Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Fatoş Karakaya
fatoskarakaya@hotmail.com
Dilsiz isyanlar sürüklüyor dalgalar kıyılara…
25 Ağustos 2009 Salı 19:28



Özgürce yol alıyordu, uçsuz bucaksız maviliklerin en karamsar kıyılarında. Gözleri yosunlara takılınca yeşilin tonları biraz dinlendiriyordu, yorgun- kırık bedenini. Hiç yıldırmıyordu onu derinliklerin karanlık, soğuk köşeleri. Ve korkutamıyordu da. Biliyordu ki; böyle korkulara kapılırsa yüreğinin minik ikilemleri, zoru hiç başaramazdı. Biliyordu ki; her kıvrımında yaşam direncinin uzun-gerçek efsaneleri, kendi benliğine dönerdi bir gün. Ve buyur beklemeden otururdu umudun en dar sofrasına. Belki de bağdaş kurardı.

 

…Yolları; her kıvrımında yabancılaşan bal petekleriydi sanki arılarına. Yolları; huzmelerinde ışık kümelerinin kıyıya vuran  içli bir köpüğüydü. Her yol, iyimserliğiydi avuç sıcaklıklarının…

 

Kumsallar ayağıma dolanıyor hazince. Gün kirpikleri ıslak bir türkü tutturmuş,

 

 Tınılar yüreğinden kopuyor günün. Zaman gözeneklerinden sıyrılmaya çalışıyor, arsızca göz kırparak zamansızlığın kıvrımlarına.

Yürüyoruz…

 

Yaşam iki ucunda iki soluk kadar yakınken ölüme, bülbüller en verimli şarkılarını söylüyor mutlu güne. Ve bulutlar ülkesinde mavi bir kuş uzaklık.

 

 Ayağı takılıyor karamsarlığa, gecikmiş bir kırlangıcın. Duruyor ve nefes alıyor, soğuk gözlerinden çabanın. İyimserliğin gözleri sözleri bir noktada kilitlenmiş, hayalleyemiyor artık yaşanamayacak ufukları. Bir beşik gıcırdıyor yüreğimin dipsiz derinlerinde, ulaşabilmek için geceyaralarının ıssız çığlıklarına.

Yürüyoruz…

 

Sarsıntıların sabrı kalmadı belki de baharı karşılamaya. Bahar, bir bayram sabahı çocuk sevinci eşiklerden dışarıda. Yanar-kanar, kanar-çarpar bir sökün parçalanan duyguların ince zerreleri,

 

 Gümüş haleler oynuyor aşkın gözbebeklerinde, yağmur damlaları nazlı nazlı vururken cama. Yüreklerin gel-gitleri çaresiz hatta sevimsiz. Mandalin kokuları kırık dökük aynalara gülümsüyor, ve dilsiz izdüşümlerin sıyrık umutlarında kıvılcımlanıyor umarsızca.

Yürüyoruz…

 

Ya da bir dalyanın kaybolan ıssızlığına paralel mi yüreklerinizin ateş başı. Kopup giden hangi damarların heyecanı sismik bir güzergahta. Sembolize edilemeyen yitik hayaller mezarlığı mı kimsesizliğiniz.

Yürüyoruz…

 

İnsan belki de kendini aşamıyor, zamanın ayağı kaymışken duyumsamaların kaygan zeminine. Kendi benliğine söz dinletememek ne büyük bir karmaşa...

 

Kopuk yabancılık. Neye sarılır ki insan gecenin suskun yalnızlığında. Uzak dalyanların içsel tınıları, neye ağlar ki kelimelerin kopuk kimsesizliğinde. Yıldızlar yolunu/yolcusunu şaşırmış, ay geceye gecikmeli yetişiyor. Ve dilsiz isyanlar sürüklüyor dalgalar kıyılara.


 

Fatoş Karakaya Metanoya kitabından…

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR