Harun Gökyiğit
harungokyigit@gmail.com
Erkeğin Gönlünde Yatan Kadın
03 Aralık 2008 Çarşamba 14:13
Eski çamlar bardak olduğundan beri, kadın-erkek ilişkilerinde '' ah nerede o eski kadınlar '' dönemi başlamıştır erkek milleti için.
Günümüzde kariyer sahibi olmak için müthiş bir azim ve kararlılık gösteren kadınların, pek tercih edilir bir yanı olmadığı; hatta erkeklerin köşe bucak kaçtığı kadın protipi olduğu herkesin malumudur.
Pöh sizler bakmayın öyle kadın kendini geliştirsin, söz sahibi olsun, meslek edinsin, kariyer yapıp yükselsin diye konuşanlara!
Bunu dil söylüyor sadece ya peki kalp bu söylenenleri kalp tasdik ediyor mu sahiden? ve eğer kalp bu söylenenleri tasdik ediyorsa nasıl tasdik ediyor? esas bunu düşünmek lazım bence.
Başarılı ve güçlü bir kadın olmak çok zor olduğu gibi bence bu zorluğun üzerinde dirençle durmak da ayrı bir beceri gerektirir.
Üstelik başarılı ve güçlü bir kadın işin içine birde karşı cinsle alakalı bir gönül sevdası yaşamaya niyetliyse böyle bir kadının bence vay haline.
Çünkü hem başarılı hemde güçlü bir kadınla bir gönül sevdasını yaşamayı hele hele hayatı ortaklaşa bir yastık altında yaşamayı kabul etmek kolay kolay her babayiğit bir erkeğin harcı değildir bence.
M. Dowd birgün köşesinde şunu söyleyip yazmıştı: '' New York Times'ın başarılı bir kalemi olacağıma, hizmetçi ruhlu bir kadın olsaydım uzun süreli ilişkiler kurma konusunda çok daha başarılı olurdum. Maalesef erkeklerin aradıkları beyinsiz ve güzel kadınlar! ''
Peki bu durumda kendini kanıtlamak ve kadın cinsine ait olmanın gücünü göstermek için mücadele eden kadın, havanda su dövmüyor mu bu durumda?
Kadının yaptığı o kadar uğraş boşuna mı yoksa?
Öğrendiği bilgileri, zamanını harcadığı emekleri, herşeyinden fedakarlık edip geliştirmeye çalıştırdığı beyni, tüm bunların sonunda bir erkekle mutlu bir yuva kurması için yeterli olmuyor mu yoksa?
Çocukluğumdan beri iyi eğitim almış, kendisinin beynini geliştirmiş ve iş yaşantısında başarılı olan kadınlar için hep '' yanlız kadın '' denir. Çünkü yoğun iş yaşamı kadının şahsi mutluluğunu ve evliliğini zedeler denir.
Bu nedenle kendini iş hayatına veren kadın, yanlız kalmayı tercih etmiştir denilir hep. Bu protipdeki kadınlar evlenseler bile bir süre sonra boşanmaları yüksek olarak görülür. En azından evlilikleri daha mutsuz olur denilir hep.
Ha unutmadan birde bu protipdeki kadınların seks yaşantıları çok sıkıcıdır denir hep.
Düşünüyorum da; peki bu durumda başarılı ve güçlü kadınlar çekiciliklerini ve dişiliklerini kaybetmek için mi bunca zaman kendilerini eğitip beyinlerinin kapasitelerini geliştiriyorlar?
Başarılı, güçlü ve entellektüel bir kadının bir erkeği avuçlarının içinde tutma ve çoçuğuna bakabilme kapasitesi ve becerisi diğer protipdeki kadınlara göre daha düşük şeklinde yerleşmiş olan bir kanaatin sebebi nedir aceba?
1873 yılında Harward Tıp Fakültesi'nde dönemin ünlü profesörleri; yüksek tahsilin zorluğunun, kanı rahimden beyne doğru yönelttiği gerekçesi ile yüksek eğitim gören kadınların daha huysuz ve kısır olduklarını açıklamış.
Üstelik kadınların, eğitim ve iş hayatında rekabete girmeleri; hakkını savunan, iddialı ve bağımsız şahsiyetler olmalarına sebep olduğu için, erkeğine sadakat göstermeleri de zorlaşıyormuş.
Yani bir başka deyişle bu protipdeki kadınların romantik ilişkilere girebilmeleri ve romantik ilişkileri sürdürebilmeleri daha zor oluyormuş.
Çünkü yeteri kadar aptal rolünü oynamıyorlar, ve erkeğinin anlamsız gördükleri egolarına boyun eğip, haksız davranışlara karşı boyun eğip uysal ve ehlileşmiş olamıyorlarmış.
Tüm bunların ışığında gördüğüm ve anladığım odur ki; artık kadın-erkek ilişkileri işin içinden çıkılmaz bir hale doğru yöneldiği ve karmakarışık bir yumak haline dönüşmeye başlıyor bence.
Günümüzde erkekler artık başarılı, güçlü, bağımsız, enerjik, akıllı kadınları beğenir ve isterler sözü çok fazla dillendirilip dursa da ben bu söylenene inanmıyorum bir erkek olarak.
Kadının sahip olduğu gücünü kullanma şekli madem bir erkeğin ilişkide var olma sebebini yok ediyorsa yada yok edebiliyorsa o zaman bu durumda her erkek kendisine ihtiyaç duyan ve isteklerini yerine getiren, getirebilen bir kadını bulmayı tercih ediyor günümüzde de bence.
Yıllarca kariyer için didinen bir kadının bu durumda bir erkeğin yörüngesine girmesi pek mümkün olmadığına göre, en azından bu bir hayli zor olduğuna göre o halde geriye tek bir seçenek kalıyor demek ki; oda kadın-erkek ilişkilerinde eski günlere dönüş zihniyeti çok yakın yıllarda karşımızda olacak.
Yani babamız ve annemiz, dedemiz ve babaannemiz, anneannemizin yaptığı evlilikler gibi, günümüzde de biz erkeklerin karşısına tıpkı anneannemiz gibi, babaannemiz gibi, annemiz gibi evinin ve kocasının hizmetçisi olan kadınlar karşımıza çıkacağa benziyor.
Zaten bir erkek olarak şunu itiraf etmeliyim ki; yeryüzünde hiçbir gerçek Adem kendisine ve evinde hizmetçisi olan veya en azından kendisine karşı bu hizmetçi ruhunu taşıyan bir Havva'ya karşı hayır diyemez, en azından hayır demek istemez.
Peki ya ben mi?
Ben klasik bir erkeğim. Günümüzde bile severek seyrettiğim filimler hala eski klasik filmler olduğuna göre; eski filmlerdeki klasik kadın profine karşı hala göz kırpabiliyorum. Bu eski filmlerdeki klasikleşmiş kadın protipleri beni heyecanlandırabiliyor.
Bir Marilyn Monreo, bir Doris Day, bir Sophia Loren, bir Brigitte Bardot, bir Susan George, bir Relic Hunter,bir Rebacca De Mornay, bir Cleoptra, bir Rebacca Romjın Stamos, bir Josie Maran, bir Alexandra Tolstoy bana göre ve elbette ki; benim standartlarıma göre sağlıklı bir erkeğin birlikte yaşayabileceği protipdeki artık klasikleşmiş ve evimin kapısı ile odamdaki yatağımın örtüsünü çekinmeden severek açabileceğim ve en mahrem masumhane olan arzuları yaşamayı kabul edebileceğim kadınlardan sadece bazıları.
Magazin basını'nın yere göğe sığdıramadığı ve birçok anketlerde günümüz erkeklerinin gözdeleri olan kadınlar diye pompalanan Angelina Jolie, Christina Aguilera, Britney Spears, Nell Mcandrew, Helle Berry, Paris Hilton, Jenna Jemesson, Elin Nordegre, Tyra Banks, gibi aklıma ilk gelen protipdeki kadınlara ise ben öhhhh diyerek bakıyorum. Çünkü benim protipimdeki kadınlar artık siyah beyaz fotoğraflarda ve flimlerde kaldı.
Zor gerçekten çok zor.
Davul dengi dengine çalar derdi eskiler ama artık günümüzde davulun dengi dengine çalması bile bir hayli zor.
Günümüzde bir kadının bir erkekle birlikte olması ve birlikte bir yuva kurması ne kadar zorsa aynı şekilde bir erkeğinde bir kadınla birlikte olması ve yuva kurması bir o kadar daha zor.
Bu durumdan kurtulmanın tek kurtuluş reçetesi eskilerde eskide yatıyor.
Yine ve yeniden tıpkı eski günlerde olduğu gibi evinin ve erkeğinin hizmetçisi olmuş, erkeğine hizmet etme ruhunu taşıyan gerçek kadınların günümüzde var olması temennisi adıyla işte o zaman aşk aşkların en güzeli, en hakikisi, en heyecanlısı olur.
O halde yaşasın eskilerde ki; kadınlar.
Yaşasın eski protipdeki kadınlar.
Yaşasın eski aşklar.
Kahrolsun yeni protipdeki kadınlar.
Kahrolsun yeni sunileşmiş aşklar.
Öhhhh olsun size erkekleşmiş yeni protipdeki kadınlar.
Öhhhh olsun size sunileşmiş katkı maddeli yeni aşklar.
***
Bu hafta böyle oldu ne yapalım, her zaman bu sutunlarda futbol yazacak değilim ya. Neticede futbol hayatımın bütününü oluşturmuyor.
Ne demiş bilge kişi; '' Akıllı insanlar, deneme yanılma yöntemiyle değil yaşanmış tecrübelerden ders alma metodunu izlerler. İnsanlar tecrübeleri oranında değil, tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar. ''
Sağlıcakla kalın.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...