













İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Silivri Cezaevi’nden yaptığı yazılı açıklamada, Davos Olayı’nın gösterdiği önemli bir gerçeğe dikkat çekti. Televizyon kameraları önünde bir devletin Başbakanını omzundan dürterek susturmaya çalışan kişi, o cesareti veya “hakkı” nereden almaktadır?
Üzerinde durulması gereken esas nokta budur.
Türkiye tarihinde omzundan dürtülerek susturulmaya çalışılan bir devlet yöneticisi hiç olmadı. Belli ki o Tayip Erdoğan’ı dürterek susturmaya çalışan kişi, “Türkiye Başbakanını” bulunduğu makama getirenlerin, onu “deliğe süpürme” hakkına sahip olduklarını bilmenin verdiği cüretle hareket etmektedir.
Emperyalist ülkelerin “proje görevlisi” olmayı kabul eden kişi, kendine o görevi verenlere, omzundan dürterek kendisini susturma hakkını da vermiş olmaktadır.
Dolaysıyla ortada bir “cesaret” veya “onuru koruma” durumu yok, tam tersine hiçbir devlet yöneticisinin muhatap olmadığı bir aşağılanma söz konusudur.
Öte yandan olay olup bittikten sonra, Tayyip’in tepkisinin samimi olduğunu düşünenlere de hatırlatmamız gereken bazı gerçekler vardır.
CESARET MADALYASI
1. Siyonist İsrail’e gerçekten tepki duyan bir kişi her şeyden önce 2004 yılında Amerikan Yahudi Komitesi’nden aldığı cesaret madalyasını iade eder.
Amerikan Yahudi Komitesi şimdiye kadar hiçbir Türk Hükümet yetkilisine “cesaret madalyası” vermedi ama Tayip Erdoğan’a verdi. Ve Tayyip Erdoğan İsrail’in Filistin toplumuna uyguladığı şiddete karşı hiçbir zaman, bu “cesaret madalyası”nı iade ederek cevap vermek gibi bir tavır almadı.
Tam tersine “Yahudi cesaret madalyalı Tayyip” her alanda, İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesi için elinden geleni yapmıştır ve yamaktadır.
Dolaysıyla boynunda Yahudi cesaret madalyası ile Tayip Erdoğan, İsrail’e posta koyma şovu yapmaktadır.
IRAKLI ÇOCUK VE KADINLAR
2. Tayip Erdoğan Siyonist saldırganların katlettiği İsrailli kadın ve çocukları savunduğunu söylemektedir. Aynı Tayip Erdoğan Nisan 2003’te ABD Başkanına gönderdiği bir mesajda “Amerikalı kahraman kadın ve erkek askerlerin bir an önce sağ salim vatanlarına dönebilmeleri için dua ettiğini” söylüyordu.
O Amerikalı kadın ve erkek askerler bir milyondan fazla çocuk kadın ve erkek Iraklı Müslüman’ın kanına girdiler.
Bu durumda Tayip Erdoğan’ın Gazze için döktüğü gözyaşlarının samimiyetine kim inanabilir?
BOP EŞBAŞKANI TAYYİP
3. Tayip Erdoğan bugüne kadar tam 32 yerde Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olduğunu söyledi. Büyük Ortadoğu Projesi, Fas ve Moritanya’dan Orta Asya’ya kadar 24 Müslüman ülkenin sınırlarının ve rejiminin değiştirilmesini öngörmektedir.
İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırısı, Gazze’de gerçekleştirilen katliam, Büyük Ortadoğu Projesi’nin gereğidir.
Onun için Tayyip Erdoğan’ın, bir yandan Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanlığını yaparken diğer yandan Gazze için gözyaşı dökmesi samimi değildir.
“Timsah gözyaşları” deyimi tam da bu durumlar için söylenir. Tayip Erdoğan Timsah gözyaşları dökmektedir.
HALKA BAŞKA, DIŞARIYA BAŞKA
4. Tayyip Erdoğan’ın Davos şovu, tamamen Türkiye’nin içine yönelik bir seçim şovudur.
Nitekim AKP yetkilileri ve Tayyip Erdoğan, Amerika’ya ve İsrail’e; Davos’ta olup bitenlerin Türkiye İsrail ilişkilerine bir olumsuz etkisinin olmayacağını söylemektedirler. Ama aynı Tayip Erdoğan ve AKP yetkilileri halka döndükleri zaman İsrail’e karşı nasıl kabadayılık yaptıklarını ballandırarak anlatmaktadırlar.
Başlı başına bu durum bile ortada bir samimiyetsizlik olduğunun kanıtıdır.
Nitekim gerek Amerika ve gerekse İsrail’in Tayyip Erdoğan’ın çıkışını büyük bir sessizlikle karşılamaları, Türkiye İsrail ilişkilerinde hiçbir problem olmadığını altını çizerek söylemeleri, ortada bir “danışıklı dövüş” olduğunu göstermektedir.
BOP Eşbaşkanlığı görevini sürdürmekte olan Tayip Erdoğan’ın İsrail’e karşı Filistin halkının yanında bir tavır aldığını söylemesi bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
SENARYO MU?
Davos’ta böyle bir panelin düzenlenmesi talebinin Tayyip Erdoğan’dan geldiğini ve Şimon Peres’in katılımının da gene Tayyip Erdoğan’ın isteği üzerine gerçekleştiğini öğreniyoruz.
Paneli terk etmenin hemen ardından geçekleştirilen gösteriler, Devlet televizyonunun halkı Yeşilköy’e yönlendirmesi ve AKP örgütünün bütün gücüyle asıldığı propaganda faaliyeti, gece yarıları birkaç saat içinde hazırlanan pankartlar, hizmete giren web siteleri; AKP, İsrail ve Amerika ortak yapımı bir operasyonla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
AKP zor durumda... Bir yanda ekonomik kriz, öte yanda artık çökmüş olan Ergenekon tertibi, AKP’nin çok zor durumda olduğunu gösteriyor.
Davos’ta uygulamaya konan senaryo, AKP’nin kendini kurtarma çabasının sonucudur.
Sizler cesur yüreklersiniz.