













“Buralar bildiğin gibi dostum,
Yine bindiği dalı kesenler var…
Denizi tükettiler,
Hala “Devlet malı deniz” diyenler var...”
Galiba işin tabiatı bu…
Ya da insanın insani özellikleri o kadar törpülenmiş ki “Şeytanın Avukatı” filmindekine benzer tipler dolaşıyor…
Nerede mi?
Yalanın dolanın, hırsızın, arsızın, namussuzun, rüşvetçinin, yetim hakkı yiyenin, ihaleye fesat karıştıranın, ihaleye fesat karıştırmadığı halde fesat karıştırdığı iftirası atılanın, hırsız olmadığı halde hırsız damgası vurulanın, akı kara karayı ak gösterenin olduğu her yerde…
“Yetimin hakkı helal olmuş yiyene,
Sopa gösteriyorlar “bir dur, yeme!” diyene…
Gücü gücü yetene,
Döven dövene…”
İnatçı keçilerin karşılaştığı dar köprüyü bilirsiniz… İnatlaşmak en belirgin mahareti ya keçinin, birbirine yol vermek istemez tabiatıyla…
Kimse ulaşmak istediği yere gidemez haliyle…
Hâlbuki birkaç adım atsalar herkes için yeni ufuklar açılacak…
Bu defa da Mart’ta yeni köprüler kuralım…
Kendilerini değiştirmeyenler Ormanın Kitabını yeniden yazabilir mi?
“Ne orman kalmış ne de bir kral
Sağda solda başıboş, serkeş
Çakallar var…”
