













Bana gelen bu yazıyı noktasına karışmadan sizlerle paylaşıyorum ben çok beğendim ve bu yazının altına yazılacak çok şey yok aslında;
Ah bu zihnimdeki ağrı…
Kaçıncı yıl yitimi bilmiyorum içimdeki düşlerin. Ah benim yağmalanan yüreğim ne çoktu inanmışlığın, aldanmışlığın…
Bir kez daha vurdular en dokunulası yerinden, bir kez daha ve daha sert. Vuruşları duracak gibi değildi…
İhtilal gibiydiler saldılar askerlerini yüreğime, bir mahkeme tutanağında kaybettim geçmişimi aniden… Hükümsüzdür! Sonra… Sonrası yok, sonrası hiçlik…
Yasaklıyorum adını artık dostluğun, kardeşliğin, yarlığın ve varlığın…
Şimdi varlıkta bulduğum nefes gibi kesilesi bir damar bulacak keskin bıçağım…
Evet, doğrudur; artık daha solgun yüzüm ve saçlarım daha seyrek…
Sen bakma sakallarıma bulaşan aklara, yüreğim yetim çocuğumdur benim…
Yarılandık ve yarımlandıkta yarınlanamadık dedim ya işte… Yarımlandık…
Yana yana yansak hani diyorum, kül olsak bir avuç, hangi dizelerde yer bulur yangınımız! Ah benim tümevarımım, şimdi tekil sonsuzluğumsun. En acısı artık kaybetmek sevdanın güncesini…
Bilmezsiniz bir insana sevdalı kalamamanın acısını! Ama öyle böyle bir sevda değil dem vurduğum: Hani balığın denizi sevmesi gibi bir şey ya da yaprağın dalını sevmesi yahut ağacın toprağı sevmesi gibi işte…
Elmanın içindeki kurdun, elmayı sevmesi gibi bir şey değil söylediğim! Yabancıl bir ağrı gibi içinde beslediğin şeyin, seni yiyip bitirmesi değil!
Ömrün kısa döngüsü bunun üzerine kurulu biliyorum! Gitmekte var, savaşır gibi kalmakta…
Sanmayın ki gidendedir cesaret! Kalan daha cesaretlidir her zaman! Olduğu yerde kalan hani, hani çivi gibi çakılan olduğu yere, hani gözlerinden akan tuzla yanakları çatlayan, hani göğüs kafesinde koca bir hiçlikle yapayalnız kalan, hani üşür gibi çenesi titreyen, hani kaskatı kesilen, hareketsiz, dulda, üryan…
Sonra biten bir şeye yazar insan böyle küçük yazılar ya da yıllardır olmayan bir şeye…
Yüreğindeki o dokunulası yere kimsenin eli değsin istemezsin, alamazsın kimsecikleri…
Yalnızlığının esirisin artık ey yalnız adam. Hani cümleler vardır yarım kalan zamanlardan beraberinde getirdiği insanın… Bende sadece şu iki mısra kaldı:
Vurgularda yiten canhıraş ses kırıkları... Yeter mi umutlar kurtarmaya bir aşkı...
ONUR KOCAMAZ
Teşekkürler Azizim yüreğinden kağıda dökülenleri bizimle paylaştığın için, altına pek fazla bir şey yazılmaz ama geçmişteki birkaç acıya gönderme edasıyla,
Kirve haklısın
Yara En Çok Kanarken Yakışır Acıya…
.....
BÖYLEYMİŞ KARA YAZGIMIZ
Teşekkürler Kirvem