Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
DTP Muhafazakârlaşıyor mu?
22 Ekim 2008 Çarşamba 00:15

Dünya Gündemi’nin 19-26 Ekim tarihli nüshasında Amerika’nın Sesi’ne dayandırılan Dorian Jones imzalı bir yazı yayınlandı. Amerika’nın Sesi’nin internet sitesinin (voanews.com) Türkçe versiyonundan yazılarını Diyarbakır’dan yazdığını öğrendiğimiz Jones’un ilginç yazısının başlığı şuydu: Türkiye’nin Kürt partisi siyasi profilini geliştirmek için dine sarılıyor.

 

Bilindiği gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) 22 Temmuz seçimlerinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çok ciddi bir oy oranına ulaşarak DTP ile birlikte bölgede sözü geçen ikinci siyasi parti olmuş, bu gelişme farklı platformlarda tartışılarak AK Parti’nin muhafazakâr kimliğine bağlanmıştı. Bu bağlamda, DTP’nin muhafazakâr açılımlar yaparak kaybettiği oyları geri kazanabileceği ile ilgili düşünceler ağırlık kazanmış, Kürt siyasetçilerden bu tip girişimlerin beklenebileceği konuşulmuştu.

 

Aşırı laik sol eğilimlerin hâkim olduğu DTP yönetiminin ideolojik anlamda muhafazakâr eğilimler geliştirip geliştiremeyeceği tartışma konusu, ancak gerçek olan bir şey var, DTP’nin 22 Temmuz’dan sonraki bazı mitinglerinde dinsel öğeler kullanıldı. Daha sonra terör örgütünün propagandasını yapmakla suçlanarak tutuklanan emekli bir imamın bir mitingde Müslümanların kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerîm’i havada sallayarak ateşli vaazlar vermesi bunun en somut örneği. Dinsel açılımların parti ile ne derece ilgisi olduğu, en az CHP kadar laik olan DTP’nin dinsel siyaset eğilimlerine prim verip vermeyeceği, dediğim gibi, tartışılabilir, ancak AK Parti’nin bölgedeki yükselişinin ardından bunun örneklerini gördük.

 

Yazımızın ilk bölümünde sözünü ettiğimiz Dorian Jones, makalesinde, DTP’nin bölge halkının oylarını yeniden elde etmek için dine sarıldığını ileri sürüyor. Dini açıdan muhafazakâr olan emekli imamların Kürt milliyetçiliğinin sadık savunucuları olduğunu (Müslüman bir dini liderin bu tür bir milliyetçiliği desteklemesinin durduğu yer açısından uygunsuz olduğunu söylemeye gerek var mı, bilmiyorum) iddia ettiği makalesinde yazar, bu imamların geçtiğimiz genel seçimlerde muhafazakâr kimlikli AK Parti’yi desteklediklerini, yüzde doksan yedisi Müslüman olan bölge halkının dini hassasiyetlerini dikkate almayarak büyük bir hata yapan DTP’ye iyi bir ders verilmesi gerektiğine inandıklarını belirtiyor. Diyarbakır’daki dini liderlerin başı olduğunu söylediği Zait Çıtıran’ın ağzından, DTP’nin seçimleri kaybetme nedeninin halkın dinsel duygularını hafife alması olduğunu, fakat mağlubiyetten ders alan DTP’li belediye başkanları ve meclis üyelerinin artık ibadet amacıyla camilere gittiklerini, toplantılarına dini liderleri davet ettiklerini söylüyor ve bu durum karşısında dini liderlerin DTP’ye destek verdiklerini, destek vermekten memnuniyet duyduklarını yazıyor.

 

Jones, bir yandan hayatını Kürtlerin kültürel ve siyasi haklarının mücadelesine adayan yayıncı Kawa Nemir’in dilinden, eskiden Marksist olan Kürt siyasetçilerin günden güne muhafazakârlaştığını yazıp DTP’nin Diyarbakır İl Başkanı Nectar Atalay’ın AK Parti’nin, dini kullanarak ve kendilerine dinsiz diyerek din üzerinden siyaset yaptığı ve DTP’li kadınların başörtüsü takmamasını partiye saldırma fırsatı olarak gördüğü yönündeki tuhaf açıklamasıyla sözünü ettiği muhafazakârlaşmaya tepkisel bir meşruiyet kazandırırken, bir yandan da DTP’nin önde gelen temsilcilerinden olup partinin modern yüzünü temsil eden Diyarbakır’ın tanınmış ses sanatçısı Dilan Eser’in var olduğunu kabul ettiği muhafazakâr eğilimleri tehlikeli bir oyun olarak gördüğünü kayıt altına alıyor ve ünlü sanatçının, DTP’nin son dönemde İslam’a yönelmesinin kadınlar için hayra alamet olmadığını, DTP’nin şimdiye kadar kadınlara çok olumlu yaklaşarak muhafazakârlaşmaya meydan okuduğunu söylediğinin altını çiziyor.

 

Muhafazakârlık denince kadının ezilmesini anlayan, sözde savunucusu olduğu halkının inançlarını düpedüz küçümseyen güdük ve problemli bir bakış açısına sahip güçlü bir laik geleneğe sahip olup kadın haklarına son derece saygılı olan DTP’nin önde gelen temsilcisinin söyledikleri, parti zihniyetinin keyfiyetini son derece açık bir şekilde ortaya koyuyor aslında… Seçimlerdeki hezimeti kendi yetersizliğine değil de rakiplerinin kendisine saldırmasına bağlayan ve ideolojik bir körlükle küçümsediği inançları siyasi bir silah olarak kullanmaktan çekinmeyen çıkarcı bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Devletin ordusunda askerlik yaparken teröre kurban giderek şehit olan hemşerisinin cenazesine bile gitmeyecek kadar bağnaz ve halk düşmanı olan bir anlayış… (Böyle bir anlayış başka bir yere gitmeli ve kendine, kendi anlayışını benimseyen başka bir halk bulmalıdır. Burada garip kalır!)

 

Muhafazakârlık denildiğinde hemen kadın düşmanlığından, insan haklarından, özgürlükten, şundan bundan söz eden ve muhafazakârlaşmayı (hakkını savunuyoruz denilen halkın var olma biçimi olduğunu unutmayalım) öcü olarak algılayan bir anlayışın muhafazakârlaşma eğiliminde olduğunu söylemek, nitelik olarak küçük bir çocuğu aldatmak için ona şeker vermekle aynı şey olan DTP’nin din açılımına kötü niyetli sahte destek vermekle eş anlamlıdır. Kendi halkının dini inancına Batılıların Doğu’ya bakarken taktıkları oryantalist gözlüklerle bakmak ya cehaletten kaynaklanabilir ya da kötü niyetten… Yoksa bir yandan kahrolsun emperyalizm diye yırtınırken (tabiri mazur görün) bir yandan da emperyalizmin en önemli argümanlarından biri olan oryantalist algıyı içselleştirmek (muhafazakârlaşmanın, yani burada kastedilen haliyle İslam dininin kadın ve insan haklarına, demokrasiye, özgürlüğe vs. karşı olduğunu oryantalizm iddia eder) akıl kârı değildir.

 

Son tahlilde şunları söyleyebiliriz: DTP’nin muhafazakârlaşma eğiliminde olup olmadığı yönündeki bir sorunun cevabı olumsuzdur. Terörle organik bağ kurabilecek kadar (birkaç gündür sürdürülen terörist başı eylemleri en güzel örneğidir bu bağın) radikal olan ve kendisine bağlanan tüm umutlara rağmen bir türlü bölge halkının beklentilerine cevap veremeyen (vermeyen), Kürt meselesinin çözümüne yönelik olarak planlanan bütün adımlara karşı çıkan (Yıllardır bunu istediğini söylemesine rağmen, Türkiye’nin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile anlaşma masasına oturma planı geliştirmesi üzerine devletin Kuzey Irak’ı değil de kendisini muhatap almaları gerektiğini söyleyen bu parti, beni bu şekilde düşünmeye sevk ediyor), çözüm istemeyen (demek ki halkımın davası hikâye) bir partinin muhafazakârlaşma eğilimleri geliştirebilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Böyle bir şeyle karşılaşanlar, bir illüzyonla karşı karşıya olup o anda aldatılmakta olduklarını bilmelidirler.    

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR