













Kadının; ezilmesi, sömürülmesi, metalaştırılması insanlık
tarihi kadar eskidir. İnsanlık tarihi; insanileşme, özgürleşme sürecinde çok
yol kat etmiş olmasına karşın; kadının eşitlenme ve özgürleşme mücadelesinde
ise, çok yol kat ettiği söylenemez.
Dünyanın var oluşuyla başlayan kadının
sömürülme süreci; yöntemde, teknikte değişime uğrayarak devam ede gelmiştir.
Tarlada, evde, fabrikada, işyerinde, yaşamın her alanında sömürülen kadın; evde
çocuğun annesi, toplumda; erkeğinin arkası, falanın karısı iken şimdi ise;
kapitalizmin ürünlerini pazarlayan, reklamların vaz geçilmezi; pazarlama ve
ürünün satışında olmazsa olmazı olmuştur.
Mehmet Ali ERBİL’in sunduğu “Elli
Sarışın” programı; kadının kişiliğinin ayaklar altına alındığı,
hiçleştirildiği, hakaret edildiği; onursuzluğun belgesi olarak izletilmektedir.
Bu ülkenin bir bireyi olarak, böyle programların yayımlanıyor olmasından
utanıyorum doğrusu.
Bir erkek yarışmacı; karşısında elli sarışın bayanla
yarışıyor. Kısacası “bire karşı elli” anlayışı egemen; soru kategorilerini
erkek yarışmacı belirliyor.
Soruları ne kadar çok bayan yarışmacı bilemezse o
kadar fazla puan ve o kadar çok para kazanıyor. “Sarışınlar aptaldır”
vurgusunun yanında; “kadınlar kültürsüzdür” damgası da vuruluyor.
İşin bir
başka yönü; erkek yarışmacılara sarışın kadınlar adeta pazarlanıyor. Laçka,
yoz, ahlaksız yaşam anlayışı topluma dayatılıyor. Mehmet Ali ERBİL; her zaman
ki gibi belden aşağı muhabbetlerini, kadınlara hakaretini hiç eksik etmiyor.
Sarışınlar ne kadar çok aşağılanırsa, seviyesiz konuşursa, o kadar çok reyting
toplar hesabı yapılıyor olmalı. Öylede oluyor. Kadının metalaştırılması, her
alanda sömürülmesi, insanlığın doğuşuyla başladı ve halen artarak sürmektedir.
Ne zaman bu sömürü sona erer; kadın, o zaman özgürleşir ve eşitlenir.
Bu tür
programları gördükçe ve halk bunları izledikçe daha çok uzun yolumuzun olduğu
sanırım görülmektedir. Toplum; kadının sömürü malzemesi haline getirilmesinin
karşısında dimdik ayakta durmalı ve mücadele etmelidir. Yoksa, “Elli Sarışın”,
“Biri Bizi Gözetliyor”, “Gelin Kaynana” , “İzdivaç” vb programlar gün geçtikçe
çeşitlenip çoğalacaktır. Emek kadar değerli bir şey yoktur.
Kolay para
kazanmak, kolaycılık topluma dayatılan yozlaşmanın, yozlaştırmanın bir
ayağıdır. Toplum; yozlaşmanın bedelini her geçen gün en ağır şekilde ödüyor.
Toplum; hızla orta çağ karanlığına doğru sürükleniyor. 21. yüzyılda; bilim
hızla ilerlerken, Ortadoğu ve ülkemiz; hızla karanlığa doğru koşmaktadır.
TV programları ve izlenme oranları bunun en büyük göstergesidir. Ülkemiz halkı çok iyi bilmelidir ki; uygar bir toplum; kadının özgürleşmesi ve erkekle eşitlenmesiyle mümkündür. Buda emek vererek, alın teri dökerek; özgürlük mücadelesiyle mümkündür.
