













Bu yazıyı tarihin en eski yerleşim yerlerinden içeriye fitnenin, fesadın, hainliğin sızmasını engelleyen surlara, sayısız cami ve kiliseye, bin yıllardır devam eden örflere ve geleneklere sahip anavatanım, kendi şehrim ilk adı Amid olan Bekir’in diyarından, Diyarbakır’dan yazıyorum. Son günlerde hepimiz Diyarbakır’daki olayları izledik ve çoğumuz üzüldük. Diyarbakır tabiatı tarihi ve yaşayan insanıyla yurdum insanına fazla benzemez. Bu şehrin insanları daha bir başka severler şehirlerini, aşık olurcasına, ibadet edercesine yaklaşırlar taşına, toprağına, insanına… Sayısız edebiyatçısı, tarihçisi, sanatçısı ve şairi vardır. Dünyada adına en fazla şiir yazılmış 2. kenttir Diyarbakır mesela. Ahmet Arif’i, Cahit Sıtkı Tarancı’yı, Orhan Asena’yı, Ali Emiri’yi, Faik Ali Ozansoy’u, divan şairi Nesimi’yi Celal Güzelses’i yetiştiren hep bu şehir, bu kültürdür. Ben fazla yazmayı düşünmüyorum yazılması gereken ne varsa zaten yazmış üstadlar. Diyarbakır’ı gerçekten seven insanların nasıl insanlar olduğunu göstermek adına.
“
Seni baharmışım gibi
Seni diyarbekir gibi
Nelere nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı” A.Arif
“
derinlik olmayı sürdüreceğim bu sığ denizde
bir halkım ben, dünyanın kalbinde paslı bir hançer
kabuk bağlayan yaranın altında kaynayan irin
yurdumda konuk, içimde tutsak, uğraksız göçer” A.Satıcı
Şimdi ben bir soru soruyorum, sizce bunları yazan insanları yetiştiren bir şehir bu noktaya geldiyse sadece burada yaşayan insanların mı suçu var? Her gidilen stadyumda “pkk dışarı” derseniz, üniversite yurtlarında sırf Diyarbakırlı olduğu için insanlar dayak yerse insanları belli bir yere kanalize etmekten başka bir şey yapmamış olursunuz. Kabuk bağlayan yaranın altında yaşayan insanlar da var.
Son söz yine Diyarbakırlı şair İsa Tekin’den
Bir söz
Bir haber
Silah ve siren sesleri çarpar
Diyarbakır surlarına
Yüreğim sancır
Geçmiş zamanlardan
Surlarına sinmiş acılar süzülür
Kanayan yüreğime
Dicle sessiz, usul usul akar
Bir bahar akşamında
Kan düşer Diyarbakır yollarına,
Yüzyılların derinliklerinde gizlenen
Diyarbakır surlarında dillenen
Acıların çiseleyen yağmurlarındayız
Diyarbakır sancılı
Diyarbakır etrafını duman kaplamış
Burnumda bir yanık kokusu
Hüzün biner omuzlarıma
Surlardan aşağıya umut düşer
Bedenim buz keser
Bu bahar akşamında
Ben üşürüm ürperirim
Siren sesleri yüreğime çarpar
Diyarbakır sancılıdır
Bilmem kaç acıya gebe…
Sancısız Diyarbakırlara ve haftasonlarına.
EDEPSİZCE AMA KALEMİMDEN DÖKÜLENLER...