Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Cüneyt Kanat
cuneytkanat@haberajans.com
Demokratikleşme ve Kadın – Erdoğan, Kılıçdaroğlu El Ele!
17 Nisan 2011 Pazar 13:54

Ortadoğu’da yaşanan isyanlara bağlı olarak ortaya çıkan uyanış hareketini başından beri ilgiyle takip ediyorum. Ve bu konuda pek çok yazı yazdım. Bugün konuya değişik bir bakış açısı getirmek istiyorum.

"Ortadoğu’da kadın toplum hayatının neresinde?" tarzında bir soru sorup bu sorunun cevabını bulmaya çalışırsak konuyu daha iyi ve daha kolay anlayabiliriz. Ortadoğu’da kadın şu anda malesef toplum yaşamının çok uzağında. Bu her anlamda böyle. Bırakın seçme ve seçilme hakkını, daha ehliyet alıp araba kullanmalarına izin verelim mi vermeyelim mi diye düşünen veya henüz izin vermiş olan ülkeler mevcut!

Durum böyle olunca, kadın, yaşam alanını daha çok ev ile sınırlamak zorunda kalıyor. Buna bağlı olarak kadının toplum hayatına katılımı azalıyor. Hatta bazı Ortadoğu ülkelerinde yok denecek oranlara düşüyor. Yani, devlet kadrolarında görev alamıyor. Pek çoğunda seçilme hakkı yeni yeni verilmeye başlansa da bu pratikte asla hayata geçirilemiyor. Böylece ortaya çıkan erkek egemen toplum yapısı varlığını sürdürmekte hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Zaten hala Ortadoğu’da kralllık rejimlerinin kendine yer bulabilmesinin en önemli   sebeplerinden birisi de budur.

Bu arada, kadının bütün toplumlarda ev hanımı olarak da toplum hayatının içerisinde kendisi için yarattığı sosyal yaşam tarzıyla yer alabileceğini belirtmeliyiz. Yani toplum hayatının aktif bir üyesi olmanın tek ve değişmez koşulu çalışmak değildir. Ancak özellikle ekonomik bağımsızlığın kazanılması bu konudaki katılımı daha da kolaylaştıracaktır.

Eğitim konusu Ortadoğuda artık eskiye nisbeten biraz yol aldı. Farklı sınıflarda ya da amfilerde olsa da kadınlar üniversiteye gidebiliyorlar. Bu anlamda üniversite eğitimine katılan kadın sayısı arttıkça, yani toplumdaki eğitilmiş kadın oranı sayısı dengelendikçe, demokratikleşme çabalarının kazandığı ivme de artacaktır.

Yaşanan son ayaklanmalara bakacak olursak, Mısır başta olmak üzere, kadınların da meydanlarda yerlerini aldıklarına şahit olduk. Özellikle Mısır örneğinde bu katılımın, olaylardaki şiddet eğilimini büyük oranda azalttığını söyleyebiliriz.

Kadının toplum yaşamı içerisindeki yer alma oranı ne kadar artarsa, toplumdaki bazı kötü anlamdaki reflekslerin de o kadar yumuşadığını düşünüyorum. Buna bağlı olarak, nezaket, zarafet ve hoşgörü oldukça artıyor. İncelik, saygı, sevgi ve hatta toplumun kullandığı dil bile iyi yönde değişiyor. Basit bir örnek vermem gerekirse; Futbol maçlarına eşleriyle ya da kızlarıyla giden erkeklerin stada girdiklerinde kendilerine oturacak yer olarak çoğunlukla bayanların yoğun olduğu bölümleri seçmeleri bunun en açık göstergesidir. Çünkü bilirler ki, o bölümde daha az küfür, daha az hakaret ve daha az şiddet olacaktır. Bütün bu değişimler, toplum yapısını ve özellikle iletişimi olumlu yönde etkiliyor.

Atatürk’ün bu önemli ayrıntıyı çok erken bir tarihte, batıdan bile önce görüp, seçme ve seçilme hakkını Türk kadınına vermesi büyük bir ileri görüşlülük örneğidir. Bu hakkın ise zaman içerisinde orantılı kullanılıp kullanılmamış olması ayrı bir problemdir.

Dönem dönem bu oranlar değişmiştir. Şimdi yakında yine bir seçim süreci yaşayacağız. Partiler aday listelerini belirlediler. Bu son listelere göre, adaylar arasındaki kadınların sayısını arttırma isteğinin özellikle üç büyük partide hız kazandığını gördük. Partiler bazında kadın adayların oranlarına baktığımızda, karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: AK Parti’de bu oran yüzde 14.2; CHP de, yüzde 20; MHP’de ise 12.4.

Evet, bu çok da iyimser olmamızı sağlayacak bir tablo değil. Ancak her geçen gün bu oranın biraz daha artıyor olması ümit veren bir durum. Gün gelir de meclisteki kadın milletvekillerinin oranı yüzde elli civarına yükselirse eminim o zaman bugünkü mecliste kulanılan dilden farklı bir dil kullanılacak. Belki çok daha az sözle sataşma, yumruklaşma ve sokak kavgası sahnelerine şahit olacağız.

Türkiye’nin Ortadoğu ülkelerine model olup olamayacağının konuşulduğu ve tartışıldığı şu günlerde ve seçimler arefesinde Türk Parlomentosunun bu anlamda listelerine aldıkları kadın adayların oranı konusunda örnek olması da dikkate alınsaydı ne kadar iyi olurdu!

 

Kutlu Doğum Haftası Nelere Kadirmiş!

Basından izlediğim kadarıyla aktarıyorum. Diyanet işleri başkanı Kutlu Doğum Haftası ile ilgili düzenlenen törende, başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ana muhalefet partisi başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sahneye davet etmiş ve her ikisine de kırmızı gül vermiş. Ve her ikisi de protokol konuşmalarında hiç siyasete girmemişler! Sadece günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapmışlar. Ve en önemlisi, tamı tamına dört kez tokalaşmışlar!

Bunları duymak, okumak çok ama çok güzel. Ancak niçin sadece kutsal bir gün çerçevesinde düzenlenen bu törende bu kadar hoşgörülü olabiliyorlar? Bu tutumlarını niye her daim devam ettirmezler. Halbuki vatandaşın beklediği, başbakan ile ana muhalefet lideri ve dahi diğer bilimum liderler arasındaki diyaloğun hep böyle hoşgörülü, anlayışlı ve nezaket sınırları çerçevesinde seyretmesidir. Bunu her daim başarmak mümkün değil mi? Seviyeli siyaset kurallarına uymak çok mu zor?

Aslında hiç de zor değil.

Azıcık öfke kontrolü ve hoşgörü herşeyin çözümü olabilir. Atılan her adım mutlaka ama mutlaka bir karşılık bulacaktır.

Sizler adımı atın, balık bilmesse Halik bilir. Ayrıca seçmen de bunu mutlaka değerlendirir!

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Ejder Güven
Yorum Savaş Bey'e cevap.
Savaş bey güzel yerlere değinmiş ve olması gerekeni'de belirtmiş.Lâkin toplumun veya ülkenin hoşgörüsü konusunda baya bi karamsar davranmışlar.Bence bizi güzel günler bekliyor bir çok alanda...En azından bu şekilde düşünürsek,bizim hemen altımızda ki kuşak'da böyle düşünür ve güzel yarınlar için canla başla çalışmış veya çalışacak olurlar.Karamsar olmayalım lütfen.Teşekkürler.
25 Nisan 2011 Pazartesi 14:17
Savaş Yavuz
Yorum Muhteşem Varlıklar Olan ''Kadınlar'' ve Seviyeli Siyaset
Ben bunu neredeyse her alanda vurgulayan bir insanımdır.''Erkek fiziğiyle korku salar ama kadın nezaketi ve hoş görüsüyle sevgi aşılar.'' İşin tarihi boyutlarına bakarsan ilk toplumlar ''anaerkil düzen''de yaşıyorlardı.Daha sonra ortaya çıkan erkek hegomonyasıyla kadına duyulan saygı ve sevgi gittikçe azalmıştır.İlkçağ toplumlarında ben en çok Yunanlılar ve Orta Asya Türkleri(Böyle söylememin sebebi tamamıyla kadına duyulan saygının üst seviyelerde olduğu zamanki Türk toplumu olmasıdır.)ni sevmişimdir.Her iki toplumda kadına mecliste söz vermiş onları dinlemiş ve kıymet bilmiştir.''Ama ne oldu?Biz gittikçe gerilemeye ve kadını arka plana atmaya başladık.Şu an medeniyetin beşiği Avrupa dediğimiz topraklarda dahi ''kadın hiçbir işe yaramaz'' diyen insanların olması ne kötü!!! Bazı yorum yapan arkadaşlar da bunu belirtmiş ben de belirtmek isterim.Geçmişten gelme tapuları ne olursun yıkalım.Çünkü, gelecek yarınla umutla bakmamız kendi egomuzdan çok çok önemlidir. Türkiye'yle ilgili olan kısmı da eğer biz gerçekten de postmodern olmak isteyen ülkelere model olmak istiyorsak öncelikle bunu sadece kadın-erkek eşitliğiyle değil her alanda kendimizi kanıtlamalıyız.Gerek siyasi gerek ekonomik, bilimsel, kültürel açıdan en üst seviyede olmamız gerekir.Peki öyle miyiz?Bence değiliz.Ama olmak için çabalamamız gerekiyor ve gerekmelidir de. İkinci konu olan ''Seviyeli Siyaset''e gelince bu şu an ülkemizin girdiği dönem itibariyle neredeyse imkansızdır.Çünkü böyle bir şeyin olması için huzurlu ve her kesimin kendini ifade edebileceği bir ortamın olası gerekir.Şu anda yok.Olması için de bir çaba yok.Yani lafın kısası biz bu hoşgörülü ve saygılı bir siyaseti daha çok bekleyeceğiz!!!
22 Nisan 2011 Cuma 20:52
Selin Uygur
Yorum Umarım CÜneyt Kanat Bey bunu okurlar, zira ancak bu şekilde yazılanların anlamı olabilir...
Öncelikle yazılarınızı takip ediyorum ve yazıların içinde kadınların ön planda olduğu bir yazı yazmanız bir bayan olarak elbette benim için hoş. Ancak maalesef sizde yazarken erkek bakış açısından yazmışsınız. Zira toplumda kadınlar erkekleri sınırlandıran bir makinizma olarak görülmesi elbette çok yanlış değil. Ancak kadının toplumdaki bulunuş amacı tek başına bu şekilde ifade edilmesi büyük bir yanlış olacaktır. Kadın da erkek kadar toplumun parçasırıdır diyerek ilerleseydiniz şu anda sizi ayakta alkışlıyor olacaktım. Ancak yine her başarılı erkeğin arkasındaki kadın ifadesinin gölgesi altında düşünüyormuşsunuz gibi düşünüyorum. Burada kendimi ifade edecek kadar alanım olmadığı için beni anlayabileceğinizi düşünüyorum. Her erkeği destekleyen bir kadın düşüncesi kadınları toplumdan soyutmaya devam etmekle birlikte sadece erkekler tarafından kadınlara verilen bir avuntu gibi geliyor bana. Halbuki hayat kadın ya da sevdiklerimiz ve desteklediklerimiz ve bizi destekleyenler olarak yaşanan bir dünya olsaydı insanevladı bu duurmda olmazdı.
20 Nisan 2011 Çarşamba 16:26
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR