Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Entelektüel ve aydın
21 Şubat 2011 Pazartesi 09:23

Birkaç yıl önce, İzmir’deki özel bir lisede düzenlenen bir matematik panelinde kendisiyle tanışma onuruna erişmiş olduğum matematik felsefecisi Beno Kuryel, Konak’tan Alsancak’a doğru yürürken birdenbire şuna benzer bir şeyler demişti:

“Aydın ile entelektüelin aynı şey olduğunu sanıyor insanlar, değil aslında.”

Ben bir şey sormadan devam etmişti sonra, şimdi kelimesi kelimesine hatırlayamadığım, fakat şu anlama gelebilecek cümleler kurmuştu:

“Aydın, elinde bir fenerle insanlara ışık verme sevdasına kapılmış kişidir. Kendisinin hakikat denen mutlak bilgiye ulaştığını, halk diye isimlendirdiği soyut birimin ise cehâlet içinde olduğunu varsayar. Bir tür aydınlanma mirasçısıdır. Kendisine, insanları aydınlatma ve onları daha bilgili, modern, özgür vs yapma misyonunun verilmiş olduğunu zanneder. Uzak durulmalı böylelerinden, kendilerinde o kadar boğulmuşlardır ki, başkalarını görmezler, göremezler.”

Üstâdın söylediklerine bir karşılık verdim mi, vermedim mi hatırlamıyorum, hatırladığım, devamında şöyle dediği:

“Entelektüel ise farklıdır. Onun bilgi ile kurduğu ilişki, aydın denilen kimsenin bilgi ile kurduğu ilişkiden farklıdır. O, kendisinde bir öncülük, bir rehberlik vehmetmez. Sürekli bir biçimde hem düşüncelerini hem de hayata yaklaşımını yenilediği için, elinde başkalarına empoze etmek için çaba harcayacağı bir cevher de yoktur zaten. Elinde her zaman geçerli olan, tarihdışı, örneğin uğruna savaşa gireceği bir sabite yoktur. Fikir denilen nesne onun için bir oluştur, olmuş değil. Dolayısıyla aydın değil, entelektüel olmak lazım. Söylediklerimle ters düşmemek için size (sohbet esnasında bir arkadaşım daha vardı) nasihat verip, ‘gençler şunu ya da bunu yapın’ demeyeceğim, ama eğer size bir öğüt verme konumum olsaydı, ‘tüm çabanız entelektüel olma amacına matuf olsun’ derdim.”

Saygıdeğer Beno Kuryel’in o akşam söyledikleri, her zaman aklımın bir köşesinde tazeliğini korudu.

Ne zaman kendimi, kendimi sorgularken yakalasam, meselâ, ne zaman kendime, “tüm bu gayret niye, neden okuyorsun, yazıyorsun, bir şeyler anlatma çabası içindesin sürekli” diye sorsam, aklıma onun sözleri geldi.

Bu sözlerle birlikte, Cemil Meriç’in, Hüsamettin Arslan’a öğüt veren sesi de çalındı kulaklarıma, “evlâdım, hiçbir kiliseye üye olma.”

Üstât Kuryel’in söylediklerinden elde ettiğimiz önermeler üzerinden hareketle derim ki:

Aydın, yüzlerce yıllık kökleri olan, dogmatik, sorgulanamaz mutlaklara sahip bir kilisenin temsilcisidir, misyonerdir. Elinde, kendisini ismiyle müsemmâ kılan aydınlatıcı bir el feneri vardır ve bu fenerle “karanlıkları” aydınlatmaktadır.

Doğru bildiğinden şaşmamaya odaklanmıştır, kendisinde olan, başkalarında ise olmayan bir şeye sahip olduğunun “farkındadır” ve bunu insanlara aktarma görevini sadakatle yerine getirme konusunda hiçbir tereddüdü yoktur.

Edward Said’in söylediği gibidir tam da:

“Eğitim sistemi içinde ne kadar yukarılara çıkarsa, o kadar dar bir bilgi alanıyla sınırlanır.”  

Başkaları hakkında kararlar verir.

Yanlış düşündüklerini, yanlış yaptıklarını, doğru yoldan saptıklarını, “şundan” dolayı saptıklarını ve “şu” şekilde doğru yola getirileceklerini, “şöyle” oldukları için “böyle” olduklarını, bunun da doğal olarak onları “şu” yaptığını, “bu” olduklarını açıkça ortaya koyduğunu söyler.  

Öznel kategorilerle düşünüler.

Analizleri, tıpkı bir oryantalistin doğuyu analiz etmesine benzer, insan yoktur zihninde, son derece belirsiz ve muhayyel tasarımlar olan “halk, millet, solcular, sağcılar, Kürtler, Türkler, devlet, Müslümanlar, Hıristiyanlar, dönmeler, Sabatayistler, zenciler, Beyaz Türkler vs” vardır.

Cebinde aksiyomlarla ve tikel kavramlarla dolaşır aydın…

Lego gibi önermeler vardır belleğinde, oturur parçaları birleştirir ve ortaya makul ve makbul bir “bütün” çıkarır.

Yargılayıcıdır, hem savcılık hem de yargıçlık yapar üstelik.

Kendi saptadığı suçlara, yine kendi saptadığı cezalardan taç örer.

Entelektüel ise farklıdır aydından…

Hiçbir kiliseye üye değildir örneğin, her birinde saf gerçeğin muayyen yönlerinin tecessüm etmiş olabileceğini, hatta olduğunu, fakat otorite ve hiyerarşi ile saf gerçeğin özünün zehirlendiğini bilir.

Kendisinin “yanlış yolda” olabileceğinin farkındadır en başta, düşüncesi sürekli bir “evrimleşme ile malul” olduğu, aydının düşüncesi gibi “tekemmül etmiş” olmadığı için ihtiyatlı davranır. Misyoner olmaktan uzak durur.

İnsanı, soyut ve değişken fikirlerden, herhangi bir praksisi olmayan ve söylemsel olmaktan öte pek bir anlam da ifade etmeyen düşüncelerden daha değerli görür. Hiçbir insan, hiçbir fikir için fedâ edilebilir değildir ona göre…

Yargılayıcı değildir, anlamaya çalışır.

Gerçeğin ne olduğuna emin değildir, fakat herkeste bir yönünün bulunabileceğini düşünür her zaman…

“İyi niyetlidir.”

Fikirleri, düşünceleri, kültürü ve kültürel olanı hiyerarşik bir skalaya yerleştirmez. Fark gözetmez aralarında, her birinin belirli bir mütekâbiliyetinin olduğuna inanır, onlardan dolayı kimseye tapmaz ve kimseleri de yerin dibine batırmaz, suçlamaz, itham ve idam etmez.  

Doğal olanı esas alır her zaman, doğal hakkı, doğal hukuku… Aydının yaptığı gibi, üretilmiş etik yargılar üzerinden hukuksal bir akvaryuma tıkmaz kimseyi, kendisini yalancı bir tanrı konumuna çıkarmaz.

Meşruiyeti kendisinden kaynaklanır, evet, ama yalnızca kendi üzerinde kullanır tasarruf hakkını... Aydın gibi, kendi ürettiği meşruiyeti diğer insanlara tahakküm etmek için bir ateşe, nesnel bir yalana dönüştürmez.

Sözün özü, entelektüel ve aydın farklı şeylerdir ve yapmakta oldukları şeylerin, savundukları fikirlerin örneğin, illâ da değerli, savunulası ve özgürlüğü hak eden fikirler olması gerekmez, (genellikle de) değildir zaten…

Aydın olmamak lazım sevgili okur!

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Adem KOÇ
Yorum KKTC
Hocam kaleminize sağlık zevkle okudum vesselam...
21 Şubat 2011 Pazartesi 11:54
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR