Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
C. Hakkı Zariç
chzaric@haberajans.com
Gazetecilere Özgürlük İçin Taksim'e
13 Mart 2011 Pazar 03:14

Zamanın öteki yüzündeki karanlık gittikçe belirginleşiyor; kuşatılmış bir halkın çocuklarıyız.

Orada; darbelerin postal gıcırtısıyla sokaklarda kol gezdiği mevsimlerde, Eylül karabasan gibi insanın içini titretirken, yaşamanın bir diğer adı direnmekti.

Meydanlarda ayetler okuyarak halkı galeyana getiren generaller omuzlarındaki yıldızlar kadar parlaktı. Bir pop yıldızından daha tanınır, bir pop yıldızından daha önde, bir pop yıldızından daha çok gündemde…

Şimdi tahammülün kırıldığı yerden geliyor insanın sesi.

Nedim Şener, Ahmet Şık ya da ismi her ne olursa olsun; yazmanın kaleminden çıkan sesle puslu avluların kuşlarını ürküten insanlar, avlusuz duvarların arkasına gönderiliyor.

Yandaş olmayan, bir yanını taşa dayamalı.

Yandaş olmayanın bir yanı boş kalmalı.

Yandaş olmayanın kolları geceleri boşluğu sarmalı.

Yandaş olmayanın yatağı değil ranzası, evi değil koğuşu olmalı.

Ah o güvenlikli ve bir o kadar korunaklı duvarların arkasındaki bitmeyen karanlık; demli çayın buğusunu kimseyle paylaşmasın için devlet güvencesiyle yalnız kılınan insan.

İktidarı beklemenin uzun yıllarında biriktirdikleri sinsilik, kibir, susku, kirli düşler toplamıyla hayata sızan kalabalık; zaten orada değil miydiniz?

İnsanlarımız Karadeniz’de boğulurken, Kızıldere’de kurşunlanırken, Ankara’da idam edilirken, kayıplar hanesine isimleri yazılırken gündemde olmayan başörtüsü davasıydı sadece. Oradaydınız; ama bir yandan da orada çoğalmanın sokaklarında insana ait olmayan hırsların kapılarını aralayandınız. Şimdi rahatlık zamanıdır. Şimdi parlamentoya girecek kadın vekillerin türbanlı olması gerektiği dillendirilmektedir.

Sonun başlangıcından bu yana yazmanın neden suç olduğunu yazarak soran her gazeteci bavulunu hazırladı.

Mahkeme kapılarında tahliye bekleyen aileler, arkadaşlar, tanıdıklar, komşular yanıldı. Bir sonraki görüş gününün soğuk demirlerine abanmayı ezberledi insanlar.

Bu ülkede yaşamanın şükranlarıyla mı yazmalıyız?

Bu ülkede doymanın minnetiyle mi yazmalıyız?

Bu ülkede muhalif olmanın bedelini hapis yatarak mı ezberlemeliyiz?

Bu ülkede farklı düşünmenin, bu ülkede yandaş olmamanın, bu ülkede doğrunun peşinde olmanın bedeli, sizin doğrularınıza biat etmekten mi geçiyor?

“Hiçbir gazeteci yazdıklarından dolayı içeride değil” diyorsunuz; ama hangi gazetecinin, gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklandığını açıklamıyorsunuz. Haa, bundan kastınız Hüseyin Üzmez ise eyvallah…

Sizden olmayan sizden değil; sizden olan mağdur, sizden olmayan terörist. Neden?

Gazetecilikte ısrar etmek suç mu?.

Gazetecilikte ısrar eden gazetecileri desteklemek suç mu?.

Gazetecilik mesleğini ayaklar altına almayan, mesleğin basamaklarında gurur ve onurla duran, düşüncesi ne olursa olsun, her meslektaşımızın arkasında olmak suç mu?

İnsanların haber alma, doğru haberle bilgilendirilme haklarını korumak, bu ilkelerle haber yapmak suç mu?

Gazetecilere Özgürlük Platformu’yla birlikte, doğru olanın yanında olmak, doğru olana destek olmak, doğru olandan yana ısrar etmek için orada olacağım. Galatasaray Meydanı’ndan Taksim Meydanı’na ayrım gözetmeksizin gazeteciler için özgürlük isteyenlerle yan yana yürümenin adımlarıyla çıkacağım bu sabah sokağa.

Vesselam!

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR