Fuar
İncecik iplikle bileğinize bağlanmış kırmızı balonu, sanki dünya
avucunuzdan kayıp gidiyormuş gibi, elinizden kaçırdığınız yeri
hatırlıyor musunuz?
*
İzmirliler hatırlar.
Fuar’dır mutlaka.
*
Siz, kısaca “İzmir Fuarı” diyorsunuz... Size öyle geliyor!
*
Mustafa
Kemal’in şerden hayır yaratan vizyonuyla, İzmir yangınının cayır cayır
alevlerinde yeşeren zümrüt... Anka kuşu misali, küllerinden yeniden
doğan ulusun yuvasıdır orası.
*
Kapıları; Lozan, Montrö, 26 Ağustos, 9 Eylül, Cumhuriyet... Milli mücadele müzesidir.
*
Televizyonu
bile olmayan içine kapalı Türkiye’nin “coğrafya laboratuvarı” gibiydi;
dünyaya açılan penceresi... Ve, bu pencereden kafasını ilk uzatan,
İzmirlilerdi... Turizm yoktu henüz, hayatımda ilk Japon’u orada gördüm
ben mesela... İlk Afrikalıyı da... Kenya pavyonunda.
*
Laylaylom kültürünün hâkim olduğu ülkemde, pavyon’un bar’dan saz’dan ibaret olmadığını öğrendiğimiz kültürpark’tır orası çünkü.
*
Bi
tarafta SSCB pavyonu, bi tarafta ABD pavyonu... Henüz liboşlaşmadığımız
“Soğuk Savaş” yıllarında, sosyalizmle kapitalizmin kapışma alanıydı.
Memleketimde gomunist avı yapılan dönemde, orak-çekiç’in altında hatıra
fotoğrafı çekilebilen “tek özgürlük alanı” aynı zamanda.
*
Küba, Uganda, Malezya...
Gidemiyorduk.
Onlar geliyordu.
Tanışıyorduk; yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmeyi illa din dersinde öğrenmiyorduk.
*
Sadece
dünyayla değil, uzayla da orada tanışmıştı Türkiye... İnsan için küçük,
insanlık için büyük adım’ı atan Neil Armstong’u Ay’a indiren kapsülü
getirmişti ABD pavyonu... Yanına da Ay’dan getirilen kaya parçasını
koymuşlardı. Sakal-ı Şerif’in etrafında döner gibi kuyruğa giriyordu
ahali... Altta kalır mı; kozmonot kıyafeti görmüştük ilk SSCB
pavyonunda... Gagarin’in fotoğrafı altında... Dedemin Gagarin’e fatiha
okurken fotoğrafı var bende hâlâ.
*
(Gaza gelip, paraşüt kulesinden atlıyorduk... Bungee’nin icat edilmesine yıllar vardı daha.)
*
Van
minüt’e de yıllar vardı... Filistin pavyonunda dağıtılan Arafat
kefiyesiyle biniyorduk lunapark’taki dönme dolaba... Ege Üniversitesi
Ziraat Fakültesi’nde okuyan Filistinli bir genç, İsrail pavyonuna bomba
koymaya çalışırken havaya uçunca, öğrenmiştik bu kavganın dönme dolap
gibi kısırdöngüden ibaret olduğunu... Lunapark kadar eğlenceli
olmadığını.
*
Kimisi Cem Karaca’ya eşlik ederken, işçisin sen işçi
kal diye, kimisi kendini jiletlerdi Ferdi Tayfur’u dinlerken...
Parkalı, purolu, şalvarlı yan yana otururdu, Emel Sayın söylerken...
Kimisi de Seyyal Taner’i görücem diye gazinonun kapısında arabanın
altında kalırdı benim gibi... Müzeyyen Senar, Gönül Yazar, Ahmet Özhan,
Barış Manço, ipod’un atasıydı Fuar.
*
Zeki Müren’in mini eteği ilk
giydiği yer... Dumanlar arasında roket maketi gelmişti sahneye, bi
açıldı, içinden mini etekli Zeki Müren çıktı, ayağında 20 santim topuklu
çizme, üstünde gladyatör kıyafeti, ensesinde tavus kuşu tüyleri...
Cesaretin, hoşgörünün kalesidir orası.
*
Cinsel tercihini yürekli
şekilde ortaya koyduğu için, Kenan Evren tarafından sahneden aldırılıp,
Buca Cezaevi’ne gönderilen Bülent Ersoy... İnsan hakları mücadelesi’dir.
*
Yeni
Asır’da şoför olarak çalışıyordu babam... Bi gün, elinde bi tomar
biletle geldi. Basına dağıtılan hediye biletlerden... Seçtik arasından,
Nejat Uygur Tiyatrosu’na gidelim dedik... Baktım bilete, “ön koltuklar
için ayrılan avanta bilettir” gibi bi cümle var... Yani? Büyük usta
yapmıştı yapacağını, sanatçı emeğinin bedava olmadığını anlatan o şahane
cümleyi koydurmuştu hediye biletlerin üzerine... Gazetecinin asla
avanta almaması gerektiğini öğrenmiştim o gün... Öğretmişti... Okul
gibiydi Fuar.
*
Aslan, zürafa, maymun.
Ve, arkadaşım Bahadır.
Gibisi fazla... Okuldu.
*
Türkiye’nin
dünya mutfaklarıyla tanıştığı ilk evrensel restorandır orası...
Düdük’ten başkası yoktu, hayatımın ilk spagettisi’ni orada yemiştim; ilk
ketçapla... Sanayicilerin sanayi görmek için koştuğu yerdi... İthalat
yasaktı, Fuar’da serbestti, satın alıyordun, Fuar bitene kadar
bekliyordun, Fuar bitince evine götürüyordun... 30 gün her akşam gidip
bakmış İtalya pavyonundaki Zoppas buzdolabımıza anamla babam, 1961
senesinde... Zoppas marka hayatta mı bugün bilmiyorum ama, bizim Zoppas
çalışıyor hâlâ!
*
Telefon edin sorun, İstanbul’un nüfusunu kesin
olarak söyleyemezler size... 8 bin ağaç ve binlerce çeşit bitkisinin
adıyla sanıyla künyesi var İzmir Belediyesi’nde, hepsi sigortalı...
Doğasına sahip çıkmayanın, insanına sahip çıkamayacağının kanıtıdır
Fuar.
*
Süresi kısaltıldı, “AKP’nin zaferi” olarak lanse edilen
Expo saçmalığıyla tarihe gömülmek istendi... Fuar’ına sahip çıkacağına,
Fuar icat etmeye kalkışanların madara olmasına vesile oldu... Hep bizi
eğlendirirdi, bu komiklik sayesinde bu sefer kendisi eğlendi Fuar!
*
Ve,
önceki akşam geleneksel törenle tekrar açtı kapılarını... Kemal
Kılıçdaroğlu açtı... Daha önce, İsmet İnönü açmıştı, Celal Bayar açtı,
Menderes, Demirel, Ecevit, Özal, Erdal İnönü açtı, Tansu Çiller, Mesut
Yılmaz, Deniz Baykal açtı defalarca.
*
Tayyip Erdoğan açamadı.
Hiç.
*
“İzmirli zihniyeti”nin “genetik kodu”dur çünkü Fuar.
Yazar : Yılmaz Özdil
http://www.haberajans.com sitesinden 23.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.