













|
Demokrasi inanç özgürlüğünü sağlamaktadır. Elbette herkes istediği şeye inanmakta ve varsa bir inancı onu yaşamakta da serbesttir… Ancak, bu serbestlik inancın önünde engel değil aksine inancın yaşanması için bir garantidir… İnsanlık bir karanlıklar asrına doğru gitmek istemiyorsa, Allah’a inanmaya ve inanç iklimlerini bu kara kış benzeri yaşamak üzerine bir yeniden diriliş gibi sunmaya adeta zorunludur… Günümüzde insanımıza başka şeyler anlatıldığı kadar peygamber sevgisi, onun örnek hayatı anlatılmış olsa idi bugün mücadele edilen birçok sosyal sorunla da karşılaşılmazdı… İnsan zaman zaman kendisi ile konuşabilmeli ve kendisini dinleyebilmeli… Bu tarz bir konuşma ve dinlemeye gerçekten önem vermek lazım… Bir nevi “Bu gün Allah için ne yaptın?” muhasebesi yani… Şiir değil de işte bu tarz bir konuşma cümlesinden olmak üzere aşağıdaki satırları okuyucularımla paylaşıyorum: Ey Nebi; Sen, kimsesizlerin kimsesi Düşmüşün elinden tutansın... Karanlığında bu asrın, Nuruna ne kadar muhtaç insanlık; Ellerinin akına, Ak bir yazgı çeksin diye alnına... Müminlerin elbette var, Ey ebedi yar... Fakat, Rüyalar Senden uzak artık Bu, gerçek yalnızlık... Düşler; Para, pul, makam, şöhret, Ev, araba, tatil, çoluk çocuk İle dolu yazık... Gönüller ve ömürler; Sanki viraneler… Bin bir bereketle gel, Sen geldiğinden daha yenisin Yeni inmiş gibisin Hıra'dan Yeni dökülüyor sanki dilinden ve gönlünden Allah kelamı mübarek Kitap Öylesine taze ve zaman üstü… Biz gelmesini bilemedik, Ensar Muhacir gibi Geçen zaman değil Eskiyen zaman değil Ey Nebi Yürekler ölü toprağı serpilmiş gibi... Gözler bakıyor görmüyor, Kulaklar sağır hakikate… Dini anlatanlar seni anlatamıyor, Başka başka Kabeler Sıra sıra gönüllerde Aşk ile, sana giden yollara düşür Aşk ile, pişir bu ham ruhlarımızı… Seni bulamayan her arama boşunadır Sensiz yaşanan her zaman boşuna, Aşk ve şevk yangınlarına atmalı kalpleri Yanmadan pişilmez değil mi?
|
|
|
