













Türkiye, Şubat ayı içinde yoğun olarak “Direnme Hakkı”nı tartıştı. Teori Dergisi de bunun üzerine Nisan sayısını, “Milletlerin Direnme ve İsyan Hakkı”na ayırmış. Hatırlanacağı üzere Tayyip Erdoğan, direnme hakkından bahseden CHP milletvekillerine “eşkıyalığa davet ediyorlar” diyerek saldırmıştı.
TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu’nda yer alan 11 CHP’li milletvekili, Yargıtay ve Danıştay yasasında yapılmak istenen değişikliği, AKP’nin sergilediği keyfilik üzerine, kamuoyuna bir bildiri yayınladılar ve Komisyondan istifa ettiler.
Bildirilerinde özetle, AKP iktidarının gayrımeşru hale geldiğini ve halkın direnme ve isyan hakkını kullanması çağrısını yapıyorlardı.
Milletvekillerinin bu çağrısı, Tayyip Erdoğan’ın büyük tepkisine yol açtı. “Eşkıyalık” suçlamasını bunun üzerine yaptı. CHP yönetimi de kendi milletvekillerinin davranışından memnun kalmadı. Milletvekilleri, Parti yönetiminin baskısı üzerine istifalarını geri almak zorunda kaldılar.
İşte Türkiye bu vesileyle AKP iktidarının meşruiyetini ve direnme hakkını tartıştı. Önümüzdeki dönem bu konuyu daha çok tartışacağımız anlaşılıyor.
63 YIL ÖNCE YAZILAN MAKALE
Teori, kapsamlı ve doyurucu bir “Direnme ve İsyan Hakkı” dosyası hazırlamış. Derginin bu sayısının önümüzdeki dönemin tartışmalarında önemli bir kaynak görevi göreceği kuşkusuzdur.
Teori’de yer alan ilk makale, Prof. Dr. Muammer Aksoy’a ait. Makale, 1958 yılında Forum dergisinde yayınlanmış “Milletlerin ‘İsyan ve İhtilal Hakkı’na Dair” başlığını taşıyan. Makalenin önemi, 1957 seçimlerinden sonra meşruiyetini kaybetme yolunda hızla ilerleyen DP iktidarı koşullarında Türkiye’nin “direnme ve isyan hakkını” tartışmasından gelmektedir.
Hiç tartışılmayacak bir gerçek var ki o da, 1958’in DP iktidarının, bugünün AKP’siyle kıyaslanmayacak ölçüde “meşru” olduğudur.
DERGİDE YER ALAN MAKALELER
Emine Ülker Tarhan, “Baskıya ve Zulme Karşı Direnme Hakkı” başlıklı makalesinde; “Hukuk devletini, polis rozetini de takıp boğucu bir polis devletine… dönüştürmeye çalışanlara karşı direnme hakkını bugünlerde konuşmanın tam zamanıdır” demektedir.
Osman Bilge Kuruca ve Kurtuluş Güran, “Atatürk’te Milletin Direnme ve İsyan Hakkı” başlıklı makalelerinde özel olarak Atatürk’ten hareketle, Türk Devrimini yaratan ideolojik inşa sürecinde isyan hakkının nasıl ele alındığını incelemişler.
Prof. Dr. Şahin Filiz’in “İslam tarihinde ve İslami doktrinde zalime ve baskıya karşı isyan” başlıklı makalesinde, konuyu; Kur’an başta olmak üzere İslami kaynaklara dayanarak incelemesi, Dosya’ya ayrı bir zenginlik katıyor.
Emcet Olcayto’nun “ Zulme karşı direnme hakkı ve uygarlık” başlıklı makalesinde, “Direnme Hakkı”nın Padovalı Marsilyus tarafından dile getirildiği 1324 yılında ilk defa savunulmasından bu yana yaşanan gelişmeler anlatılmaktadır
Bütün bu makalelerin ortaya koyduğu gerçek şudur:
İnsan, direnme hakkını kullandığı ölçüde insan olmaktadır ve diğer varlıklardan ayrılmaktadır.
Dolayısı ile direnme hakkı, insan haklarının en başında gelmektedir.
GAYRIMEŞRULUĞUN KANITLARI
Şimdi kısaca AKP iktidarının pratiğine bakalım:
Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik devletlerinin proje görevlisi olduğunu tam 34 yerde kameralar karşısında itiraf etmiştir.
Özel yetkili mahkemelerle, İktidara bağlı bir yargı yaratılmıştır. İktidarın hoşuna gitmeyen kararlar veren yargıçlar sürülmektedir, görevden alınmaktadır.
İktidarın koruması altındaki emniyet görevlileri yurttaşların evlerine ve işyerlerine sahte kanıtlar yerleştirmekte, aleyhlerinde en ufak bir kanıt olmaksızın insanlar yıllarca hapiste tutulmaktadır.
Devlet olanakları kullanılarak yandaş basın yaratılmıştır. Yandaş basın iktidarın muhaliflerine karşı psikolojik savaş yürütmektedir.
Dokuz yıllık iktidar döneminde ülkenin en büyük zenginlerini geride bırakan yeni zenginler yaratılmıştır. Ülke kaynakları dizginsiz bir şekilde yağmalanmaktadır.
Yurttaşlar yasa dışı yollarla izlenmekte ve dinlenmektedir. Yasa dışı yollarla elde edilen veriler yandaş basın eliyle piyasaya sürülerek AKP muhalifleri sindirilmek istenmektedir.
Geçen yıl KPSS sınavında, bu yıl YGS sınavında ortaya çıkan kopya skandalları göstermiştir ki bu iktidar, kapıkullarına yer açmak amacıyla bütün yurttaşların en temel haklarını bile gasp etmekten kaçınmamaktadır. Yasa dışılıkta gözü karadır.
Bu liste daha da uzatılabilir. Ama sadece bukadarlık bir döküm bile bu iktidarın meşruiyetini kaybettiğine yeterli kanıttır.
Meşruiyetini kaybetmiş olan bir iktidara karşı direnme hakkını kullanmak ise en büyük ve en kutsal haktır.
