













Bir kıvılcımın hayatınıza nasıl etki edeceğini hiç düşündünüz mü? Ömür boyu didinip, geceli gündüzlü çalıştığınız, her şeyinizi kaybedebilirsiniz. Bu sadece ufak bir kıvılcım sonucu olur.
Hz. Mevlana, acı ve dengesiz bir dili, kıvılcım meydana getiren çakmak taşına benzetir. Dil de aynı çakmak taşı gibi yakar, tutuşturur. Ateşli bir dil, kıvılcımın mala verdiği zarar gibi insanın ölümüne neden olur.
İyiliği düşünen her canlı kötü haber ulaştırmaktan çekinir. Adı üzerinde kötü haber, eninde sonunda duyulacaktır. Yine de hiç rahat olamayız. Verilecek bir tepkiyi tasarlamak, bizi sürekli istim üzerinde tutar. Fakat doğru merci, vakit ve taktik ile bu haberin ceremesi azaltılabilir.
Olay: En iyi arkadaşınızın oğlu trafik kazası geçirmiştir. Durumu da ağırdır. Bu kazayı sizin haber vermeniz gerekiyor.
Bunları söylemeyin:
1- “Rıfat! Rıfat! Nerdesin yahu? Oğlun kaza yaptı, ölüyor sen hala buradasın.”
Evladından önce babayı öldürecek bir haber verme yöntemi.
2- “Rıfat! Rıfat! Allah’ını seversen koş! Koş! Senin arabayı gördüm. Aşağı caddede, paramparça olmuş. Ambulanslar filan. Eğer, oğlan canlı çıkarsa verilmiş sadakanız varmış.”
Hiç size böyle bir haber verilmesini ister misiniz? Şüphesiz ki koskocaman bir hayır.
Doğru ifade: Arkadaşınızı üzmek ya da hayal kırıklığına uğratmak istemezsiniz. Ama yine de haber kötü de olsa, bu haberden farklı bir haber verilemez. Belki tahribatı azaltılarak, çözüm yöntemleri gösterilebilir. Asla yalan söylenmez.
1- “Rıfatçığım, senin oğlan ufak bir kaza geçirmiş. Hastaneye kaldırdılar. Seni hastaneye götürmeye geldim.
Buradaki asıl amaç fazla lâfazanlık yapmadan, kısa ve yapıcı cümleler kurarak durumu
anlatmaktır. Dehşetengiz bir olay değil de, herkesin başına gelebilecek bir olay olduğundan dolaysız bahsedin. Başı sonu açık cümleleri kullanmaktan sakınmalısınız. Cevapsız bir kısmı bulunan yıkıcı haberler, kişi üzerinde çok olumsuz etki yapar.
Olay 2: Arkadaşınız hapishanededir. Siz onu ziyarete gittiğinizde, annesinin hapishane dışında ağlar buldunuz. Arkadaşınız annesi ile görüşmek istememektedir. Arkadaşınız ile görüştüğünüzde annesinin kendisinin içeri düşmesine sebep olduğu için bu kararı aldığını savunur. Ve hiçbir zaman da onunla görüşmek istemez.
Bunları söylemeyin:
“Sen nasıl bir annesin yahu? Hem oğlunu içeri attırıyorsun hem de buraya gelmiş onunla görüşmek istiyorsun. Oğlun seninle görüşmek istemiyor.”
Doğru ifade: Kişisel iletişimler için bazı haberler paketlenip, getirilmez. Yanlış bir anlaşılma sonucu ortaya çıkmış sonuçlara zaman vermek gerekir. Veyahut düşünülmeden sıcağı sıcağına sonra pişman olunabilinecek sözler dökülebilir dudaklardan.
1- “Teyzeciğim, onu bu halde parmaklıklar halinde görüp de üzülmenizi istemiyor. Bu yüzden sizinle görüşmek istemiyor.”
2- “Sizin yüzünüze bakmaktan utandığı için sizinle görüşmek istemiyor. İnşallah biraz kendini toparlasın öyle görüşürsünüz.
İşte bu tür ifadeler anne ve oğlun arasını düzeltebilir. Yoksa her dil bir çakmak taşı olur, yakar gönülleri. Karşı tarafı üzmeden, hayal kırıklığına uğratmayıp, hiçbir zaman suçlama güdülmeden haber ulaştırılmalıdır.
Devamı haftaya...
dil