













Ekranlardan gün be gün artan yolsuzluk haberleri flasH flash geçerken; içimizden ne diyoruz; aaa buda mı yapmış, acaba bu ne yapmış, kardeşim yemek için gelmişler, doymadılar yemeğe, sende mi Brutus? Vs vs
Bu isimlerin çoğuda ülkeyi aydınlık yarınlara çıkarma umudu ile bizlerden oy istemiş kimi can-ı yalandan dindar, kimi aileden manidar, kimi yurt dışından çakmadar, siyaset ehli, ticaret ehli..Eğer yaptıkları ortaya çıkmasa hepsi heybetli, hepsi yürekten vatanperver(!)..
Yolsuzluğun temelinde lüks yaşama tutkusu olsa da, daha derinden düşünüldüğünde, bu tür zaafları olan kişilerin sırtından ülke ekonomisi çökertilmeye çalışıldığı gibi, tüm ahlaki değerlerimizede darbeler vurulmaktadır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını hiç yemedıklerını , evlerine haram lokma sokmadıklarını gözlerimizin içine baka baka beyan ederlerken, acaba kendi kendilerine inanıyorlar mı?
Borç kredi faiz imf yabancı sermaye esareti altında halk eziliyorken, üç beş (den fazla olduğunu düşündüğüm) kişinin kişisel servetlerini arttırmalarını neye bağlıyoruz ……
Her zaman vatandaşın vicdanından faydalanma yolunu bılmıs olan yolsuzluğun mimarları, hiçbir felaketi de kaçırmamaktadırlar. Örneğin:
1992-1995 yılları arasında Boşnakların Sırplar tarafından soykırıma tabı tutulmalarının ardından ülkemizde de başlatılan yardım kampanyaları düzenlenmiş ( ki bu tarihe mercümek olayı olarak geçti) fakat toplanan paraların ne olduğu bilinmediği gibi amacı dışında iç edildiği günlerce konuşuldu, davada açıldı, sonuç: para yok,dava takıpsiz
(Şimdi Gazze için toplanıyor)
Kayıp trılyon diye bildiğimiz davaya konu paraların hesabı bir kişiden soruldu ancak!!
Dinin temel direği namaz olduğu gibi siyasetinde - iş adamlığınında direğinin yolsuzluk olduğunu artık açıkça görmekteyiz.
Derneklere yapılan bağışları devlete olan vergi borçlarından düşerek de devleti bile bile güçsüzleştirilmeye ve vatadaşlarının ihtiyaçlarını göremez hale getirilmeye çalışılmaktadır.
Ne amaçla ve kimler hangi derneklere ne kadar para bağış yapıyor ve bunu tercih ediyor da buna karşılık devletine olan vergi borcunu sildiriyorla? Gerçekten merak ediyorum, bağış; anlamı itibariyle, gönülden yardımseverlık duygusundan kaynaklanıyor ve bir şekılde yardım etmiş olma duygusu kişiye yetebilecekken, neden yaptığı yardımı borçlarından sildiriyorlar?
Hani sağ elin verdiğini sol el sol elin verdiğini sağ el duymayacaktı, hani adap buydu… terbiye buydu..
Hani iyilik yapıp denize atılırdı!
devletinden değil de bu şekilde güçlenmeleri sağlanan dernekler ve vakıflardan çareler bekleyen halk kitleleri meydana geldi..
Bir dilenci kültürü oluşturulmuş artık, mesela: eğitim e katkı payları toplandı yıllarca peki ne oldu bu paralar ? ki hala kardelenlerin eğitimi için ekranlardan yine bağışlar istenmekte? Ve hala okullardan kömür parası toplanmakta öğrencilerden..
Yolsuzluğu yapanın kim olduğu, nasıl yaptığı hatta vurgunun büyüklüğü de önemli değil, (eylem ve amaç aynı çünkü),önemli olan denetimin ve denetim sonuçlarının gereklerinin yapılamıyor olmasıdır.
Hükümetler teftiş yapacak kişileri görevlendirirken kendi adamını değilde karşı tarafın adamını görevlendirirseler, o zaman ortaya çok farklı tabloların çıkabileceğini, en ufak bir suistimalin de gözden kaçmayacağını düşünüyorum…
Hükümetler birbirlerine enkazlar alıp enkazlar devrediyorken, yine devletin malı deniz yemeyen keriz mantığıyla hareket ediyorlar, ettiriyor… sistem bu..
Şimdi kapımıza gelip; din , özgürlük, iş, aş, ev vs vaatleriyle siyasi emellerine araç olmamız için yalvaranlara verdiğimiz tek ruhsat: al sende ye ye ye ye den başka bir şey değildir
