Erasmus Kimdir ?
25 Aralık 2010 Cumartesi 22:42
“Deliliğe Övgü” çağlar boyunca bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri olmuştur.
Günümüzde, Rönesans’la birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının
yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olarak bilinen
Rotterdamlı Erasmus, 1465 yılında Hollanda'nın Rotterdam kentinde doğdu.
Bugünkü ortaöğrenimi karşılayan bir öğrenim döneminin ardından Augustin
tarikatına girerek rahip oldu. Ancak hiçbir zaman geleneksel anlamda
bir rahip olarak etkinlik gösteremedi; kendini daha çok bilime adamak
istediği gerekçesiyle, dini makamlardan "cüppe giymeme" iznini aldı.
Paris Üniversitesi'ne devam etti. 1499'da İngiltere'ye gittiğinde, john
Colet, Thomas Morus (More) gibi aydınlarla tanıştı ve bu dostluklarla
ufku daha da genişledi.
Papalığın düşünceler üzerinde kurduğu hegemonyaya karşı çıkarak, gerçek
Hıristiyanlık ruhunu antik çağın yalınlığında aradı. Güzel sanatların ve
bilimlerin yayılmasını, Avrupa'nın ortak bir sanat ve bilim anlayışının
çatısı altında birleşmesini, hümanizmin birinci koşulu saydı. Özgün
yapıtlarıyla ve çevirileriyle antik çağ düşüncesinin Avrupa'da
yayılmasına çok büyük katkılarda bulundu. Martin Luther'in reformları
başladığında, kilisenin yenilenmesi görüşüne katılmakla birlikte,
Hıristiyan dünyasının kargaşaya, parçalanmaya sürüklenmesine şiddetle
karşı çıktı.
1536'da Basel'de öldüğünde Avrupa'nın düşünce yaşamında papaların bile
ziyaretine geldikleri bir kişi olacak kadar saygın bir yer edinmişti.
Deliliğe Övgü (özgün adıyla: Morias enkomion seu laus
stultitiae),Erasmus'un canlılığını, geçerliliğini ve çekiciliğini
günümüze değin değişmeden koruyabilmiş tek yapıtıdır. Bu küçük kitabın
taslağını 1509 yazında, İtalya'dan İngiltere'ye yaptığı yolculuk
sırasında çıkaran Erasmus, yazma işini İngiltere'de, dostu Thomas
Morus'un evine vardıktan kısa süre sonra gerçekleştirdi; kitabı da
Thomas Morus'a adadı. Yapıtını birkaç gün gibi kısacık bir sürede
tamamlayan Erasmus, bu arada hiçbir kitaptan yararlanmadı.
Gülmece türündeki yapıta egemen olan iki temel görüş vardır. Bunlardan
birine göre gerçek bilgelik, deliliktir. Öteki görüşe göre ise kendini
bilge sanmak, gerçek deliliktir. İnsana yeryüzünde yaşama gücü
kazandıran şey, gerçek bilge olma niteliğiyle doğrudan doğruya deliliğin
kendisidir. Kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine övgüler
düzer; bu arada çocuklukta ve yaşlılıkta, aşkta, evlilikte ve dostlukta,
politikada ve savaşta, yazında ve bilimde deliliğin nasıl her zaman
egemen olduğu gösterilir.
Tüm uğraş alanları, bu arada özellikle din kurumu ve din adamları bu
panorama çerçevesinde sergilenir. Deliliği konuşturma kisvesi altında
Erasmus, çağının kilisesine ve o kilisenin mensuplarına en acımasız
eleştirileri yöneltir. Bu niteliğiyle “Deliliğe Övgü” çağlar boyunca
bağnazlığa karşı kaleme alınmış en yetkin düzeydeki başyapıtlardan biri
olmuştur. Yapıtın yazılışım izleyen sonraki yüzyıllarda -haklı olarak-
düşünce düzeyindeki bağnazlığın her türlüsüne yönelen bir eleştiri diye
yorumlanması, belki de bugüne değin koruduğu kalıcılığın baş nedenidir.
Yazınsal açıdan Deliliğe Övgü, Latin ozanı Horatius'un "hakikati gülerek
söylemek" ilkesinin belki de en yetkin örneğidir. Biçim açısından
Erasmus, yapıtını kaleme alırken daha önce yapıtlarım çevirdiği Lukianos
ve Libanios'tan da esinlenmiştir.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...