Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ali Zengin
alizengin44@hotmail.com
Bir parça tatlı dil
01 Ağustos 2009 Cumartesi 18:11

Devam...

      Hz. Mevlana mesnevide bu konu ile ilgili her şeyi açıklayıcı şu güzel hikâyeyi anlatır.

     Bir tacirin bir dudusu vardır. Dudu; papağan türünden taklit yapan bir kuştur. Kafeste hapsedilmiş, güzel bir papağandır bu dudu. Tacir, Hindistan'a gitmek üzere yol hazırlığına başladığında cömertliği ve ihsanı dolayısıyla, kölelerinin, cariyeciklerinin her birine: “Çabuk söyleyin der, size Hindistan'dan ne getireyim?” Hepsi de bir şeyler isterler. O iyi adam hepsine, istediklerini getireceğini söyler. Papağana da: “Sen ne armağan istersin, sana ne getireyim?” diye sorar. Kuş der ki: “Oradaki papağanları görünce benim halimi anlat. Sizi özleyen filan kuş, Allah’ın takdiriyle bizim mahpusumuzdur. Size selam söyledi, yardım istedi; sizden bir çare, bir kurtuluş yolu diledi. Reva mıdır ben arzunuzla gurbet elde can vereyim. Sıkı bir hapis içinde olayım da siz gâh yeşilliklerde, gâh ağaçlarda zevk ve sefa edesiniz. Dostların vefası böyle mi olur? Ben şu hapis içindeyim, siz gül bahçelerinde. Ey Ulular! Bir seher çağı şarap meclisinde bu inleyen garibi de hatırlayın!”

     Tacir papağanın bu isteğinden sonra, Hindistan uçlarına varınca kırda birkaç papağan görür. Atını durdurup seslendikten sonra, dudunun selamını ve kendisine emanet ettiği sözleri söyler. O dudulardan birisi, bir hayli titrer ve düşüp ölür, nefesi kesilir. Tacir, bu haberi verdiğinden dolayı pişman olup, der ki: “Bir cana kıydım, Bu dudu, olsa olsa o duducağızın akrabası olacak, galiba bunların cisimleri iki, canları bir. Bu işi neye yaptım, o haberi neye verdim? Bu münasebetsiz sözle biçareyi yaktım, yandırdım. Bu dil, çakmak taşıyla çakmak demiri gibidir. Dilden çıkan da ateşe benzer. Manasız yere gâh hikâye yoluyla, gâh laf olsun diye çakmak taşıyla demirini birbirine vurma! Zira ortalık karanlıktır, her tarafta pamuk dolu. Pamuk arasında kıvılcım nasıl durur? Zalim onlardır ki gözlerini kapamışlar, söyledikleri sözlerle bütün âlemi yakmışlardır. Bir söz, bir âlemi yıkar, ölmüş tilkileri aslan eder. Canlar aslen İsa nefeslidir; bir anda yara, bir anda merhem olurlar. Canlardan perde kalkaydı; her canın sözü, Mesih'in sözü gibi tesir ederdi. Şeker gibi söz söylemek istersen sabret, haris olma, bu helvayı yeme! Akıl sahiplerinin iştahları sabradır, onlar sabretmek isterler. Helva ise, çocukların istediği şeydir.

     Sabreden, göklerin üstüne yükselir; helva yiyense geriler, kalır! Ey gafil! Sen nefis ehlisin, toprak içinde kan yiyedur! Fakat gönüle sahip olan kişi, zehir bile yese o zehir bal olur. Gönüle sahip olan kişi, apaçık öldürücü bir zehir bile yese ona ziyan gelmez. Çünkü o, sıhhat bulmuş, perhizden kurtulmuştur. Fakat zavallı kemale ermemiş olan henüz hararet içindedir.

     Peygamber efendimiz buyurdu ki: Ey cesur talip! Sakın hiçbir matlup ile mücadele etme! Sende Nemrut'luk var, ateşe atılma, atılacaksan önce İbrahim ol! Mademki sen ne yüzgeçsin, ne de denizci... Aklına uyup kendini denize atma! Yüzgeç ve denizci, denizden inci çıkarır, ziyanlardan bile bir hayli fayda elde eder.”

 

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR