













Uzun süreden beri şöyle televizyonun karşısına geçip bir haberleri soluksuzca izleyemiyorum.Sınavlardı,projelerdi derken gecelerin nasıl geçtiğini anlayamıyor insan.
Ama Pazartesi gecesi bu duruma bir son vermeye karar vererek,eve gelir gelmez çayımı demleyip,geçtim televizyonun karşısına.
Ama geçmez olaydım.
Sizlerinde bildiği gibi İsrail,Gazze’ye saldırıyor.Görüntüler Gazze’den.Bir adam,küçücük bir çocuğu kucağına almış deliler gibi koşup bağırıyor.Çocuğun minicik bedeni kendini salmış.Başı bir o yana,bir bu yana sallanıyor.Ardından başka başka görüntüler geliyor.Hepsi aynı.Patlayan bombalar,feryat eden insanlar,daha neler neler...
1 Ocak 2009 Perşembe günü yani yeni yılın ilk günü Türkiye 7,pırıl pırıl gencini kaybetti.Doğal gaz borusunun çatlak olması sebebiyle uykuların hayatlarını kaybeden kardeşlerimize tüm Türkiye göz yaşları döktü.
Bu sefer televizyonumun ekranında bu 7 tazecik gencimizden birinin kardeşi var.Abisi için bir konuşma yapıyor.Abisini nasıl sevdiğini,onu nasıl özleyeceğini anlatıyor.Tüm salon göz yaşları için bu acılı kardeşi dinliyor tabiki bende televizyonumun başında.Yürek dayanmıyor bu görüntülere.
Bu görüntüleri gördükten sonra kendimi okadar kötü hissettimki anlatamam.Ve daha fazla dayanamayarak televizyonu kapattım.Kapattım kapatmasına ama kendime gelemiyordum.Gözlerim önünde hala Gazze’de ki o inanılması güç görüntüler,kulaklarımda ise abisinin acısını en içten yaşayan bir kardeşin yürekleri yakan sözleri.
Gerçekten yazık.Hemde çok yazık.Yazık değil mi bombalar arasında yaşam mücadelesi veren insanlara,yazık değil mi dünyadan bir haber minicik bedenlere,yazık değil mi pırlanta gibi daha gençliğinin baharındaki kardeşlerimize.Giden geri gelmiyor ahali.Haberimiz ola.
