Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Demokrasi ‘İleri’, Adaylık Lüks!
Demokrasi ‘İleri’, Adaylık Lüks!
23 Mart 2011 Çarşamba 10:03
Fatih Polat yazısı: Bugünkü düzenlemelere göre, bir işçi ve emekçinin milletvekili adayı olabilmesi için, neredeyse bir yıllık maaşını bağlaması gerekiyor.

Günlük Evrensel gazetesinde Fatih Polat 12 Haziran Genel Seçimleri'nde bağımsız adayların mal sandığına yatıracağı emanet paraya ilişkin görüşlerini kaleme aldı:

Sözde, Türkiye’de herkesin seçme ve seçilme hakkı var. Bu hak anayasal güvence altında. Ancak birçok başka şeyde olduğu gibi bunun da, çok ciddi ‘ama’ları var. Bugünkü düzenlemelere göre, bir işçi ve emekçinin milletvekili adayı olabilmesi için, neredeyse bir yıllık maaşını bağlaması gerekiyor.

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun değişik 21. maddesinin son fıkrasında “Bağımsız adaylık için başvuranların en yüksek derecedeki Devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarı kadar parayı ilgili mal sandığına emaneten yatırıp, makbuzunu milletvekili seçilebilmek için gerekli belgelerine ekleyecekleri belirtilmiştir. Yatırılacak emanet paranın miktarı 7 bin 734 TL’dir” deniliyor.

Ve bu para madem ki, “emanet” olarak yatırılıyor, o zaman seçimden sonra geri alınırsa sorun yok, diye de düşünebilmek mümkün değil. Çünkü, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 41. Maddesi de, bu konuda şu hükmü getiriyor, “Milletvekili seçimi sonucunda bağımsız adayın aldığı oy seçilmesine yetmezse emanete alınan para hazineye gelir yazılır.”

Seçilirsen ‘yırttın’, ama seçilemezsen, o paranın üzerine bir bardak soğuk su içmelisin. Yani seçim sistemi seçilemediğin için bir anlamda, “Madem seçilemeyeceksin, niye bir sürü prosedür ile bizi meşgul ediyorsun” diyerek seni cezalandırmış oluyor.  

Bu düzenlemeyi yapanlar, böylelikle “Önüne gelenin aday olmasını” engellemiş olacaklarını düşünmüş olmalılar. Yani bir yüksek bürokrat aday olabilir, zaten ona yakışır! Ama asgari ücretli bir emekçinin milletvekili adaylığı ne haddine!
Siyasi partilerden adaylık bu rakama kıyasla daha düşük olsa da, sermaye partileri de, bunu kendileri açısından bir “gelir kalemi” gibi kullanıyorlar.

Adaylık ücreti AKP’de erkekler için 3 bin, kadınlar için 1500 TL. Adaylık ücreti CHP’de ise 30 yaşını geçmiş erkekler için 3 bin lira, kadınlar ve 30 yaşını altındakiler için 2 bin lira. Özürlüler ise adaylık için 500 lira ödeyecek. Bu ücret, MHP’de ise bin lira olarak açıklandı.

Yani 12 Haziran seçimleri öncesi, tam bir seçim borsası kurulmuş durumda. Ensesi kalın olmayanlar, bu seçimde ancak ‘oy’ kullanabilirler.

Oysa demokratik bir seçimin temel koşulu, ‘Önüne gelenin aday olabilmesi’dir. Bu değilse nedir? Bunun olamadığı bir ‘demokrasi’, ancak ‘seçkinler demokrasisi’ olabilir.

Başbakan Erdoğan’ın ‘ileri demokrasi’ diye övündüğü, AKP’li yılların Türkiye’yi getirdiği nokta, ‘ayakların baş olmayı’ hayal bile etmemesi gereken bir noktadır. Öyle görünüyor ki, demokrasimiz AKP eliyle ‘ilerletildikçe’, milletvekili adaylığının bir ‘lüks’ haline gelmesinin de ötesine geçilerek, belki ‘seçme’ hakkımız bile zamanla bir maddi bedele bağlanacak.

Belirlediği adaylık ücretlerine bakıldığında, CHP’nin de, AKP’den aşağı kalır yanı olmadığı açık.

Bağımsız adayların ödeyeceği paranın yüksek tutulmuş olmasını, yüzde 10’luk seçim barajı ile birlikte değerlendirdiğinizde ise, düşük ücretli birinin aday olmak konusunda cesaretini kıran tabloya ek olarak yeni bir durum daha ortaya çıkıyor. Yüzde 10’luk antidemokratik seçim barajını aşma ihtimali zayıf olan partilerin, çalışmalarının güçlü olduğu bölgelerde bağımsız adaylar çıkarma yoluyla bu engeli biraz olsun aşma çabası da, böylelikle bir kez daha sınırlanmış oluyor. Yani baraj bir anlamda ikiye katlanıyor. Seçim sistemi bu haliyle, yüzde 10’un altında gözüken partileri, bu oranın üzerindeki partilerin lehine eziyor ve sistemin tamamen dışına itmeye çalışıyor.

Bu tablo karşısında soru açık: Yoksulların sadece oy verebildiği bir ülkede demokrasiden söz edilebilir mi?
Yanıtı da açık olan bu tabloyu gerçek bir halk demokrasisine dönüştürmenin sorumluluğu da işçi ve emekçilere düşüyor. Bu tabloyu ancak, onun mağdurları değiştirebilir.

Günlük Evrensel

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
HABER YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR