













Global piyasalarda ve Özellikle Ülkemizde Ekonomi büyüme rayına girdi ama dalgalanmalar sürüyor. Peki yeni riskler var mıdır? Bunlar Nelerdir? Paramızı nereye yatıralım? Gibi sorulara cevap bulabileceğiniz 3-4 haftalık bir yazı dizisi ile karşınızda olacağım. Türkiye ekonomide dalgalı bulutlu bazen de yağmurlu ve bereketli günler geçiriyor. Birinci çeyrek büyüme rakamı, işsizlik oranının her geçen ay düşmesi, sanayi üretiminin ve kapasite kullanımının artması iyi sinyaller veriyor. Enflasyonun yeniden düşüş trendine girmesi ve Merkez Bankasının faiz artışını 2011’e ertelenmesi parlak günlerin geleceği ümidini veriyor. Zaman Zaman ABD ve Avrupa’dan gelen kötü sinyaller, piyasaları dalgalandırsa da gidişatın iyi olduğu özellikle de iç piyasada sinyallerin çok olumlu geldiği unutulmamalı. Ancak küresel ekonomiden kaynaklanan riskler henüz ortadan kalkmış değil. Avrupa Birliği ülkelerinin içerisinde de bulunduğu mali krizin genişleyip genişlemeyeceği de ayrı bir merak konusu.
Ülkemiz için dış kaynaklı risklerin yanı sıra içerde de potansiyel riskler bulunuyor. 2011 yılında yapılacak genel seçimler bunlardan birisi olarak sayılabilir, seçim öncesinde kamu harcamalarının artma ihtimali, aslında ihtimal değil realitesi başta geliyor. Avrupa Kaynaklı yeni bir kriz çıkar mı? Eğer Kriz çıkarsa Türkiye Bu krizden ne kadar etkilenir? Seçim sonucunda siyasi bir istikrar sağlanabilir mi? Bütün bu olumlu ve olumsuz şartlar sonucunda elimdeki parayı nasıl değerlendireyim gibi sorulara cevap arayacağız.
Bana kalırsa içerde bulunan risklerden en önemlisi ve başta geleni 2011 seçimleri, Seçimler tüm ülkeler için bir siyasi risk anlamına gelir Ancak 2011 seçimlerinin herhangi bir siyasi istikrarsızlığa sebep olacağını düşünmüyorum. Bir koalisyon hükümetinin de çıkacağını düşünmüyorum. Hasılı Ülkemizde iç kaynaklı yeni bir dip yaşanma olayı olmayacak diye düşünüyorum. Bunun yanında 2011 yılında uygulamaya geçilecek olan “Mali Kural” bütçenin daha istikrarlı ve harcamaların daha disiplinli olmasını beraberinde getireceğinden, bütçe üzerindeki olumsuz etkiler sınırlandırabilir.
İşsizlik oranı 2009 yılının aynı dönemine göre gerilemekle birlikte halen krizden önceki seviyelerde olduğu unutulmamalı. İşsizlik Ekonomideki toparlanmanın hız kazanmasını engelleyen bir unsur olmaya devam ediyor. Ancak Kamu’nun yapacağı alımlar ile işsizlik oranının düşmeye devam edeceği kanısındayım. Ayrıca Kayıt dışı istihdamın daha verimli takip edilmesi, kayıt dışı çalışanların kayıt altına alınması ile işsizlik oranının tek haneli rakamlara düşeceğini ümit ediyorum.
Muhabbetle kalın…
Bilal KILIKLI
Mali Müşavir/Ekonomist
