Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
Çıkış yolu
19 Mayıs 2011 Perşembe 16:59

            Mehmet Faraç; 17 ve 18 Mayıs tarihlerinde Aydınlık gazetesinde Türk ile Kürt arasındaki ilişkinin günümüzdeki durumu üzerine yazmış.

Faraç; Türk Kürt ilişkilerinde gelinen yeni aşamayı bir “kopma” olarak değerlendiriyor. Ve bu kopuşa ağıt yakıyor.

“Ağıt” çaresizlik içindeki insanoğlunun duygu ve düşüncelerini dile getiriş biçimidir. Bin yıldır bir arada yaşayan Türkler ile Kürtler, tarihlerinin hiçbir döneminde birbirlerinden bu kadar uzaklaşmadılar.

Bin yıllık kader birliğinin, emperyalist müdahaleler ve işbirlikçilerin çabaları sonucu bugün kopma noktasına gelmiş olması derin bir acı nedenidir.

 

KİTLELERİN EYLEMİ

TSK ile girdikleri çatışmada ölen 7   PKK’lının dağdaki cesetlerini almak için seferber olan kitle, bu insanların Irak sınırını aşarak ölen PKK’lıları bulması ve omuzlarına alarak taşımaları, büyük kalabalıklar halinde gerçekleştirilen defin işlemleri…

Mehmet Faraç, bu manzaraları, PKK’nın silahlı eylemlere başladığı 1984 yılından bu yana yaşanan gelişmeler içinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor ki haklıdır.

Kürtlerin kitlesel olarak ve eylemli bir şekilde PKK’dan yana tavrını koyması, gerçekten de önemli bir dönüm noktasına işaret etmektedir.

 

TABLO

Elbette Mehmet Faraç’ı bu kadar karamsarlığa iten önemli nedenler vardır.

 İktidar Partisi ABD tarafından önüne konmuş olan programı uygulamaktadır. Bu plan milletimizin etnik temelde ayrıştırılmasını öngörüyor. “Kürt açılımı”nın amacı buydu.

PKK, ABD inisiyatifinde AKP tarafından uygulanan politikaların doğrudan bir sonucu olarak bugün tarihinin en güçlü dönemini yaşamaktadır.

Habur’da kurulan Çadır Mahkemesi; PKK’nın bölgedeki yerel otorite olduğunun tescil edilmesiydi. Artık Bölge insanının gözünde PKK bir iktidar gücü olarak meşrulaşmıştı.

YSK’nın bağımsız adaylar hakkında verdiği kararın, PKK’nın örgütlediği kitlesel tepkiler üzerine hemen ertesi gün toplanan mahkemelerin verdiği kararlarla iptal edilmesi, devletin PKK karşısında teslim bayrağı çektiğini ortaya koydu.

Sadece bu olayın, PKK’nın kitle desteğini bir iki puan artırdığını söylemek abartı değildir.

CHP, Kürt sorununda çoktan Atlantik ötesinde yapılan planlara iltihak etmiş bulunuyor.

MHP şaşkınları oynuyor. Esasen yapacağı bir şey de yoktur.

TSK, Ergenekon tertibiyle sütre gerisine itilmiş, başını bile kaldırmaktan çekinir hale düşürülmüştür. En azından kitlelerin gözündeki görüntüsünün bu olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’nin bölünmeye karşı çıkan yurtsever aydın, öncü birikimi ise ağır bir saldırı altındadır.

Bu tablo iyi bir tablo değildir. “Bölünüyoruz” kaygısı bütün millete sirayet etmiş durumdadır.

 

GERİ DÖNÜLEBİLİR Mİ?

            Bölgenin çocuğu olan Faraç’ın yaptığı tespitler önemlidir. Şimdi üzerinde düşünülmesi gereken nokta şudur: Bölünmede gerçekten geri dönülmez bir noktaya mı geldik? Bu noktadan sonra süreç tersine çevrilebilir mi?

            Türkler ve Kürtler, emperyalistler tarafından kendilerine biçilen kaderi ret edebilecekler mi?

 

GERİ DÖNÜLECEK

            Geldiğimiz aşamada bu olumsuz süreci tersine çevirebilecek biricik seçenek; 12 Haziran’da yapılacak olan milletvekili seçimlerinde, 30 ilde bağımsız adaylarla girecek olan Cumhuriyet Güçbirliği’nin elde edeceği başarıdır.

            Cumhuriyet Güçbirliği, ulusal devleti savunmak demektir. “Millete Birlik, Vatana Bütünlük, Halka Refah ve Özgürlük” şeklindeki Program, gündemimizdeki temel soruna Türkiye’nin çözümünü ifade ediyor.

            Bu programı savunan adayların seçim başarısı, millete içinde bulunduğumuz darboğazda çözümün mümkün olabileceğini somut olarak gösterecektir.

            Başarı millete özgüven kazandıracak, etrafında toplanacağı adresi net olarak gösterecektir.

Böyle bir gelişme her türlü tehdidin üstesinden gelebilecek bir gücün ortaya çıkması demektir.

            İzmir’de, Cumhuriyet Güçbirliği’nin bir aylık seçim çalışması sonucunda, yaklaşık dört bin kişi gönüllü olarak çalışmalara katılmak için başvurdu. Bu olağanüstü bir rakamdır.

            12 Haziran’da elde edilecek bir başarı bu rakamın yüzbinlerle ifade edilmesi anlamına gelecektir.

            Bölünmeyi önleyebilecek biricik güç, biricik seçenek budur.

            Bin yıllık kader birliğinin ve kardeşliğin gücü her şeyin üzerindedir. Geri dönülmez   nokta diye bir şey yoktur.

            Sonuçta kazanan emperyalizm ve yerli gericilik değil, Türkiye olacaktır.

            Türk’ü ve Kürd’üyle… hep birlikte…

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR