













- Sezen Aksu müzik için neyse,
Uğur Yücel de sinema için odur. Bunun adı “sorgulanmaz saygınlık”tır.
Uğur Ağabey, oyunculuk da yaptığı için bizleri çok iyi anladı. Onunla,
severek, eğlenerek ve öğrenerek çalıştık.
-
Ya Müjde Ar?
- Türk Sineması’nın öncülerinden biri de
Müjde Ar’dır. Onun sayesinde çıplaklık denilen tabu yıkılmış oldu. Benim
jenerasyonum onun sayesinde rahat etti, belli şeyleri ailelerimiz de
gördü. İyi bir yönetmen ve senaryo ile kimse saygınlığından ödün vermez.
Yeter ki; gerçekten niyetine sadık işler kotarılsın.
-
Oyunculuk adına herhangi bir eğitim aldınız mı?
- Hayır,
oyunculuğu setlerde öğreniyorum. Üç buçuk yıldır aralıksız çalışıyorum.
Tatil bile yapamadım. Dizilerde rol alacaksan özel hayatı, özel
zevkleri unutmak zorunda kalıyorsun. Telefon elinde çağrılmayı
bekliyorsun. Adeta yorgunluktan ölüyorsun. Bakın dizilere, ilk iki bölüm
herkes güzel ve canlıdır. Üçüncü bölümden sonra yüzler düşmeye başlar.
Bir senem şöyle dizisiz, koşturmasız geçerse, planlarımın arasında
oyunculuk eğitimi almak da var.
- Aileniz, oyuncu olma
isteğinize destek verdi mi?
- 10, 11 yaşlarında yatılı
okudum. Sonra benim üniversite tercihlerimi annem doldurdu. Yani işletme
okumayı ben seçmedim. Ardından bir TV kanalında staja başladım. Sonra
19 yaşındayken “Organize İşler” adlı filmde rol aldım. Aileme oyuncu
olmak istediğimi söyleyince mutlu olmadılar, en başta desteklemediler
de. Kısa süreli bir macera diye düşündüler, vazgeçerim sandılar. Ama
zamanla büyüyorsun. Direnme gücün kadar ikna kabiliyetin de artıyor.
-
Güzel olmak başa bela mıdır?
- Avantajı da var
dezavantajı da... Önüne fırsatlar çıkartabilir, seni daha yargılanabilir
bir hale de sokabilir. Çirkin bulunup zeki olduğu düşünülen bir kadın,
birçok noktada güzel kadına tercih edilebilir. Kıskanmak’taki rol
arkadaşım Nergis Öztürk, çirkin bir kadını canlandırabilmek için
Türkiye’de pek örneği bulunmayan büyük bir özveride bulundu. Tam altı
kilo verdi, kaşını, yüzünü, gözünü bıraktı. Aylarca bu filmle yattı,
kalktı. Dünya standartlarında bir performans sergiledi.
-
Magazin basını, Nejat İşler ile size, “alkolik ikili” gibi bir
benzetmeyi uygun görmüş. Ünlü olunca içki içmek de yasak mı oluyor?
-
Alkol kullanmak kriminal bir vaka mıdır? Zaten “eğlendi” de denilmiyor,
kullandıkları kelime “dağıttılar”. Tanınmışsan edebinle içmen
gerekiyor. Magazin basınının terbiyesinden geçeceksin, onları gördün mü
gülümseyeceksin. Yoksa aksini yazarlar. Numara yapacak halim yok.
Sempati güzeli olmak gibi bir çabam da... Onlara göre ben, ifade
özürlüyüm ve sürekli sinir krizleri geçiren, marjinal bir tipim.
Şimdilik böylesi işlerine geliyor. Belki zamanla vazgeçerler.
-
Sizin için nereden türetildiğini pek anlayamadığım “Sosyetik Güzel”
tabirini kullananlar, 12 Eylül Cuntası sürecini anlatan dizide ne
aradığınızı da soruyorlar. Ben ise dönem dizisine nasıl hazırlandığınızı
öğrenmek istiyorum.
- “Bu Kalp Seni Unutur mu?”dan önce
de yakın tarihimize elimden geldiğince ilgi duyardım. Ancak şimdi
sorumluluklarım daha da arttı. Yönetmenimiz Aydın Bulut’un
yönlendirmesiyle, siyasi kitaplar okumaya, DVD’ler seyretmeye başladım.
Cumhuriyet/Alper Turgut
