Ermenistan Sınırını Açmak

Bu günlerde dış politika gündemimizin en önemli maddesi Ermenistan ile yürütülen diplomatik müzakereler ve kardeş Azerbaycan’ın Türkiye’nin politik tutumuna karşı tutumu… Her yerde bu mesele konuşuluyor, televizyon ekranlarında uzmanlar birbirlerinden farklı senaryolar üretiyor ve hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de vatandaşlar arasında şaşırtıcı bir fısıltı gazetesi görev icra ediyor.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi tarafından, Ermenistan sınırının açılabilmesi için Dağlık Karabağ sorununun çözülmesi gerektiği defalarca açıklanmışken ve açıklanmaya da devam ederken, bazı kesimler, ABD Başkanı Barack H. Obama’nın Türkiye’ye gelişinin amaçlarından birinin de Türkiye’ye sınırı açtırmak olduğunu iddia ettiler. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın diplomatik temaslar için Erivan’a gitmesinde bir bit yeniği olduğunu savunarak bakanın orada bir sınır deklarasyonu ilan edeceğini yumurtlayanlar bile oldu.

 

Olayın Azerbaycan cephesi ise daha da karmaşık ve tuhaf… Azeri soydaşlarımız, “bizim onları sattığımızı” düşünmeye başladılar. İlham Aliyev Medeniyetler İttifakı toplantısına katılmayarak Türkiye’nin tutumunu protesto etti. Azeri yöneticilerinden biri, “Türkiye’nin kendisini besleyen eli ısırdığını” söyleme cüretinde dahi bulundu. Azerbaycanlı milletvekilleri Türkiye’ye gelerek “kaygılarını” anlattılar.

 

Türkiye’nin yıllardan beri devam eden Ermenistan politikası ve Karabağ sorunu karşısındaki tutumu son derece bariz olmasına rağmen Azeri soydaşlarımızın bu tuhaf tutumunu anlamak zor olsa da, Türk tarafından herhangi bir karşılık verilmedi Azerilerin bu tutumuna… Hâlbuki durum o kadar anlaşılmaz ki! Kesinlikle Azerbaycan ile konuşulmalı! Tutumlarının mantıklı açıklaması istenmeli! Bunun nasıl olacağı elbette üslup sorunudur, ancak kesinlikle son günlerde yaşanan tuhaflıkların bir incelemesi yapılmalı…  

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Türkiye ile Ermenistan arasındaki futbol karşılaşmasını izlemek için Erivan’a gitmesinden sonra başlayan Türkiye-Ermenistan arasındaki ilk diplomatik ilişki girişimleri, son gelişmelerden de anlaşıldığı gibi başarıyla sürdürülüyor. Türkiye en üst düzeyde de açıklamakta olduğu gibi, malum sorunlar çözülmeden sınır açılmayacak. Ancak ne yapmaya çalıştıkları anlaşılamayan bazı kesimler, diplomatik ilişki kurulmasına bile karşı çıkıyorlar. Coğrafi anlamda komşu olan bir ülke ile oturup konuşmakta bile bir sorun görme çabası içinde olan bu kesim, kesinlikle herhangi bir çözümün kendilerinden sadır olabileceği makul bir tabaka değil…

 

Türkiye, Ermenistan ile olan ilişkilerini, provokasyonlara prim vermeden sürdürmeli ve geliştirmeli… Bölgenin en önemli ülkesi olma çabası içinde olan ve Ortadoğu’nun yeniden yazılmakta olan oyununda bir başrol kapmayı hedefleyen bir ülkenin herhangi bir komşusu ile ilişkilerinin olumsuz olmaması gerekiyor. Uluslar arası ilişkilerde en önemli unsurların başında güven verici olmak gelir ki, bugün bölgede Türkiye’den daha güven verici olabilecek herhangi bir ülke bulunmuyor.

 

Türkiye’nin önümüzdeki yüzyılın en önemli aktörlerinden birisi olma yolunda olan yürüyüşüne engel olma peşinde olan bazı kesimler, asıl meseleleri saptırarak önemsiz konuları ciddi bir buhranın kaynağı imiş gibi yansıtmaya çalışarak gündemi değiştirmeye çalışıyorlar.

 

Şu ya da bu şekilde Türkiye-Ermenistan sınırının açılması ya da açılmamasının herhangi bir önemi yoktur. Asıl önemli olan bölgenin, talihini güdükleştiren sorunlarının çözülmesine giden yolu açabilmektir ki, asıl sınırlar bu yolun üzerinde durmaktadır. Bu sorunların başında gelenlerden biri ise Karabağ sorunudur. Böyle iken, bazılarının kalkıp da olayı bir sınır kapısı sorununa indirgeme çabası içinde olması anlaşılır gibi olmamasının yanında hiç de iyi niyetli bir girişim gibi durmamaktadır.      

 

Türkiye ile Ermenistan arasında gelişmekte olan ilişkileri lanetleyenler, kendileri de bu ilişkinin gayri meşruluğunu kanıtlamak için bazı sorunları ileri sürüyorlar. Tam olarak da var olduğunu kabul etmekte oldukları sorunların çözülmesi için gerekli olan “karşılıklı konuşma” şartı olmadan nasıl bir çözümün geliştirilebileceğini hayal ediyorlar ki! Yoksa başka niyetleri mi var!

   

Yazar : Mustafa Alican
http://www.haberajans.com sitesinden 23.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.