Facebook'ta takip et..
AK Parti CHP'den türban sorununun çözümü
için bir
öneri bekliyor, MHP ise daha önce durduğu noktada.
CHP
lideri Kılıçdaroğlu'nun mitinglerde "Türban sorununu çözeceğiz"
söylemiyle gündemde yeniden üst sıralara tırmanan konu, Başbakan
Erdoğan'ın yanıtıyla yeni bir boyuta taşındı.
MHP ile birlikte geçmişte türban konusunda yasa değişikliği yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
"CHP
ve MHP çözümden yanaysa referandumdan sonra türban sorununu
çözebiliriz. Bizim türban konusundaki tavrımız belli, sanırım MHP de
tavrını değiştirmez. CHP de çözümden yanaysa beklemeye gerek yok, 12
Eylül'den sonra adım atabiliriz."
Bu açıklamaları ve CHP'nin yaklaşımını parti temsilcileriyle gazeteciler NTV canlı yayınında değerlendirdi.
MHP: AYNI NOKTADAYIZ
MHP
Genel Sekreteri Cihan Paçacı
şu görüşleri dile getirdi:
“MHP aynı noktada durmaktadır. Yasağın kalkması
için
tavrımızı sürdürüyoruz. Başörtüsü meselesi Türkiye’de uzun süre
tartışılan ve toplumsal bir travma haline dönüşen bir konudur. Başını
örten kızların da eğitim hakkı engellenmektedir, bu toplumsal travma
yaratan meselenin ortadan kalkması gerekir.
Meseleyi
iki boyutuyla ele alıyoruz. Birincisi dini hassasiyetleri siyasette
kullanan bazı partiler başörtüsü sorununu bir istismar aracı olarak
kullanıyorlar. Bu enstrümanın ellerinden alınması gerekir.
İkinci
olarak ise hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı eğitim hakkından
engellenemez. MHP bu konuya gerek seçim beyannamelerinde gerek parti
programında yer vermiştir.
Bu konu toplumsal
uzlaşmayla halledilebilecek bir meseledir. Geçmişte AK Parti ile bir
işbirliği yapmıştık ancak CHP değişikliği Anayasa Mahkemesi’ne
taşımıştı. CHP’nin yeni yönetiminin bu konuya olumlu bakması bizi memnun
etmiştir. Umarım en kısa sürede TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler
bir araya gelirler ve bir uzlaşmayla bu konu Türkiye’nin gündeminden
kalkar.”
AK PARTİ: CHP'NİN ÖNERİLERİNİ BEKLİYORUZ
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, CHP’nin türban çıkışını şöyle değerlendirdi:
“CHP
bu konuda samimi değil, çünkü CHP bütün seçimlerden önce dini konularda
bir açılım içerisinde olduğunu görürüz, ancak bu seçime kadar sürer.
Örneğin yerel seçimlerden önce çarşaflı kadınlara rozet takıldı,
Kocaeli’nde her mahalleye Kuran Kursu açılacağı duyuruldu, Yozgat’ta her
eve başörtüsü dağıtıldı. Ancak seçim bitince olanlara baktığımızda
Mersin’de çarşafı parça parça edip ayaklara altına aldılar. Denizli’de
CHP’li bir belediye başkanının başörtülü kadınların nikahlarını
kıymadığı yönünde gazetelerde haberler yer aldı. Hala İzmir Büyükşehir
Belediyesi paso konusunda başörtülü öğrencileri indirimden istifade
ettirmiyor.
Baktığımızda CHP, seçime yakın
dönemlerde birdenbire özgürlükçü, kucaklayıcı, kuşatıcı bir kimlikle
ortaya çıkıyor fakat seçimden
sonra eskiye dönülüyor. En son değişikliği MHP ile birlikte yaptık, BDP de katkı verdi ancak CHP bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürdü.
Bugüne kadar bir başörtüsü zulmü varsa bunun faili CHP’dir, CHP zihniyetindeki kişilerdir. İşte Nur Serter hanımefendi
İstanbul
Üniversitesi’nde ikna odaları kurmuştu, şimdi milletvekili. Necla Arat
hanımefendi öyle. Mustafa Akaydın şimdi belediye başkanı. Bence CHP 12
Eylül
Pazar gününe kadar bu konuda bir taahhütde bulunuyor, referandumdan sonra farklı bir üslubun içerisine gireceğini tahmin ediyorum.
Sayın Sencer Ayata’nın hazırladığı raporda başörtüsü sorununu çözmek değil başı açarak sorunu çözmek gibi bir
yöntem
benimseniyor. Ayata’nın yaklaşımına bakarsak başı tamamen açtıramazsak
bile yarısını açtırarak bu meseleyi çözmek amaçlanıyor. Halbuki inançlı
insanların inancına saygı duyarak ve insanları özgür bırakarak bu işi
çözmek gerekiyor.
CHP başörtüsü sorununu çözmek
için
samimi ise bunun yöntemi basit. CHP’nin iktidara gelmesini beklemeye
gerek yok, zaten CHP’nin yakın gelecekte iktidara gelmesi ufukta
gözükmüyor. Bir kanun teklifiyle bu konu pekala çözülebilir. Yasal
uzlaşmanın önündeki tek engel CHP’dir, diğer partiler daha önce
uzlaştılar. Umarım sayın Kılıçdaroğlu
genel af da veya başka konularda olduğu gibi çarketmez. Bu konudaki samimi önerilerini bekliyoruz.”
UTKU ÇAKIRÖZER: AYATA ŞEKİL EMPOZE ETMEDİ
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer ise
şu görüşleri aktardı:
“Bütün
tartışma Kılıçdaroğlu’nun ‘Biz bu konuyu çözeceğiz’ açıklamasıyla
başladı. Daha sonra Cumhuriyet gazetesi Prof. Dr. Sencer Ayata ile
kapsamlı bir röportaj yaptı, sorunun hangi temelde çözüleceğini
anlatması
için. O röportajda sayın Ayata
‘Açılarak çözülsün’ demiyordu, iki tarafın da haklı tezleri olduğunu ve
bir kutuplaşma meydana getirdiğini söylemişti.
Şöyle diyordu Prof. Ayata, ‘Bir tarafta eğitim özgürlüğü, dinim
için ben bunu kullanıyorum diyenlerin hakları; diğer taraf da bunun siyasete alet edildiğini düşünen toplumun
önemli
bir kesimi, AİHM dahil mahkeme kararları, örtmeyenlerin üzerinde baskı
oluşturacağı yönündeki endişeler... İki tarafa da biz kaybettik
dedirtmeyecek şekilde bir
çözüm bulunması gerekiyor’.
Geçmişte aslında bu tür uzlaşılar denendi, AK Parti ile MHP arasında varılan
uzlaşma
sırasında o dönemde Cemil Çiçek bu konudaki komisyona başkanlık
ediyordu ve meşhur bir demeç vermişti: ‘Annelerimizin başörtüsü tipinde
bir
çözüm bulacağız, klasik türban
kullananlar giremeyecek.’ Sayın Ayata verdiği röportajda bir şekil
empoze etmiyordu, hatta şekil çeşitlenmesine gidilebileceğinden
bahsediyordu.”
KARAALİOĞLU: CHP'NİN ÖNERİSİ LÜTUF DEĞİL
Star Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu ise şunları söyledi:
“Kanaatim
şu ki, CHP’nin şu anda başörtüsü sorununun çözümü
için
bir kararlılığının veya önerisinin olduğunu söyleyemeyiz. ‘Türbanı biz
çözeriz’ cümlesi ‘İşsizliği biz çözeriz’ gibi bir genelgeçer ifadedir.
Dolayısıyla ortada bir
teklif var duygusu alamıyorum.
Şekil tartışması ise bu meselenin derinliğinin anlaşılamamış olduğunun, boyutunun kavranamamış olduğunun ve
çözüm arzusunun gerçekte bulunmadığının göstergesidir. Birincisi bu mesele Türkiye’de içerisinde CHP’nin de bulunduğu, TSK’nın da
güçlü
bir motivatör olarak yer aldığı bir ittifakla üretilmiştir. Sorunun
temel üretici kaynaklarından biri CHP’dir. CHP her çözüm umudu ortaya
çıktığında direnç göstermiştir, en
son 411 milletvekilinin ‘evet’ dediği bir yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştür.
Türban konusunda en ateşli yasakçı tavrı sergileyen CHP’dir, hem şahıslar hem
kurumsal olarak,
şu veya bu sebeple. CHP’nin bu konuda ülkeye bir
çözüm borcu var. 2008 yılında gerçek bir
uzlaşma sağlandığında bunu da engelleyerek büyük bir hata yapmıştır. Bugün sorunu çözeriz demek CHP
için çok
önemli bir adım ve Türkiye için bir lütuf gibi kabul edilebilecek bir durum değildir.
Bugün başörtüsü konusu üniversitelerde eskiye göre daha
iyi
bir aşamada olan bir sorundur. Artık sorunun devam etmesinin bir anlamı
kalmadığı ortadadır, tükenmiş bir sorunla karşı karşıyayız. CHP’nin
açıklamaları ve yaklaşımları bu sorunu anlamamış ve önemsememiş olduğunu
gösteriyor. Şekil tartışmaları başörtüsüne karşı gizli bir düşmanlığın
göstergesidir.
Kimsenin, ne CHP’nin ne AK Parti’nin ne de MHP’nin ‘türban şöyle bağlanırsa daha
iyi
olur, böyle bağlanırsa daha iyi olur’ demeye, bir yargı koymaya hakkı
yoktur. ‘Biraz daha açarsan, biraz daha şöyle bağlarsan ben sana hak
veririm’ büyük bir saygısızlıktır, büyük bir
insan hakları ihlalidir. Hala ‘Bir kısmı inançları
için örtüyor, bir kısmı siyasi sembol olarak takıyor’ demek müthiş bir önyargıdır.
Çözüm,
herkesin istediği gibi okula girebilmesidir, nasıl örterse örtsün.
Siyasi olarak da insanlar türban takabilirler, bu da ayrı bir konudur,
dünyanın hiçbir yerinde buna yönelik bir yasak da yoktur. Ayrıca, hiçbir
genç kız inanmadığı halde türban taktığı için eğitiminden ve
geleceğinden hayat boyu vazgeçmeyi kabul etmez. Toplumun belirli
kesimleri tarafından dışlanmayı göze alarak türban takmayı sürdüremez,
siyasi olarak taktığını düşünürsek.”(NTV)