













Dünyanın sevdiği ve sahip çıkmaya çabaladığı ama kendi ülkesinin sahip çıkamadığı bir sanatçının yaşamının uzunca bir bölümünü geçirdiği evindesiniz,onun bastığı yerlere basıyor en sevdiği köşesinde oturuyor, yorgunluğunu attığı yerde geziyor, bir tarihe tanıklık ediyorsunuz. Yapmanız gerekenler var, yerini değiştirmeniz gereken eşyalara eliniz gitmiyor “acaba burada olsa sever miydi, bunu buraya koymamı ister miydi” diye düşünüyorsunuz. Hayat arkadaşının her adımında o eve nasıl baktığını, gözlerinin nasıl buğulandığını görüyor, kardeşinin elinin işte yüreğinin hüzünde olduğunu izliyor, gönlünüzü ve beyninizi bir kenara bırakıp bedeninizi çalıştırmaya başlıyor ve bu ülkenin sanata ve sanatçıya verdiği değere bir lânet daha ediyor, en başınızı yakacak küfürleri savuruyorsunuz içinizden.
Herkes hüzün dolu bu mekânın, sevince de tanıklık edeceği anı düşünürken ailesi size emanet edip bazı eşyaları uzaklaşıyor oradan. Belki O'nun yorgunluk çayını içtiği balkonunda, derinliğe dalmışken bir ses geliyor ansızın daha az evvel O’nun yakınlarının peşinde pervane olan yeni yetmeden: “Yalnız Gökhan Bey biz burası netleşene dek xxxxx ve xxxx kişilerin dışında buraya kimseyi almayı istemiyoruz, şunu unutmamak lazım burası ……. Belediyesi'nin önderliğinde,bunu bilerek hareket etmeliyiz” Bir lanet daha ediyorsun içinden hay senin siyasetine,illa etiket koyacaksın bayan gösteriş budalası, kocan arkadaşım olmasaydı küfür ederdim ama...
Gökhan Karaduman
GAYRİ GİDER OLDUM
Gayri gider oldum gardaşlar
Ve de gız kardaşlar.
Gayri haram bu can bana
Bu toprak damlar bu sevda bana
Bu ağaçlar, bu caddeler haram bana
Oğul uşak bir de karım
Kurt bana hastir çeker
Yılan bana çıyan bana
Hastir çeker yılan bana
Lan gardaş bu nasıl yara
Lan gardaş bu nasıl yara
Kanar her yerimden
Sövülmüşüm dövülmüşüm kovulmuşum ben
Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim.
Enver Gökçe
