













Ülkemizde futbol ne kadar garip ve şekilci..
Alınan ağır bir mağlubiyet koca bir kulüpte derin ve sarsıcı bir etki yaratmaya yetiveriyor..
Kocaelispor maçı sonrası Galatasarayda yaşanan depremi kastediyorum.Beş gollü yenilgi sonrası teknik direktörle yollar ayrıldı,bir kaç topçuyla da ayrılmanın eşiğine gelindi.
Ligden düşmesi düşmemesinden daha yüksek ihtimalli olan,borç içinde yüzen, öyle ki logosuna bile haciz gelmiş bir takımdan beş gol yenir mi hiç,hele ki kendi sahanda?
Pazar akşamı ekranlarda pazartesi günü de gazetelerde hasıl olan genel görüş bu şekildeydi.
Başlıbaşına bir yazı konusu da bu ya neyse..
Belki son damlaydı bu beş gol..
Bilemiyorum..
Öyle ki hocayla yollar ayrıldı ve yeni hocayla pazartesi günü anlaşmaya varıldı.
Yeni hocaları,hani şu Arsenal maçında oyundan çıkmayıp tek koluyla mücadele vererek hepimizi hayretler içerisinde bırakan efsane kaptanları Bülent Korkmaz.
Kendisini hiç sevmedim,sevemedim.. Bundan sonrada seveceğimi zannetmiyorum! Oyun stiliyle,hakemlerle ve rakip takım topçularıyla girdiği diyaloglarıyla antipatik bir görüntüde olması bunun başlıca nedeni.Yıllarca bu haliyle izledik,öfkelendik.
Bir çok Fenerbahçeli dostumda benimle aynı fikirde. Bülent Korkmaz'a Galatasaray taraftarının gönlünde ne kadar büyük bir sevgi varsa,Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarının da gönlünde de bir o kadar antipati ve sevimsizlik var.
Başarılı olmasını yürekten istermiyim peki?
Tabi ki hayır! Ciddi anlamda istemem.
Galatasarayın genel olarak başarılı olmasını istemeyen biri olarak,hele bir de başında Bülent Korkmaz gibi birisi varken bunu isteyebilir olmam mümkün değil yani.
Galatasarayı, hem kulüp olarak hem camia olarak hem futbolcu tipleri,karakterleri olarak hem de seyirci profili olarak hiç mi hiç sevmiyorum.Hiç sıcak yaklaşamıyorum çok kereler denedim bunu,ama olmuyor.. Nedenini bulamıyorum.
Halbuki 2000 yılında Arsenal maçı sonrası dışarı çıkmak için heyecandan pantolununu giymekte zorlanan ben ertesi gün okulumun olmasına rağmen gece yarısı eve gelmiştim.Elimde Galatasaray bayrağı kupayı doyasıya kutlamış,sokaklarda,caddelerde tanımadığım insanlarla kucaklaşmış,bağırış çağırış ne güzel eğlenmiştim..
Çok gururlanmıştık o gece ve sonrasında.. O takımla hocasıyla topçularıyla çok keyifli maçlar izleyip,geceler geçirmiştik..
O günlerden bugünlere nasıl geldim bilemiyorum ama samimi olarak söyleyebileceğim bir şey var ki son iki-üç yıldır Galatasaraydan hiç mi hiç haz etmiyorum.
Bunu direkt olarak Galatasaray düşmanlığı olarak algılayacak dostlar çıkacaktır elbet,biliyorum..
Bu kesinlikle bir düşmanlık değil samimi duygu ifadesidir.
Fenerbahçede yüz yıldır Beşiktaşın rakibi olarak var ve çokça maç oynandı,oynanacakta.Öyle olsaydı gerçekten bir düşmanlık söz konusu olsaydı Fenerbahçeye de düşmanlığımın olması gerekirdi.Öyle değil işte,sempatim var,ilgim var Fenerbahçeye.
Haberi çıktığında izliyorum,okuyorum.
Galatasaray'ın durumu farklı, yöneteninden yönetilenine,sahanın içinden tribününe kadar komple bir iticilikleri var.Bunun olmadığını söyleyecek olanların geneli Galatasaray taraftarları.Gerçeklere gözlerini yumanlar,yummak isteyenler.
Yıllardır Galatasarayın çokça maçını izledim hala da izliyorum.İnanın her maçta defalarca pes diyorum.Bu kadar da olur mu diye isyan ediyorum sarı kırmızı formayı giyenlerin rakiplerine ve hakeme yaptıklarına,maç sonrası konuşmalarına..
Yöneticilerinin demeçlerine..
Bu hallerin kulübün genel olarak karakteri olduğunu düşünmeye başladım.
Israrlıyım bu konuda.
Hagi denilen topçu beş yıl top oynadığı ligimizde neler yapmadı ki,unuttuk mu onları?
Fatih Terim kenardan, başkan ve yöneticiler tepeden ne dolaplar çevirdi unuttuk mu?
Saha içinde Bülent,Hasan,Hakan ve diğerleri ne ucuz işlerin peşinde koştular izlemedik mi?
Daha neler var hepsini yazabilir miyiz,yazamayız..
Şimdi ki yönetim anlayışı farklı mı peki?
İzliyoruz gözlemliyoruz her şey aynı,sadece yüzler değişik.
Bakış,yönetim anlayışı ve demeçler her şey birebir aynı.Kulübün genel karakteri,yapısı bu dediğim zaman itiraz ediyor dostlar,ama öyle..
Adnan Polat denilen başkan, aralık ayı sonunda yaptığı basın toplantısında hakemlerin de insan olduğunu,ligimizde hataların olabileceğini,sabır göstermemiz gerektirdiğini vs. vs. söylemedi mi?
Her zaman ki gibi kendi işleri iyi gittiğinde her yöneticinin ve başkanın yaptığı gibi popülist söylemlerde bulunmadı mı?
Hem de Beşiktaşın canının en çok yandığı ve başkanının açıklamalar yaptığı dönemde.
Çok değil üzerinden bir buçuk iki ay geçti, ne oldu da Galatasaray yönetimi büyük bir hezeyan içinde başta hakemlere ve federasyona saldırıyor?
O çok övündükleri taraftar grupları ne oldu da federasyon binasına yürüyecek kadar alçaldı,çelenk koymaya yeltendi?
Yıllarca o kurum üzerinden başarılar elde ederken,maçları basket skorlarıyla tamamlarken sesleri çıkmıyordu,ne oldu?
Hani sabır hani hata olabilir anlayışı,nerede?
Yok değil mi öyle bir şey?
Neden?
İşin içinde siz varsınız,sizin canınız yandı değil mi?
Daha doğrusu yönetimlerinize, hatalarını ve basiretsizliklerini yükleyecek bir yer lazım geldi..
Neresi olabilir? Tabi ki hakemler ve federasyon.
At çamuru,çevir okları.. Basında arkanda nasıl olsa.. Her şey hazır.
Taraftarın ve camianın tepkisi olduğu gibi onlara gitsin.Aradan kurtulan beceriksiz yönetim ve sorumsuz topçular..
Bu kadar değil aslında yazacak çok şey var ama yazı uzuyor.
Okuyanı ürkütür,kaçırır diye tedirgin oluyorum..
Galatasaray yazıları bitmez,tükenmez.Bu anlayış bu karakter yapıları olduğu sürece çok şeyden bahsedilir.
En basit örneği ne biliyor musunuz yazmadan bitirmeyeyim.
Bordeux maçında attıkları gollerde ki şansa,yedikleri gollerde ki acemiliklere bakmadan önlerine uzatılan her mikrofona dedikleri tek bir şey var, ''Kadıköyde final oynamak istiyoruz'' daha da vahimi, ''kupayı kaldırmak istiyoruz.''
İnsaf!
Bu futbolla mı? Bu sorumsuz futbolcu tipleriyle mi? Hepsini yazamıyorum. En önemlisi,bu zihniyetle mi?
Gülelim mi ağlayalım mı?
Yöneticiler taraftara şirin gözükmenin yolunu bulmuşlar,hasbel kader turda geçilmiş tamamdır,ver gazı..
Başarabilecek olup,olmaman önemli değil,söyle yeter ki..
Şimdi sorarım size, Galatasarayın bu karakter yapısını,zihniyetini göre göre bile bile,
Süper ligde herhangi bir maçını izlerken,oynadıkları futbol ne olursa olsun sempatiyle nasıl bakabilirim?
Avrupa maçlarını izlerken gollerine,tur atlamalarına nasıl sevinirim?
Fanatik,futbol bilgisi sınırlı ve sporun ruhunu özümseyememiş olanlarınız hariç,bir fikri olanınız var mı?
o şimdi asker:D