Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Devrim Ne Kazandırır?
01 Ocak 2009 Perşembe 22:48

            Geçenlerde üç ünlü Alman Profesörün üç çocuğu Türkiye’deydi. Hitler Faşizminden kaçarak Atatürk Türkiye’sinin demokratik aydınlığında yaşama ve mesleklerini icra etme olanağı bulan üç Alman Profesörün hayattaki üç çocuğu Türkiye’ye geldi.

            Davet üzerine gelen misafirler, katıldıkları toplantılarda Atatürk Türkiye’sini anlattılar.

            Albert Einstein’ın Almanya’da yaşama olanağı kalmayan bilim adamlarına Türkiye’nin kapılarının açılması için Atatürk’e yazdığı mektup biliniyor.

            Sadece bu olay bile, Devrim yapan Türkiye’nin nasıl bir saygınlığa kavuştuğunu ve bizim neler kazandığımızı anlatmaya yeter.

            Devrimden vazgeçen bir ülkenin ne duruma düştüğünü ise, gene biz şimdi her gün yaşayarak görüyoruz.

            Bugün köşemizi, Türkiye’yi 10-15 yıl içinde Dünyada büyük bir saygınlığa kavuşturan ve büyük gelişmelerin yaşandığı bir ülke haline getiren Atatürk Devrimi’ni; 1950’den sonraki 50 yıl içinde adım adım tasfiye edenler tarafından katledilen Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın 1990 yılında yazdığı “Niçin Kemalistim?” başlıklı makalesine bırakıyoruz.

 

MACARİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE

“Öykümüz Kurtuluş Savaşı yıllarında baslar.

Kahramanlarımızın ilki, Paris-İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç bir Türk işadamı.

Macaristan'da genç bir bayanla tanışır.

Evlenme teklif eder ve evlenirler.

İzmirli işadamı, olayı ailesine açamaz.

Macaristan'da bir kızı olur.

Kızına Nermin adını verir..

Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla izlemektedir.

Baba İzmir'de ölür.

Aile, geçim sıkıntısına düşer.

14 yaşındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur. 

Mustafa Kemal'in ülkesinde eğitim parasızdır. 

Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir. 

Annesinin haberi olmadan Türk Büyükelçiliği'ne başvurur. Ona bir pasaportla birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verirler. Başı sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.

Olayı öğrenen annesi de ona destek verir. Üçüncü mevki bir tren kompartımanının tahta sıraları üzerinde, günlerce sürecek bir yolculuk başlar.

Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğun durumunu çok ilginç bulur, giriş izni de hemen verilir.

Öykü uzun... 

Küçük Nermin, İstanbul'da bir yandan Almanca dersleri verirken öte yandan Türkçe öğrenir. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanır.

İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Gazetecilik yapar. Türkçe'nin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Cağdaş siyaset biliminin Türkiye'ye girmesine onculuk edenler arasında yer alır. 

Gün olur, Türkçesinin bozuk olduğunu öne sürerek öğretim üyeliğinden atılmasını isteyenler çıkar. 

Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur, savunur, savunur... 

Bir oğlu olmuş, adini da Mustafa Kemal koymuştur... 

Prof. Nermin Abadan-Unat, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki son dersini bundan dört yıl önce verirken aralarında benim de bulunduğum bir grup eski öğrencisi de sınıftaydı. Kimisi profesör, kimisi doçent, kimisi çiçeği burnunda araştırma görevlisi. Deniz Baykal da sonradan yetişmişti. 

Son dersin sonunda, nefes bile almaya korkarak dinlediğimiz yukarıdaki yasam öyküsünü anlattı bize...

Ve sözlerini şöyle noktaladı:
- Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de olmazdım. Niçin Kemalist olduğumu, öyle sanıyorum ki artık anlamışşınızdır...

 

Çok etkilendiğim bu öyküyü yazdığımda, sonunu söyle bağlamıştım: "Bu sözleri, parası olanlara Bilkent'i, olmayanlara Süleymancı yurtlarını gösterenlere adıyoruz..."

Bakıyorum da aradan gecen zamanda, ne Nermin Hoca'nın öyküsü güncelliğini yitirmiş, ne de benim altına düştüğüm not...

Tıpkı giderek daha güncel, daha gerçek, daha anlamlı olan Mustafa Kemal'in kendisi gibi!..”

 

            Bazen küçük bir hayat hikâyesi, binlerce kitaptan çok daha fazla şey anlatır.

                                                                                              mbgultekin@ip.org.tr

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Abdulmutalip İPEK
Yorum Neden
Albert Einstein’ın Almanya’da yaşama olanağı kalmayan bilim adamlarına Türkiye’nin kapılarının açılması için Atatürk’e yazdığı mektubu hepimiz biliyoruz. Ancak Neden 40 kişi, Başvurular arasından seçilmiş olduğuda bilinmektedir.Ama neden 40 ,Onun Koyu yahudi olduğunu biliyoruz.Hoş ben yahudi düşmanı değilim, Ama Eğer Tevratta 40 yıl Hz.Adem(Adam) için ise ve Bizde Padişah dahil 40 kişilik Divan kurulurdu.Sorum da burda ATATÜRK bir padişah olarak görüyorsa neden 39 kişi göndermedi, yada cumhuriyet ilan edilmişse ve araştırmalarıma göre başvurular da çok fazlaydı neden 100 tane değil yada neden ihtiyaca göre değil de 40.Ben bu 40 kişiden şüphelenmekle beraber en çok 40 sayısına taktım.Birde Amerikan Başbakanı Lincon'un sözleri aklıma geldi(ki ona saygı duyarım) "Oğlunun Öğretmenine yazdığı mektubun bir yerinde şöyle der"YANLIZ SENİN İYİLİĞİN İÇİN ÇALIŞTIĞINI SÖYLEYENLERE DUDAK BÜKMESİNİ ÖĞRET ONA", Sorum burda , çünkü o yıllarda Bilim adamlarını Amerika ve diğer ülkeler alıyordu, Yani şimdi bile bizi gerici bulan o şahıslar ne olduda bizi tercih etti? Unutmadan BİLA BEDEL GÖNDERİLMİŞTİ,beleş...Ben buna AMİN demiyorum, Kim bilir belki bu bilim adamları Bize bilimin yanında kendi hastalıklarınıda(Irkçılık) bulaştırmışlardı.Ben cahilim ben anlamam Neden 40 kişi ve bila bedel?..Yoksa biri bize kalem kılıçtan keskindir mi diyor, yada ne bileyim Kartacalı Anibal'in tarihe mal ettiği yöntemi mi uyguladılar?..İlhan ARSEL onlardan biri mi? Turan DURSUN 'u saymıyorum , o zaten iki kere cahildi...
02 Ocak 2009 Cuma 22:08
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR