













Sessiz Devrim DSP Barış Güvercini Uçurabilecek mi?
Ben gelmedim dava için
Benim davam sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmağa geldim
Yunus Emre
T
ürkiye bugünden yarına, yarından geleceğe koşar adımlarla hızla yol
almaktadır.
AKP
hızla tepe taklak gitmemek için,
CHP
koşar adımlarla iktidar olmak için,
DSP
“Sessiz Devrimiyle” barış güvercinini uçurarak
iktidara gelme yarışında ben de varım demek için yarışıyorlar.
Nasıl mı?
AKP,
Kılıçdaroğlu rüzgârının önünü kesmek için sade vatandaşları bilerek
“Filistin’e yardım” bahanesiyle ölüme gönderiyor.
CHP,
Kılıçdaroğlu’nun
“sade yurttaş kılıcıyla” partisinin
üstündeki 16 yıllık ölü toprağını atarak iktidar alternatifi olmaya çalışıyor.
DSP,
Bülent Ecevit’in barışçıl, sevgi ve hoşgörüden yana siyasetini öne
çıkararak, hiçbir medya desteği olmadan, bu kadar çalkantılar içinde alternatif
parti olduğunu kanıtlamaya yöneliyor.
Bu şartlar altında iktidar deneyimli DSP’nin 8. Olağan Kurultayını ve
izlenimlerimi anlatmaya çalışacağım.
İstanbul – Ankara Hattı
Hiçbir olağanüstülük yok,
Beklenti yok,
Medya desteği yok,
Sıradanlık var,
Sade vatandaşlar var,
Beyaz Güvercinli Mavi Bayraklar var,
Kendinizi adeta Türkistan’da görüyorsunuz.
Türklüğün unutulduğu, birtakım etnik kökenlerin öne çıkarıldığı bir dönemden
geçerek hayal âleminde sanabilirsiniz kendinizi.
Mehmetçik Vakfı Tesisleri’nden Toplu Hareket
B
ir süre yol aldıktan sonra otobüsteki partili arkadaşlarla sohbetler başlıyor.
Partili arkadaşlara
“Bir dip dalga var” diyorum.
Otobüs yol aldıkça çevre illerden gelen otobüslerin katılımı gittikçe uzuyor,
büyüyor ve adeta bir düğün alayına dönüşüyor.
A
nkara girişine kadar bu konvoy kilometrelerce uzuyor. Ankara’ya Kongre
Salonuna varmamız bile başlı başına bir sorun. Çünkü Ankara trafiği kilitlendi.
Kongre salonunda türkülerle karşılanıyoruz. Anonslar yapıldıkça insan selinin
gittikçe büyüdüğünü görüyoruz.
H
akkari’den, Silopi’den, Ağrı’dan, Diyarbakır’dan, Urfa’dan, Samsun, Ordu,Tokat
gibi kısacası Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce dolu otobüsleri
kimse görmüyor. Çünkü Medya başka yerlere ışınlanmış.(!)
Medya yok, halk çok. İlgi büyük. Enteresan ve olağanüstü bir durum(!)
Bunun esrarını çözmeye çalışıyorum. Genel Başkan
Masum Türker yine aday.
Değişim görünmüyor. Kadrolar üç aşağı beş yukarı yine aynı olacak. Peki, ama bu
kadar ilgi niye?
İşte soru bu.
B
unu bulmaya çalışarak Kongre Salonuna geldiğimizde gördüğümüz ve umutlarımızın
kesildiği bir noktada yeniden umutlarımızın yeşerdiği bir manzara ile karşı
karşıyayız.
K
ongre salonunda tribünlerin bir yanı tümüyle gençlerle dolu. Sloganları durmak
bilmiyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençler var. Çelik gibi ve tek
yürek. Gençlerden umudumuzu kestik diyenlere inat DSP Gençlik Teşkilatını
kurmuş bile. Gençlik Kolları Genel Başkanı
Seyit Tosun söz alıyor ve
“Biz
Türkiye’nin aydınlık geleceği için Demokratik Sol Partili gençler olarak bir
yürüyüş başlattık.” Diyor. Salon birden umutlanıyor.
Umut Veren Gençlik Genel Başkan Adayını Açıklıyor
:
K
ongre süresince hemen her konuşmacı Karaoğlan Bülent Ecevit’i anmadan geçmedi.
Bu bir ahde vefa olarak saygıya değerdi.
G
ençlerin Genel Başkan Adayı
Davut Ocak, Ankara Tıp Fakültesi öğrencisi.
Hatay doğumlu. 23 yaşında. Konuşmasında mikrofon hâkimiyetinin yanında
Fatih
Sultan Mehmet, Atatürk ve Bülent Ecevit örneğini göstererek gençliğe güven
duyulmasını istedi.
DSP
yöneticileri ve delegeler alkışlarla yanıt verdiler.
92 oy alan
Davut Ocak hiçbir siyasi partinin hoşgörüyle
kabullenemeyeceği bir davranışla partililer tarafından gönüllerde taht kurdu.
T
ekrar Genel Başkan seçilen
Masum Türker’in genç adaylara teşekkürle
sahip çıkması tüm delegelerce ayakta alkışlandı.
Sonuç itibariyle;
Türkiye halkının belli taleplerinin olduğu gerçeğidir.
1-
Türkiye halkı iki kutuplu, tek partili rejim istememektedir.
2-
Partilerin tüzük ve programları hangi düzeyde olursa olsun, halk
icraata bakmaktadır.
3-
Partilerde serbestçe örgütlenip, özgürce düşüncelerini söyleyebilecek
gençlik ve kadın kollarının olmasını istemektedirler.
4-
Partiler ve Seçim Kanununda kesin bir değişim istemektedirler. Baraj
sorununu halk kendi oylarına konmuş bir ambargo olarak görmektedir.
5-
Emekçilerin ve dar gelirlilerin kendilerini temsil edebilecekleri
gerçek anlamıyla bir partinin varlığından endişeleri bulunmaktadır.
6-
İki kutuplu parti yaratmak isteyen medyanın karşısına bilinçli halk
kesiminin çıkarak ben de varım demesi gerçeği burada gözükmektedir.
7-
Halk seçme ve seçilme haklarında temsilde adalet istemektedir. Büyük
partilere bu konuda güven duyulmamaktadır.
8-
Halkın en önemli istemlerinden biri de özgürce inançlarını
yaşayabilecekleri bir düzenin gelmemesi endişesini taşımalarıdır.
9-
Büyük görülen siyasi partilerde yöneticileri de yöneten, görünmeyen
ellerin olduğu endişeleri vardır.
10-
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Genç
Türkiye Cumhuriyeti, Ordusuyla, yargısıyla, öğretim kurumlarıyla, Atatürkçü
aydınlarıyla yargılanırken(!) sessiz kalan parlamentoda bulunan partilere
gizliden gizliye bir güvensizlik vardır.
11-
Devletin her türlü olanaklarına sahip olan iktidarıyla,
muhalefetiyle hepsi sınıfta kalmıştır. Dokunulmazlık zırhı altında ülkeyi
bölmeye çalışanları halk görmektedir. Bu nedenle sade vatandaşlar artık örtülü
bir biçimde güvensizliklerini dip dalga ile göstermektedirler.
Bu izdiham
Ecevit’e adeta şikayete gelmiş görünümündedir. Trabzon Delegesi bunu çok
güzel dile getirdiğinde salonun yerinden oynadığı görülmeye değerdi.
12-
Cumhuriyet Mitingleriyle nemalanan, ondan fayda bulup parlamentoya
giren partilere halkın güvenci kalmamıştır.
Onun içindir ki halk;
K
araoğlan Ecevit ve partisine bir umut olarak sarılmaktadır.
DSP
yöneticileri bakalım bunun altından kalkabilecekler mi?
Saygıyla duyurulur.
09 Haziran 2010
Üsküdar-İstanbul
Emperyalist Dayatma
GENÇLİK