Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr
Christian ile Bettina
20 Ekim 2010 Çarşamba 19:58
Almanya Cumhurbaşkanı geldi.
*
Dindar bi ailenin çocuğuydu.
“Hıristiyan” adını koydular ona.
Babası zampara çıktı.
Henüz bebekken, anasını boşadı.
Annesi başkasıyla evlendi.
Üvey baba şerefsiz evladıydı.
16 yaşındayken, annesi öldü.
Üvey babası sokağa attı.
Öz babası da yanına almadı.
*
Büyüdü, hukuk okudu.
Okul arkadaşıyla evlendi.
Kızları oldu.
Örnek babaydı.
Siyasete atıldı.
Aşağı Saksonya Başbakanı oldu.
*
Başbakanken,
Afrika’ya resmi ziyarete gitti, oradayken, kendisinden 15 yaş küçük
Bettina’yla tanıştı. Üniversitede gazetecilik okumuştu ama, gazetecilik
yapmıyor, bir lastik şirketinin basın danışmanlığını yapıyordu
Bettina... O vesileyle katılmıştı Afrika gezisine.
*
Bi safari...
Bettina hamile kaldı!
*
Koyu dindar,
“Hıristiyan” adını taşıyan, üstelik
“Hıristiyan” Demokrat Parti’nin mensubu olan
“muhafazakâr” Başbakan, evliyken, evlilik dışı ilişkiye girmişti yani...
Babasının yaptığını yaptı, kızının anası 18 yıllık eşini şak diye boşadı, hamile bıraktığı Bettina’yla evlendi.
*
Buyrun buradan yakın...
Evli Başbakan’dan hamile kalıp, Başbakan’ın yuvasını yıkan fingirdek Bettina’nın bi tane de oğlu olduğu ortaya çıktı iyi mi!
*
Hiç
evlenmemişti halbuki... 18’ine gelince ailesinden ayrılmış, ayrı eve
çıkmış, evlilik dışı çocuk doğurmuş, sonra, oğlunun babasından
ayrılmıştı. Hareketli kızdı. Gece hayatını seviyordu. Arkadaşları, sarı
saçları ve 1.80’lik boyuyla Brigitte Nielsen’e benzetiyordu.
*
Başbakan eşi olunca, röportaj verdi,
“Hayatımı yönlendirmek için kimseyi bekleyemem, kimseye danışmam, kimseye bağımlı olmam” dedi...
“Bende böyle şekerim, yerseniz”
*
Hep
bakımlı. Ojesiz gezmiyor. Marka tutkunu. Ayakkabı hastası...
Arkadaşlarına ayakkabı hediye etmesiyle tanınıyor. Gamsız... Kameraların
önünde dudak dudağa öpüşmekten çekinmiyor. Kahkahaları meşhur. Klasik
müzikten daralıyor, Madonna, Elton John konserlerini kaçırmıyor, U2
hayranı... Eskiden, gece kulüplerinde dans gösterilerine bile katılmış.
*
İki dövmesi var. Biri sağ kolunda, anahtar deliği etrafında alevler figürü...
Öbürünün yeri bilinmiyor!
Kimi sırtında diyor, kimi kalçasında.
Çatalda olduğunu iddia edenler var.
*
Uzatmayayım,
eşi Cumhurbaşkanı seçilince, Almanya’nın gelmiş geçmiş en genç ve ilk
dövmeli first lady’si oldu bu çılgın kız... Doğurdu, bir oğlu daha oldu.
*
Ve, şimdi Türkiye’de...
*
Ufak tefek mırın kırın edenler var ama, Alman halkı onunla gurur duyuyor.
“Cumhurbaşkanı ot gibi adamdı, hayatına renk kattı” diyorlar. Sarkozy’nin eşi Carla Bruni’yle, Obama’nın eşi Michelle’le kıyaslıyorlar Bettina’yı... Hatta, Die Zeit gazetesi,
“Askerlerimizin dolaplarına resmini asmak isteyeceği bir first leydimiz var” yorumunu bile yaptı. Seviyorlar onu.
*
Çünkü...
Yok
efendim, evlilik dışı ilişkisi olmuş, vay efendim, first leydinin
kolunda dövmesi varmış da, ulu orta öpüşüyormuş filan, orasıyla
ilgilenmiyorlar.
“Özel hayatıdır, kimseyi alakadar etmez” diyorlar.
*
Zaten,
Almanya’nın muhafazakâr başbakanı Angela Merkel’in de soyadı Merkel
değil aslında... İlk eşinin soyadı ama, orasıyla da kimse ilgilenmiyor.
“Bizi ırgalamaz” diyorlar.
*
Gelin görün ki...
*
Aynı Almanya Cumhurbaşkanı, aynı Bettina yüzünden büyük bi skandala karıştı... Az daha siyasi hayatı bitecekti!
*
Peki niye?
*
Çünkü...
Henüz
başbakanken, Bettina’yla birlikte, Florida’ya Noel tatiline gitti.
Kendi cebinden ödeyerek, özel havayolu şirketi Air Berlin’den bilet
almıştı. Tesadüf bu ya, tatile gitmeden önce, bir kokteylde Air
Berlin’in yönetim kurulu başkanıyla karşılaştı Bettina...
“Air Berlin’in hizmetini beğeniyoruz, hatta tatilimize sizin uçağınızla gidiyoruz”
dedi. Sohbet sırasında, ekonomi sınıfı bilet aldıkları ortaya çıktı.
Air Berlin’in yönetim kurulu başkanı jest yaptı, daha rahat uçsunlar
diye, ekonomi sınıfı biletleri, business’a çevirdi. Uçtular.
*
Bi döndüler kardeşim...
Gazetelerde manşet!
*
Almanya
ayağa kalkmıştı. Kanun gereği, siyasetçinin 10 euro’dan fazla hediye
alması yasaktı. Bu ne rezaletti. Resmen rüşvetti. Hannover Savcısı
şıırrak diye soruşturma açtı.
*
Bizim Christian, ebelek
gübelek yapmadı, şerefsiz basın demedi, savcıyı da ideolojik davranmakla
suçlamadı, çıktı, Alman halkından özür diledi,
“Hata yaptım, haberim bile yoktu ama, uçakta karşılaştığım emrivakiye itiraz etmeliydim, suçluyum, özür dilerim” dedi. Çıkardı cebinden, takır takır, bilet farkını ödedi. Böylece, savcı da soruşturmayı geri çekti.
*
Pürüzsüz
“siyasi hayatı”ndaki ilk ve son skandal bu oldu.
*
Özetle.
Alman halkı, kimin kimi becerdiğiyle ilgilenmiyor, Alman halkını becermeye kalkan var mı, onunla ilgileniyor...
Yüz yirmi yedi bin iki yüz seksen beş sene var Almanya olmamıza.
demek istedi.
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...