













Bir yanda yarınlarımız, bir yanda sütten kesilmiş umutlarımız. Evet, haksızlık terazisine ayar verecek bir kahraman bekliyoruz, doğalgazı geri tüten teknolojik çağımızda.. cebimizden çıkan ekmek paralarımız, ve oy pusulalarımız... bunların dışında özet görüntülerle geçiştirdiğimiz savaşlarımız, zalimle zülmün el ele verdiği... dna sından kurtulmak istiyorlar insanlığın, ve insansızlığın erdemine doğru yol alıyor sektorel varoluşlarımız. Yarınlarımıza hiç birşey bırakmıyor bombardımanlarınız. Yüzyıllık uykularımızda, uykularımızın bölunmesinden de korkuyoruz.
Zalime zahmet veriyoruz, istedikleri yerlere gitmediğimiz için, savaşlar icat etmek durumuna sokuyoruz.. madalyonların arka yüzlerinde uluslararası yasadışılıklar anlaşmalarıyla kenetlenmiş camialara, insan haklarını ihlallerinden dolayı suçlu bulunmalarını sağlayacak bir uluslararası-medeniyetler hoşgörüsü yok ne yazıkki. Ne yazık ki insanlıkdışı katliamlar hoşgörülürken, köleliğin, Gazze soykırımının hoşgörürlüğü kabul görüyor, uluslararası ilişkilerde.
Olmayan kimyasal silahları yüzünden yerle bir edilen halkı birbirine düşman edilen ırak ı demokra tikleştirenler(!), yeni/cici silahlarını göstermelik savaşlarıyla dünyaya tanıtan İsrail saldırganlarına gelince nedense demokratikleşememe sancısına tutuluyorlar.
Bir yanda yarınlarımız bekliyor bizi.. cebimizde asgari ücretle yıllardır bekliyoruz o geleceğimizi, yarınlarımızı.. sömürdükçe sömürenlerin alanları daraldıkça, sıraya sokuyorlar bizleride.
Gazze de ölmek amerikada bir bankanın batmasından daha önemli değil çünkü. Ve devletlerin acil yükümlülükleri içinde değil savaşları durdurmak.
Hangi taraftayız? Tarafımız insanlığa yakınlaştıkça, vurulma ihtimalimiz artıyor.
Nedenleri olmayan savaşların çıkarılması kolay ama bitmesi zor..
Güç birliği edeceğimiz kim var?
Barışa katkıda bulunacak; biraz gözyaşımızdan, fakirleşmiş dualarımızdan başka neyimiz var?
gazzem