













Son bir ay içinde Batılı basın yayın organlarında, kimi “uzmanlara” ve “yetkililere” dayanılarak verilen haberlere göre, “krizin dibi görünmüştü” ve “yeniden canlanmanın belirtileri çoğalmıştı.”
Bütün bu haberlerin, basit bir propaganda faaliyetinden öte bir anlamının olmadığı,
Kapitalist Dünya’nın otomotiv devi General Motors’un, iflas korumaya başvurmasıyla birlikte ortaya çıktı. Artık bu büyük Tekel’in yüzde 60’ı Amerikan devletine ait… Yüzde 12’si Kanada devletinin… Yüzde 18’i ise işçi sendikasının.
Bu gidişle Amerika’da, özel sektörün elinde büyük işletme kalmayacak. 30 yıldır bütün dünyada özelleştirmeler yapılması için bastıran ve kamu ekonomisini “en büyük şeytan” olarak niteleyen Amerika, dünyanın en büyük “devletçi” ekonomisi olmaya doğru koşar adım gidiyor.
General Motors’un iflası, serbest piyasa sisteminin iflasının bir kez daha ve çok kuvvetli bir şekilde yeniden tescil edilmesi anlamına gelmektedir. Yapılan devletleştirmelerin hiç kimseye faydasının olmayacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Kamu çıkarını esas almayan bir “devletleştirme”, ekonomik anlamda sadece daha büyük sorunlar üretir.
REEL EKONOMİDE KRİZ
Batı dünyasında kriz doğal olarak önce mali piyasalarda başladı. Amerika’nın milli hasılası 14 trilyon dolar, Dünyada toplam hasıla yaklaşık 40 trilyon ama tedavülde olan Dolar miktarı ise 130 trilyon. Yani dünyada dolaşımda olan Doların tamamına yakınını karşılıksızdır.
Kaldı ki gerçek tablo bundan ibaret değildir. Bankalar ve çeşitli aracı kurumlar vasıtasıyla yaratılan türev piyasaların toplam hacminin 700 – 800 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Yani emperyalist kapitalizm, Amerika’nın silahlı gücüne dayanarak gerçekte olmayan bir sanal ekonomiyi bütün dünyaya dayatmıştır. Bu sanal ekonomi mekanizması sayesinde dünyanın zenginlikleri Amerika’ya akmıştır.
Ama artık bu dönemin sonuna gelindi. Mali piyasalarda başlayan krizle, sanal ekonomi balonu patladı. General Motors’un iflası ise krizin sadece mali kurumlarla sınırlı kalmadığını gösterdi.
Yaşadığımız kriz sistemin krizidir.
BİR “DEV”İN ÇÖKÜŞÜ
General Motors herhangi bir kuruluş değil. Bu dev Tekel’e Amerikan devletinin ta kendisi demek çok da abartı olmayacak. 200 milyar dolar civarındaki cirosuyla General Motors, 1990’lı yıllarda toplam olarak 500 milyon kadar nüfusa sahip olan Tanzanya, Etyopya, Nepal, Bangladeş, Zaire, Uganda, Nijer, Kenya ve Pakistan’ın toplam GSMH’larından daha büyük bir bütçeye sahipti.
Artık bu tablo geçmişte kaldı. 2004 yılından bu yana sürekli olarak zarar eden GM, 2007’ki 42, 2008’deki 31 milyar dolarlık zararı artık karşılayamaz hale geldi.
Gerçeklikle ilgisi olmayan bir sanal ekonominin varlığının en önemli göstergesi, kapitalist ekonominin dev şirketlerinin hisse senetlerinde son yıllarda meydana gelen baş döndürücü düşmedir. Örneğin General Motors’un bir hissesinin değeri 2000 yılında 97 dolar iken, 2009 yılında son olarak 75 sent olmuştur.
Yaklaşık 120 kat değer kaybı anlamına gelen bu düşüş, şişirilmiş kapitalist ekonomi balonunun, gerçek değerine geri dönmesi olarak da değerlendirilebilir. General Motors için söz konusu olan değer kaybı, hisseleri Borsada işlem gören tüm Amerikan şirketleri için geçerlidir.
Dolaysıyla 14 trilyon dolar olarak açıklanan ABD’nin GSMH’nın da hayali rakamlardan ibaret olduğunu, gerçek büyüklüğün ise çok daha az olduğunu söyleyebiliriz.
Bütün göstergeler ABD imparatorluğunun sonuna geldiğimizi gösteriyor.
ESKİ DÜNYA SARSILIYOR
Günümüzde bir ülkenin ekonomisinin ne durumda olduğunu gösteren en tartışma götürmez verilerden biri o ülkenin çelik üretim kapasitesidir. Çin’in 2008 yılı rakamları ile 489 milyon ton olan yıllık çelik üretimine karşılık, Amerika’nın sadece 97 milyon ton olan çelik üretimi rakamı, aslında sanayide ABD’nin havlu attığının resmidir.
Amerikan ve Çin ekonomilerinin reel ekonomilerinin durumlarını gösteren birkaç veriye daha bakacak olursak;
Tarım ve sanayi sektörlerinin toplam yüzde 20.8’lik payına karşılık hizmet sektörünün Amerika’nın GSMH’sı içindeki payı yüzde 79.2’dir. Bu rakamlar Amerikan toplumunun üreten değil esas olarak tüketen bir toplum olduğunu gösteriyor.
Amerika, milli hasılasının yüzde 14’ünü sabit sermaye yatırımlarına ayırırken, Çin yüzde 40’ını ayırmaktadır. Bunun sonucunda 2008 yılında sanayide büyüme Amerika’da binde 2’de kalırken, Çin’de aynı dönemde yüzde 10.7 oranında bir büyüme gerçekleşmiştir.
General Motors’un neden iflas ettiğini bu rakamlar yeterince açıklıyor.
Sanal ekonomi balonunun patlaması, esas olarak tüketime dayanan bir ekonominin çarkını döndürecek bir Dünya tablosunun; 2000’li yıllarla birlikte geri gelmemek üzere tarihe havale olması, Amerika’nın hakim konumunu devam ettirmek amacıyla giriştiği Ortadoğu macerasının ağır bir askeri yenilgiyle sonuçlanacağının bugünden belli olması, Çin, Hindistan, Brezilya gibi yeni güçlerin dünya sahnesine çıkması büyük sarsıntılarla gerçekleşiyor.
General Motors’un iflası işte böyle bir sarsıntıdır.
