













İyi Kalpli Amcalardan Biri Daha Gitti!
Önce Adile Naşit ile hissettik o derin sızıyı, sonra Barış Manço , Gökhan Semiz, Kerim Tekin, Ajlamn Büyükburç, Onno Tunç, Kemal Sunal, Cenk Koray, Asuman Arsan, Cem Karaca, Attila İlhan,Suna Pekuysal, Sevgili Kardeşim Barış Akarsu, Hadi Çaman derken şimdi de Gazanfer Özcan’ı kaybettik...

Onu Tiyatro sahnelerinde izleme fırsatını pek bulamadım ben, Sayısız Sinema Filmleri ile çoğunlukla siyah beyaz izledim onu. Son dönemlerde Hümeyra da ayrıldıktan sonra belki de sadece onu görmek adına izliyordum Avrupa Yakası’nı oturduğu yerden bizleri güldürmeyi başaran Gazanfer Özcan’ın bugün 10.30’da Haldun Taner Tiyatro’sunda yapılan Töreni’ne maalesef Hastalığımın artık beni iyice tembelleştirmesinden dolayı 3 telefonun alarmını ayrı, ayrı kurmuş olmama rağmen zamanında gidemedim.
Tez vakitte kabrinde ziyaret edeceğim, Gazanfer Baba’yı.
NEJAT UYGUR’A BİR AN EVVEL ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM… O’NUN SAĞLIKLI OLDUĞUNU BİLMEK DAHİ SANIRIM BİZ TÜRK HALKI’NA YETER.
GÖKHAN KARADUMAN
Gazanfer Özcan, 1998 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanını aldı.
Özcan’ın oynadığı filmler
şunlar:
İngiliz Kemal, Lawrence’e Karşı (1952) ,
Çeto Salak Milyoner (1953) ,
Fındıkçı Gelin (1954) ,
Aramızda Yaşıyamazsın (1954) ,
Şimal Yıldızı (1954) ,
Allı Yemeni (1958) ,
Sevdalı Gelin (1959) ,
Garipler Sokağı (1959) ,
Biz İnsan Değil Miyiz (1961) ,
İki Damla Gözyaşı (1961) ,
Utanmaz Adam (1961) ,
Naciyem (1961) ,
Minnoş (1961) ,
Yedi Günlük Aşk (1961) ,
Külkedisi (1961) ,
Damat Beyefendi (1962) ,
Şaka Yapma (1962) ,
Avare Şoför (1963) ,
Vur Patlasın Çal Oynasın (1970) ,
Çılgın Yenge (1971) ,
Televizyon Çocuğu (1975) ,
Tokmak Nuri (1975) ,
Ah Nerede Vah Nerede (1975) ,
Dam Üstüne Çul Serelim (1975) ,
Burnumu Keser Misiniz (1992) ,
Komiser Şekspir (2000) ,
Keloğlan Kara Prens’e Karşı (2005) ,
Beyaz Melek (2007) .
Merhaba Nalân
Merhaba Nalân... bu sen misin,
Yoksa sen mi sandım;
Biri çimdiklesin beni...
Şöyle ışığa gel de göreyim,
Beni dümdüz eden,
O yalandan da yalan gözlerini...
Merhaba Nalân...
Amortiden mi çıktın güzelim?
Bak yine şapşal ettin bizi...
Oysa ne güzel unutmuştuk
Ve ne güzel sona ermişti,
O gerzek pembe dizi!..
Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
Fabrikatör Nubar Bey'in
Tarabya köşküne gitmiştin...
Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
Beni acayip refüze etmiştin...
Ve işte o an gözümde,
Eskicinin bile almadığı
Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..
Merhaba Nâlan..
Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
Merhaba, artist olma hayallerinin
İkinci sınıf karakter oyuncusu!..
Vay anasını sayın seyirciler,
Vay anasını be... vay anasını!..
Bak, şimdi ağlarım ha,
Tez kapatsın biri,
Gözlerimin bozuk vanasını!..
Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
Bir hayvancağızdı inleyen,
Yol kenarı çamurunda.
Ve hep kendine ayırdığın
O bencil yüreğin,
Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı!..
Merhaba Nâlan... merhaba!
Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
Merhaba, yanlış ağlara takılmış
Muhteşem deniz yıldızı!..
Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
Dolardım da bir türlü yağamazdım...
Sen bana bakınca,
Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
Gurur yapar, ağlamazdım...
Ne düşkündüm sana be!
Hani hayvanlar yavrusunu nasıl yalarmış,
Aynen öyle...
Ne tutkuydu bizimkisi be!
Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
Aynen öyle...
Ve o nasıl gidişti be!
Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
Aynen öyle...
Of Nâlan of!..
Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Bunu bilmekten ölürdün...
Şu kadarını söyleyeyim:
Hani taş olsan,
Yani taş olsan;
Ortadan ikiye bölünürdün...
Gitme Nâlan, dur!
Tekrar gitme ne olur!..
Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
Yoo... hayır, ağlamıyorum,
Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.
Belki de sen haklıydın,
Bu mahallede ne bahtın açılır,
Ne de boyun uzardı.
Üstelik annen ölmüştü
Ve sokağınız,
Acını kaldıramayacak kadar dardı...
Terso gidiyordu herşey...
Milllet işi-gücü bırakmış,
Aklını bize takıyordu.
Altımızda çul yoktu,
Üstümüzde dam akıyordu.
Arap kızı camdan bakıyordu...
Sen gittikten sonra ben,
Hiç sorma...
El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
Bütün kazancımı şaraba yatırdım.
Ama gelinliğin duruyor.
Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
Ben seni bir tek gün,
Bir tek gün bile unutmadım!..
Merhaba Nâlan,
Merhaba üzgün melek.
Merhaba kadersizim, talihsizim.
Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim!..
Ama Necdet Tosun öldü Nâlan,
Artık yemekleri sen,
Salatayı da ben yapacağım.
Sami Hazinses kadar olmasa da
Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.
Kemal Sunal da öldü Nâlan,
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
Ve dünya kirlendi,
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık...
Sen varsın, ben varım.
Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
Esas film şimdi başlıyor,
Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada!..
Merhaba Nâlan, merhaba!..
Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
Ulan seviyorum seni be!..
Ulan, nereden inceldiyse,
Oradan kopsun be!..
Şair : Yusuf Hayaloğlu
Kaynak: Gözleri İntihar Mavi
Taziyemiz...