olan köylüler kat kat giyerek kendilerini soğuktan korumaya
çalışıyor. Dağıtılan çadırları kendilerince ‘ev’ haline getirmeye
çalışıyorlar. Bir yandan evlat, eş, dost, komşu acısı. Bir yandan devam
eden hayat telaşı. Soba olmadığı için köyün neredeyse tamamı geceyi iki
büklüm, battaniye altında geçirmek zorunda kaldı. Yakılan küçük
ateşlerin etrafında en fazla el-ayak ısıtılabiliyor. Çalı-çırpı
yakanlar da var, iki gün önce başını soktuğu evin yıkılan damındaki
odunları yakan da...
Köyde en fazla can kaybının hangi evde yaşandığını soruyoruz. Rıza
Yıldız’ın evinde yaşandığını söylüyorlar. Tesadüfen Rıza Bey’in
kayınbiraderi Fahrettin Çimen’le karşılaşıyoruz. Rıza Bey’in eşi
Mülkiye Hanım ve 23 yaşındaki Gökhan ile birlikte Elazığ’da hastanede
olduğu söylüyor. “Başka kurtulan yok mu?” diye soruyoruz. Bakışları
anlatıyor her şeyi. 18 yaşındaki Nermin, 14 yaşındaki Gönül, 10
yaşındaki Tuba ve 2.5 yaşındaki Zilan artık hayatta değil. Acılı dayı
konuşmakta bile zorlanıyor. Cebinde hala defin kağıtları var
yeğenlerinin. En çok Gönül’ü anlatıyor. “Okumayı seven bir çocuktu.
Azimliydi. Babası da okutmakta kararlıydı. Bu yıl 8’nci sınıfı
bitirecekti” diyor Rıza Bey.
Nasıl geçindiklerini soruyoruz. “Babasının küçükbaş hayvanları vardı.
Ama hepsi telef oldu” diyor. “Fotoğrafı var mı Gönül’ün” diye
soruyoruz. “Vardı ama...” cümle yarım kalıyor. Fotoğraflar Gönül ve üç
kardeşi gibi toprak altında artık.
126 Gönül en ön sırada
Gönül’le ilgili bilgi almak için Okçular İlköğretim Okulu’na gidiyoruz.
Okul artık, Kızılay’ın kazanlarının kaynadığı bir aş evi. Kapıdan girer
girmez üzerinde ‘8A’ yazan sınıfa gözümüz ilişiyor. Sınıfın önüne dev
kazanlar kurulmuş, kuru fasulye pişiyor. Sınıfa giriyoruz. Kızılay’ın
yardım ekibi, sıraları kenara çekmiş, portatif yataklar kurmuşlar.
Okulda öğretmen kalmadığı için gözümüz, O’ndan kalan bir şeyler arıyor.
Duvara asılı oturma planını görüyoruz. Okul numarası ‘126’ olan Gönül
en önde oturuyormuş. Biraz daha araştırıyoruz sınıfı. Başka bir panoya,
‘Proje ödev listesi’ asılmış. Buradan Gönül’ün fen derslerine ilgili
bir öğrenci olduğunu anlıyoruz. Bir başka sınıf listesinde Gönül’ün
tiyatro kulubünde olduğu yazılı. Öğretmeni Gönül’ün ‘araç gereç getirme
not defterine’ sadece iki gün ‘yarım’ yazmış. Derslerine karşı ilgili
bir öğrenci olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Öğretmenler odasına ise Gönül’ün davranış notlarını buluyoruz. Derse
hazırlıklı gelmesi, ders içi aktiviteleri, arkadaşlarının doğrularını
desteklemesi, söz alarak konuşması, sorumluluklarını yerine getirmesi,
ödevlerini özveri ile yapması, Türkçe’yi doğru ve düzgün kullanması,
grup çalışmalarına katılması 10. Bulduğumuz belgelerden belki de insanı
en çok etkileyeni ‘son ders’te sınıfta ne yapıldığını gösteren “ders
defteri”...
Depremin olduğu Pazar gününden önce, 5 Mart Cuma günü iki ders
İngilizce görmüşler. Dünyaca ünlü Türk doktor Mehmet Öz ve bilgisayar
ile ilgili iki ayrı okuma parçası üzerinde çalışmışlar. Gönül, Türkçe
dersinde arkadaşlarıyla birlikte internetten belgesel programı izlemiş,
din dersinde ise ‘İslam dünyasında yorum biçimleri’ni öğrenmiş.
Kitaplıkta ise öğrencilerin hangi kitapları okuduğunu gösteren bir
defter var. Gönül, 10 tane kitap okumuş bu yıl, diğer öğrenciler 3’te,
4’te kalırken. Neler okuduğuna bakıyoruz. Hz. Muhammedın hayatı da var,
Tolstoy’un, “İnsan ne ile yaşar”ı da, Polyanna da. Sınıftan ayrılırken,
Gönül’ün hiç görmediğim yüzünü ve duymadığım sesini düşünüyorum.
Pazartesi günü sabaha karşı 14 yaşında, umutları olan, hayalleri olan
bir çocuk can verdi. Daha fazla söze gerek var mı?
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR