













Çocukluğumu
zun
oyuncakları arasında olmadı kurşun askerler,
olmamalıydı oyuncakta olsa
silahlar ve savaş oyunları ama büyüdükçe b
ize
ölümü öğrettiniz ve acıyı
...
Ö
lümü, öldürmeyi sürekli yücelttiniz
... Kafamızı şavaşmakla, öldürmenin kaçınılmaz olduğu kahramanlık hikayeleriyle doldurdunuz... Önce öldürüyor ,ölüyor ya da sakat kalıyor, yarım insanlara dönüşütürüyorduk birbirimizi ardından bir şekilde hayatta kalanlarımıza madalyalar veriliyor tescilli kahramanlar oluyorduk, alkış ,şenlik havası ve zaferlerin sahte çoşkusu... Ve işin aslı ne için savaşıyorduk bilmiyorduk. Şavaşmak zorundamıydık,kim için savaşıyorduk gerçekte, neden ve ne için şavaşıyorduk, neden ölmek veya öldürmek zorundaydık...? Sorular aklımızda sıralanıp gidiyordu cevaplarını bulamıyorduk ama cephedeydik sığındığımız siperler engelleyemiyordu ölümün bizi bulmasını ve ölüm bir avcı gibi bizi avlıyordu, tek bir kurşunla ya da bir havan mermisiyle ya da ... Sonuçta ölümden kaçınılmazdı ama neden bu şekilde ve bu yerde, böyle olmak zorundaydı?
Bir sabah ıslık gibi bir sesle uyandım gözlerimi açtığım anda büyük bir patlama oldu ve zaman o anda oldukça yavaşladı, arkadaşlarımın bedenlerinde kopan parçalar etrafa savruluyordu, toprak fışkırıyordu, açılan çukurlar kanla doluyordu... Bir ıslıksı ses, bir tane daha, bir tane daha... Toprak havayla birleşirken ve içine yanan insan eti kokusu karışıyordu. Arkadaşlarımdan bazıları kıpırtısız ve soluksuz, paramparça,uyanmamışlarken belkide... Sağlam ve hayatta olanlarımız ilk şoku atlatır atlatmaz nerde olduğumuzun bilincine varıp silahlarımıza sarıldık ve ateş etmeye başladık ama vurduğumuz havalanmış toprak, arkadaşlarımızın kopmuş ve savrulan uzuvları ve dumandı... Namlular ısınıyor, mermilerimiz ölümü taşıyordu, karşı hattanda ateş edilmeye başlandı ve tan ağarırken tamda o anda yanımdaki arkadaşımın sol göz çukuruna giren bir mermi onun yaşamını , o en kutsal hakkını alıp gitti. Dönüp bakamadım bile mermiler vızıldayıp duruyordu. Aklımızı, duygularımızı, mantığımızı herşeyimizi bilmediğimiz bir bataklıkta yitirmiştik, çoğumuz. Elimizde enva-i çeşit silah ve durmadan ateş ediyorduk. Ölüm bizi arıyorken, buluyorken bizde bir başkalarına gönderiyorduk, arattırıp bulduruyorduk ,öğrettiğiniz gibi... Artık annelerimizin çocukları değildik çoğumuz içimizde insan olduğumuza dair birşey kalmamıştı ,bırakmamıştınız ve tamda istediğiniz buydu. Ölüyor ve öldüyorduk hesapsızca, biz piyonlardık ve hiçbir yetkimiz yoktu ölmek ya da öldürmek dışında, siz böyle istiyordunuz karşı gelemezdik, gelemedikte, gelmedikte... Sİperden çıkmamgerektiğiydi var gücümle koştum siperin çatışmadan uzak kalan bir çıkışına ulaşabilmek için ve hatırladığım artık hayatta olamayan arkadaşlarımın mühümmatlarından işime yarayacak olanları ve bir suikast silahı ve mermilerini yüklenip siperden çıktığımdı. İçimde başka birşey vardı artık attığım her adımla sıktığım her mermiyle kendime yabancılaşıp başka bir şeye dönüşüyordum. Karşı siperlere başka bir yönden farkedilmeden yaklaşmayı başardım ve dürbününden bakarak insanları avlamaya başladım ateş ediyordum ve canlılıklarının tükenişini görmüyordum bile bu bir işti nasıl olsa, değil mi? o silahın mermisi bitince bir başkasıyla devam ettim ve makinalı tüfekle öldürmek daha zordu, dürbünü bu silaha monte ettim ve devam ettim tektek başka anaların çocuklarını öldürmeye... Artık insan değildim , ne olduğumu bilmiyordum ve neyi neden ne için ve nasıl yaptığımıda ama yapıyordum. Çatışma bitti ve iki taraftanda birçok insan öldü sanırım yüzlerce insandan geriye bir kaçı ve büyük ihtimalle yaralı kurtulmuşlardı. Çıktığım sipere geri döndüm, sürünerek,gizlenerek... Gördüklerim karşısında aklım yavaş yavaş başıma gelmeye başladı, arkadaşlarımızın çoğu paramparçaydı ve birkaç kişi sağ kalmıştık iki kişi daha yaralı değildi ikisi ölümcül yaralara sahip sekiz arkadaştık yüzlerden geriye kalan. Kafamı kaldırıp karşı siperlere baktım en ufak bir kıpırtı ya da ses yoktu, silahın dürbünüyle bir kez daha kontrol ettim yaşayan yoktu, görünürde. Bir çatışmayı daha kazanmıştık ama ölümdü gerçek kazanan ve bir insanın ölümü bütün zaferleri boşa çıkarıyordu bunu birden bire anladım, olduğum yere yığıldım... Gözümü açtığımda cephe gerisinde bir hastanedeydim, vücudumdan bir kaç mermi çıkarmışlar ve gösterdiğim kahramanlık dolayısıyla madalya verip evime yollayacaklarmış...
Benim evim yok,ben artık yokum...
Bütün insanlığımı ve inançlarımı aldınız elimden ve ben insaları öldürdüm. Bana,katiliniz olduğum için,madalya verip kahraman ilan ettiniz ama ben bir kahraman değilim katilinizim... Bana ne verebilirsiniz ki o son çatışmada öldürdüğüm insanların yüzlerini her gözümü kapadığımda görmemi ve onların bekleyenlerine yaşattığım acıları yokedip onları tekrar yaşama döndürebilecek birşeyiniz var mı? Yoksa susun bana hiçbir şey veremezsiniz... Bütün insanlığımı ve inançlarımı aldınız elimden ve ben insaları öldürdüm. Bana,katiliniz olduğum için,madalya verip kahraman ilan ettiniz ama ben bir kahraman değilim katilinizim... Bana ne verebilirsiniz ki o son çatışmada öldürdüğüm insanların yüzlerini her gözümü kapadığımda görmemi ve onların bekleyenlerine yaşattığım acıları yokedip onları tekrar yaşama döndürebilecek birşeyiniz var mı? Yoksa susun bana hiçbir şey veremezsiniz...
Bir sabah ıslık gibi bir sesle uyandım gözlerimi açtığım anda büyük bir patlama oldu ve zaman o anda oldukça yavaşladı, arkadaşlarımın bedenlerinde kopan parçalar etrafa savruluyordu, toprak fışkırıyordu, açılan çukurlar kanla doluyordu... Bir ıslıksı ses, bir tane daha, bir tane daha... Toprak havayla birleşirken ve içine yanan insan eti kokusu karışıyordu. Arkadaşlarımdan bazıları kıpırtısız ve soluksuz, paramparça,uyanmamışlarken belkide... Sağlam ve hayatta olanlarımız ilk şoku atlatır atlatmaz nerde olduğumuzun bilincine varıp silahlarımıza sarıldık ve ateş etmeye başladık ama vurduğumuz havalanmış toprak, arkadaşlarımızın kopmuş ve savrulan uzuvları ve dumandı... Namlular ısınıyor, mermilerimiz ölümü taşıyordu, karşı hattanda ateş edilmeye başlandı ve tan ağarırken tamda o anda yanımdaki arkadaşımın sol göz çukuruna giren bir mermi onun yaşamını , o en kutsal hakkını alıp gitti. Dönüp bakamadım bile mermiler vızıldayıp duruyordu. Aklımızı, duygularımızı, mantığımızı herşeyimizi bilmediğimiz bir bataklıkta yitirmiştik, çoğumuz. Elimizde enva-i çeşit silah ve durmadan ateş ediyorduk. Ölüm bizi arıyorken, buluyorken bizde bir başkalarına gönderiyorduk, arattırıp bulduruyorduk ,öğrettiğiniz gibi... Artık annelerimizin çocukları değildik çoğumuz içimizde insan olduğumuza dair birşey kalmamıştı ,bırakmamıştınız ve tamda istediğiniz buydu. Ölüyor ve öldüyorduk hesapsızca, biz piyonlardık ve hiçbir yetkimiz yoktu ölmek ya da öldürmek dışında, siz böyle istiyordunuz karşı gelemezdik, gelemedikte, gelmedikte...
Sİperden çıkmamgerektiğiydi var gücümle koştum siperin çatışmadan uzak kalan bir çıkışına ulaşabilmek için ve hatırladığım artık hayatta olamayan arkadaşlarımın mühümmatlarından işime yarayacak olanları ve bir suikast silahı ve mermilerini yüklenip siperden çıktığımdı. İçimde başka birşey vardı artık attığım her adımla sıktığım her mermiyle kendime yabancılaşıp başka bir şeye dönüşüyordum. Karşı siperlere başka bir yönden farkedilmeden yaklaşmayı başardım ve dürbününden bakarak insanları avlamaya başladım ateş ediyordum ve canlılıklarının tükenişini görmüyordum bile bu bir işti nasıl olsa, değil mi? o silahın mermisi bitince bir başkasıyla devam ettim ve makinalı tüfekle öldürmek daha zordu, dürbünü bu silaha monte ettim ve devam ettim tektek başka anaların çocuklarını öldürmeye... Artık insan değildim , ne olduğumu bilmiyordum ve neyi neden ne için ve nasıl yaptığımıda ama yapıyordum. Çatışma bitti ve iki taraftanda birçok insan öldü sanırım yüzlerce insandan geriye bir kaçı ve büyük ihtimalle yaralı kurtulmuşlardı. Çıktığım sipere geri döndüm, sürünerek,gizlenerek... Gördüklerim karşısında aklım yavaş yavaş başıma gelmeye başladı, arkadaşlarımızın çoğu paramparçaydı ve birkaç kişi sağ kalmıştık iki kişi daha yaralı değildi ikisi ölümcül yaralara sahip sekiz arkadaştık yüzlerden geriye kalan. Kafamı kaldırıp karşı siperlere baktım en ufak bir kıpırtı ya da ses yoktu, silahın dürbünüyle bir kez daha kontrol ettim yaşayan yoktu, görünürde. Bir çatışmayı daha kazanmıştık ama ölümdü gerçek kazanan ve bir insanın ölümü bütün zaferleri boşa çıkarıyordu bunu birden bire anladım, olduğum yere yığıldım...
Gözümü açtığımda cephe gerisinde bir hastanedeydim, vücudumdan bir kaç mermi çıkarmışlar ve gösterdiğim kahramanlık dolayısıyla madalya verip evime yollayacaklarmış...
Benim evim yok,ben artık yokum...
Bütün insanlığımı ve inançlarımı aldınız elimden ve ben insaları öldürdüm. Bana,katiliniz olduğum için,madalya verip kahraman ilan ettiniz ama ben bir kahraman değilim katilinizim... Bana ne verebilirsiniz ki o son çatışmada öldürdüğüm insanların yüzlerini her gözümü kapadığımda görmemi ve onların bekleyenlerine yaşattığım acıları yokedip onları tekrar yaşama döndürebilecek birşeyiniz var mı? Yoksa susun bana hiçbir şey veremezsiniz...
Bütün insanlığımı ve inançlarımı aldınız elimden ve ben insaları öldürdüm. Bana,katiliniz olduğum için,madalya verip kahraman ilan ettiniz ama ben bir kahraman değilim katilinizim... Bana ne verebilirsiniz ki o son çatışmada öldürdüğüm insanların yüzlerini her gözümü kapadığımda görmemi ve onların bekleyenlerine yaşattığım acıları yokedip onları tekrar yaşama döndürebilecek birşeyiniz var mı? Yoksa susun bana hiçbir şey veremezsiniz...
