













Bir varmış bir yokmuş, şimdiki zaman içinde, kalbur saman içinde, meclisler bakkal, marketler eczane iken, tekel işçisi sermayenin beşiğini tıkır tıkır sarsar iken, vekiller dengi dengine muhatap olur iken, paranın bir kese de açlık diğer kesede tartılır iken, domuz gribi ile halk bakanlıkça top yekün alarma geçirilmiş iken ama on iki on üç bin işçi Ankara’nın soğuğundaki yaşam mücadelesinde domuz gribinde ki hassasiyet gibi kıllar kıpırdamaz iken, hasta insan sayısının artmış olmalı ki tam gün çalışmak zorunda bırakılan doktorların ne demek istediklerine kulaklar tıkanmış iken, Kaf dağının ardında iki yüzlü dev yaşarmış; iki yüzlü dev zalim mi zalim imiş. Ama devin ikinci yüzü tam tersi mazlum mu mazlum, iyi mi iyi imiş. Dev in emrinde olduğu bir krallık varmış; krallığın etrafında da kodamanlar varmış, Dev hem Evrensel Krala hizmet edermiş ama bir yanıyla da kendi küçük krallığını sağlama almak için türlü türlü oyunlar çevirirmiş.. Herkesin kendisine itaat etmesini istermiş. Kralı yıkmak isteyenler de varmış. Bunlar evlerine balyoz almışlar, Dev ise tedbir olarak elinde balyoz görüleni boğazlama emri vermiş imiş. Gel zaman git zaman ülkede balyoz satışı yasaklanmış, artık boğazlanacak kimse de kalmamış, Dev krallığım artık garanti altında diyormuş,
Bir gün devin tabi olduğu Evrensel Kral devi ziyarete gelmiş, bu ülkede artık hiç ses seda yok, ne oluyor acaba demiş,
Evrensel Kral, ülkede ki tüm sanatçılarla ; kareli ipek örtülü, fesleğen kokulu mor salkımlı dört kat yemek takımlı yuvarlak masada karşılanmış,
Evrensel Kral: ülken çok sessiz Dev; hayırdır demiş, biz böyle sessizlikleri sevmeyiz, biz kargaşayı, karanlığı korkuyu severiz,
-Haklısınız efendim, biraz üzerlerine çok gittim sanırım, çaresine bakarım, istediğinizi yaparım demiş,
Evrensel Kral: senin ülkende demokrasi yok mu?
Dev: var elbette.
Evrensel Kral: Aman demokrasiyi iyi koru ,demokrasi krallığımız için avantajdır, halk kendi kendisini yönetmek için kendiyle kendi arasına vekilleri kor, koca bir halkla uğraşmaktansa bir avuç vekille işleri yürütmek her zaman daha kolaydır, mecliste çıkan kavgalar işe renk katar, bu halkın kendi kendisiyle kavgası olarak algılanır, ve sahiplenilir bu kavgalar,
Dev: haklısınız efendim, daha demokratik olmaya çalışırız
Evrensel Kral: Balyozları yasaklamışsın iyi etmişsin, kalemleri de kırmışsın, iyi yoldasın!
Dev: teveccühünüz efendim
Sanatçı: krallık ve demokrasi diyorsunuz. Bu çelişki değil mi?
Evresel Kral: demokrasi bizi kral yapıyor. Ee halkın senden beklediği nedir bakalım Dev?
Dev: Benden bir şey beklemiyorlar efendim; Mesih in yeryüzüne inmesini bekliyorlar.
Evrensel Kral: sen dini tamamen terk ettiğinden olsa gerek;
Yok efendim; bir sokak var adamlarımızın giremediği: ulusal sesler sokağı, orayı da pasifize ettikten sonra her şey yoluna girecek;
Evrensel Kral: Onların itaatlerini cennetle müjdele, günde 350 de kez ben uluyum de,
- Emredersiniz efendim.
- Peki ülkende öğretmen sayısı nedir?
- Öğretmenler atama beklerken öğrendikleri şeyleri unuttuklarında mesleği bıraktılar,
- Ya doktorlar;
- Onlarda fazla çalışmaktan yorgun düştüler mesleği bıraktılar,
- Ya eczacılar,
- Onlarda geçende kızdırdılar beni kapattım, marketlerde reyon açtım, marketlerde geçen ekonomik krizde küçülmeye gitti ve ecza reyonlarını kapattı,
- Ya kamusal alanların:
- Başörtü hariç her şey serbest; her tür paslaşıyoruz; özelleştirmeler, faizler, vergiler,
- Neden başörtü bir tek yasak,
- O bu ülkenin iç ve tek dinamiği, dört kenarından tutup söyle bir salladık mıııı !!!
- Anladım, peki neden sallıyorsun bu aralar;
- E anayasa için referandum olursa taraftar toplamak gerek değil mi efendim?
(Bu branch a garsonluk edenler)
Garson 1- bir milletin dini akvaryumdaki balığın suyu gibidir. nasıl ki suyu boşaltırsan
balık ölür !
Garson 2 - balık ölür Halık kalır
