













İnsanlar gelecek hakkında ümitsiz...
Seçmenler siyaseti de siyasetçiyi de sevmiyor ancak oyunu kullanıyor... Temennimiz demokrasiyi seviyor olmasın da...
Aydınımız toplumun önünde olmayı, toplumu ve toplumun değerlerini aşağılamakla bir tutuyor...
Başka hangi ülkede aydınlar demokrasi dışı yollar aramakla zamanlarını geçiriyor...
Demokrasiyi kesintiye uğratacak ihtilal tanklarının önüne bin yılda bir defa çıkacak bir aydın ülkemizde yetişir mi?
Eğitimcimizin amacı ise öğretmek...
Fakat kendisi de eğitime muhtaç...
Gerçi hepimiz için eğitim şart...
İnsan hayatına gereken değer ancak o zaman verilir...
Memurumuzun, işçimizin, mühendisimizin, doktorumuzun, belediye başkanımızın ya da bürokratımızın eğitime ihtiyacı yok mu?
Eğitim nasıl olacak peki?
İşte o konuda görüşler farklı...
Herkes kendi mahallesinin eğitimini almakta ısrarcı olursa çok mahalle baskısı hikâyeleri dinleriz daha...
Sol sağı anlamaz sağ solu...
Öğretmen öğrenciyi dinlemez öğrenci öğretmeni anlamaz...
Memur amiri anlamaz amir memuru dinlemez...
Empatinin adı var...
İş adamlarımızın amacı ne kadar üretmek acaba... Hafif bir rüzgârda işsizlik ordusuna yeni neferler katmakta çok hevesliler iken...
Medya karayı ak akı kara göstermekte...
Kimi yazarlar yalan yazmakta iftira atmakta...
Tam bir Makyavelist yaklaşım sergilemekteler...
Amaç hayati önem taşıyor...
Araçlar değil...
Bir yerde medya da araç haline gelmekte...
En az kıymet verilen ise insan ve insanlar içinde de kadınlar ve çocuklar...
Bu “Kurtlar Vadisi”nin hiç merhameti de yok... Kadınları sömürür çocukları kullanırlar...
Karakteri özgürlük ve bağımsızlık olan bir idare içerisinde özgür ve bağımsız bir duruş ile irade bütün kurumlarımızla sade siyasette değil hayatın her alanında ve şahsiyetimizde gösterebiliyoruz mu?
İnsanların neredeyse birbirlerine tahammülü kalmamış...
İnsanların saygı ve sevgi sınırları içerisinde görüş ve düşüncelerini anlatabileceği, katılım sağlayabileceği topluma faydalı olabileceği imkân ve fırsatların olması gerekmez mi?
Bu ülkenin, ülkemizin ve bizim dediğimiz, bir yerde sahiplendiğimiz ne kadar şey varsa işte onların maddi ya da manevi olarak kalelerini kaybeden bir komutan ya da gemileri batan bir kaptan ve ya ipinden dağılıp etrafa saçılıp dökülen tespih taneleri misali elimizden, hayalimizden, ümitlerimizden ve geleceğimizden, çocuklarımızın geleceğinden, alınıp ya da çalınıp götürüldüğü hissine ve düşüncesine kapılmak için, dile getirilebilecek ya da kalbimizin dili olmadığından dolayı ifade edilemeyecek türden, nedenler var mı?
Yok mu?!
empati