













Sevgi li Necla,
Otuzdört yıllık yaşamımda dost diyebildiğim ve özlemini çektiğim tek insan. Kayıp arkadaşım. Lise yıllarım.Canım benim. O gülen gözlerini ve süper up uzun kirpiklerinin arasından işıldayan tüm aklını bilsen ne kadar özledim. Sırra kadem bastığın günlerden beri, her gün ama her gün gelmeni beklemekle geçiyor günlerim. Gidişinin hiç bir anlamını bulamadım ben. Deprem yüzünden mi. Depremin bizimle ne ilgisi var.. Nasıl bir bağlantı kurdun ve terk ettin gittin Necla.
Terk edilmiş evinizin posta kutusuna mesajlar attım sana, gel diye.. Biliyorum haklı bir yanın varki, gelmiyorsun. Ya da bir gün geleceksin. Sen geldiğinde umarım o olmak istediğimiz iyi insanı olmuşuzdur, diyorum. Gözlerinin içine bakıp, senin gülümsemenle hayatımıza yeniden o gençlik yıllarımızdaki gibi tutkuyla bağlanalım istiyorum. Mevlüde yi de ararız. Hatta eskide olduğu gibi bir birimizde kalırız, senin evinde Sezen Aksu firuze yi söylerken, yoğurdumuzu yeriz J . Necla! Canım arkadaşım.sonsuzluğun sonsuzluğunca seni canı gönülden kucaklıyorum.
Gitmekle kendini unutturamazsın bunu unutma canım benim. Hep belki kaybederim diye başka dostluklarda kuramadım yokluğunda. Sensiz demokrasiden bahsetmek hiç ilgimi çekmiyor, ve tüm o içsel çekişmeleride sen olmadan adlandıramıyorum...
Sevgili Necla. Canım benim, mutlu musun?
