













Herkesin ağzında bir çözüm lafıdır gidiyor. Ben şimdiden söyleyeyim bu meselenin çözümü filan olmaz. Bu kadar çok kaşınan yaranın kabuk bağlaması tarafların birbirini affetmesi mümkün değil. Mesela Mardin’deki katliamdan hemen sonra “Vahşet korucuların silahlarıyla işlendi. Koruculuk sistemini kaldırmalıyız.” diye tartışmalar başladı. “Korucu sisteminin terörle mücadeleye katkısı var mıdır, varsa bu katkı ne kadardır” konuları konuşuldu. Oysa meselenin özüne inilmedi, tartışılması gereken mesele tartışılmadı. Gerçek bir cevap arıyorsak bu vahşetin neden işlenildiğine dair taa 1940’larda Menderes ve arkadaşlarının muhalefetiyle gerçekleşmeyen “Toprak reformu” yasa tasarısına kadar gitmek gerekirdi. Kürt meselesinin çözümü de yine aynı şekilde olmalıdır. Tarihsel bir süzgeçten geçirilip öyle tartışılmalı ve çözüm o zaman aranmalıdır. Sadece günün koşullarını göz önünde bulundurarak çözüm çabasına girerseniz popülist bir iki açılımdan başka bir şey yapmamış olursunuz. Kaldı ki herkes “çözüm” diyor ama somut anlamda bir proje duydunuz mu? Şu şöyle olacak dendi mi? Bu böyle olacak diyen birine rastladınız mı? Hayır. O zaman nedir bu çözüm? Yoksa “29 Mart’ta Kürdistan’ın sınırlarını çizdik” diyenlerin çözümümü uygulanacak ve veya Abdullah Gül’ün Colin Powell ile 2 sayfa 9 maddelik gizli antlaşma mı uygulanacak? (2003 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yine o dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında bir anlaşma imzalanır. Bu anlaşmadan yine Abdullah Gül, 24 Mayıs 2003 günü Vatan Gazetesinden Sedat Sertoğlu’na bahseder.
“…şimdi senin oturduğun koltukta ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki…” AB)
2003’ten bu yana açıklanmayan anlaşma bugünlerde uygulamaya mı konuluyor? Herkes çözüm diyor ama kimse çözümün ne olduğunu bilmiyor. Çözümsüzlüğe hizmet ederek mi çözümü sağlayacaksınız? Siz bu ülkeden bu sorunu kaşıyarak bugünlere getiren, emperyalistlerin, elini eteğini çekin bizim aramızda sorun morun kalmaz.
başka söze ne gerek...