













CHP’li Onur Öymen’in geçtiğimiz günlerde “Demokratik Açılım”ı eleştirmek üzere söylediği “Dersimli analar” ile ilgili sözlerin yankıları, giderek daha geniş bir etki yaratmaya devam ediyor. Tunceli başta olmak üzere yurdun dört bir yanında Alevi vatandaşlar tarafından yapılan protestolar ve Öymen’in “Hitlerleştirilmiş” resimlerinin taşıdığı mesajlar yerine ulaşmaya başlamış olacak ki, birçok sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan istifa çağrıları, artık CHP’li isimler tarafından da dillendiriliyor.
Öymen’in sözlerine tepkisiz kaldığı gerekçesiyle eleştirilen Alevi kökenli Tuncelili milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından, CHP’nin seçim dönemindeki en önemli yüzlerinden biri olan Gürsel Tekin de Öymen’i istifaya çağıranlar kervanına dâhil olmuş durumda. Görünen o ki, bu tür istifa çağrıları devam edecek ve CHP’de birtakım sarsıntılar olacak. Belki kelle verilecek, belki de mesele unutulmaya terk edilecek. Bu açıdan Deniz Baykal’ın işi oldukça zor görünüyor.
CHP’nin önemli isimlerinden biri olan Onur Öymen’in, ilk başta yanlış anlaşıldığını söylemesi, belli ölçüde bir rahatlamaya neden olup bizi özür beklentilerine boğmuştu. Ancak Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından sonra “Kılıçdaroğlu’nun dediğini yapıyorum, Atatürk’e sahip çıkıyorum,” şeklinde açıklamada bulunup, “CHP’de hiç kimsenin Atatürk’e sahip çıktı diye istifaya davet edilemeyeceğini” söylemesi, konu üzerindeki kutuplaşmanın parti içi bir bunalıma neden olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Şahsım adına, bu krizin, Türkiye’nin en köklü siyasi partisi olan CHP’de birtakım siyasi değişimler/dönüşümlere yol açabileceği ihtimalinin altını da çizerek, Onur Öymen’in tavrına odaklanılması gerektiğini düşünüyorum.
CHP’nin oy tabanının önemli bir bölümünü oluşturan Alevileri kızdıran Öymen’in, açıklamalarından dolayı özür dilemek ve yanlış anlaşıldığını beyan etmeye devam etmek ve affedilmeyi beklemek yerine, Atatürk’e referansta bulunarak kendini haklı çıkarmaya çalışmasındaki tuhaflığı, Atatürk’ün arkasına saklanarak kendini aklamaya çalışmasındaki garabeti düşünmek zorundayız. Üstelik böyle bir garabete imza atan kimsenin, Atatürk’ün misyonundan bihaber cahil kitlelerden birinin değil de, onun partisinin en önemli isimlerinden biri olan Öymen tarafından yapılmasını incelemek ve anlamaya çalışmalıyız.
Öymen’in söylediklerinin yapısökümünün yapılması ve Atatürk’ü algılamasındaki (yalnızca onun değil tabi, onun gibi düşünen birçok kimsenin) sakatlığın tespit edilmesi gerekir. Öymen’in söylediklerinden, zatı muhteremin, Dersim’de yaşananların, tıpkı son otuz yılda yaşananlar gibi, önemsiz ve dikkate değer olmadığını öğrenmiştik. Öymen’in kendi vicdani kanaatini teşkil eden ifadeleri etik olarak kınanması gereken şeylerse de, demokratik bir hak olan ifade özgürlüğü çerçevesinde düşünüldüğünde belki de “evet, Öymen bu şekilde düşünüyormuş demek ki,” denilerek “bir insanı tanıma” şeklinde düşünülebilirdi.
Ancak Öymen’in, söylediği şeyleri “Atatürk’e sahip çıkmak” şeklinde lanse ederek işin içinden çıkmaya çalışması, siyasi bir konuma sahip olan etkili bir insana yakışmayan bir davranıştır. Hele hele “Dersim’de yaşananları Atatürk üzerinden referansla olumlamaya çalışması” hiçbir vicdan sahibinin kabul edemeyeceği bir suiistimal örneğidir. Özellikle Atatürk ile söz konusu dönemde yaşanan olaylar arasındaki ilişkinin, son günlerde ortaya saçılan bunaltıcı tarihsel bilgilerin de açıkça ortaya koyduğu gibi, son derece bulanık olması, Öymen’in tavrını çok daha kınanası bir şey haline getirmektedir.
Her fırsatta Atatürk’ün partisi olmakla övünen ve Alevilerin haklarını en iyi şekilde savunduğunu iddia eden CHP’nin, artık bardağı taşıran son damla mahiyetinde görülmesi mümkün olan Atatürk’e hakaret niteliğindeki bu sözlerin ardından, onurunu temizlemesi gerekir. Öymen’in, tepkilerin çoğalması üzerine, kaçak inşa edilen evleri yıkmaya gelen belediye ekiplerine engel olmak için evinin penceresine bayrak ve Atatürk resmi asanlar gibi Atatürk’ü suçunu örtbas etmek için kullanmaya çalışması yenilir-yutulur bir şey değildir CHP için…
Yani olmamalıdır…
bir zırh olarak 'Atatürk'