













Buse;
Henüz 17 yaşındaydı, büyük hayalleri vardı, büyük idealleri. Kalbi Vatan ve Atatürk sevgisiyle doluydu. Atatürk’e öyle hayrandı ki, sesinin ulaşabileceği her yere haykırdı “Ayağının tozu olsam o gurur yeter bana Atam” diye. Bugün Türkiye’de yaşananların farkındaydı, belki bende bir şeyler yapabilirim hevesiyle dopdolu ve bunun için çok çalışması gerektiğinin bilincindeydi. Buse; Bir asker kızıydı, babası bu vatan için yıllarca hizmet eden başarılı bir asker, Buse’de babası gibi Vatan hizmet aşkıyla dopdoluydu.
Bir gün bütün hayalleri bitti Buse’nin, özgürlük aradığını zannedip, kandırılan insan diye bile tabir edemeyeceğim kişiler bitirdiler Buse’nin hayallerini, Buse henüz 17 yaşındaydı en büyük tutkusu Atatürk olan bir çiçekti, soldurdular. Vatan uğruna şehit oldu, asker babası şehit kızını asker selamıyla uğurladı cennete.
Pınar;
Daha 23 yaşındaydı. Önünde upuzun bir hayat vardı, âşık olduğu adamla evlenmişti, henüz 47 günlük evliydi, Asker eşiydi, eşine destek olmak için, eşiyle mutlu bir hayatı paylaşmak için yanındaydı. Hayalleri vardı, umutları, daha doyamadığı mutlulukları vardı.
Ne yapmaya çalıştıklarını asla anlayamadığım ve anlayamayacğım insanlar, Pınar’ın bu dünyada aldığı nefesi yeterli gördüler, Sözde barış, sözde beraberlik nidalarıyla, sözde haklarını savunarak, gencecik bir kadını başından vurdular, sevdiği adamın yanında. Osmaniye’de
Çok kişi ağladı Pınar’ın ardından, herkesin içine ateş düştü, ama ateş yine en çok düştüğü yeri yaktı. Cenazesi bayrağa sarılı götürülürken asker eşi öylece baktı arkasından, tabutuna karanfiller bıraktı, vedalaştı eşiyle, cennete yolladı sevdiği kadını.
Serap;
Serap daha 17 yaşındaydı, Onunda tıpkı Buse gibi güzel hayalleri vardı, okumak, meslek sahibi olmak, başarılı olmak, Vatana hayırlı olmak istiyordu. Hayalleri için çabalıyordu. Bunun için okuyordu, üniversite hazırlık kursundan gelirken yaktılar Serap’ı. Ona dünyada cehennemi yaşattılar, henüz 17 sinde yandı Serap. Üzerine atılan Molotof kokteyli bütün hayallerini, umutlarını, mutluluklarını, yaşayacağı o güzel yılları çaldı Serap’ın. Hastanede yatarken, hayata geri dönmeye çalışırken, en çok kaçırdığı sınavlarına üzüldü. Bir gün son nefesini verdi. Hayalleri, umutları, gençliği, yaşamadığı günler bitti Serap’ın
Arkasından günlerce yas tutuldu, “Suçlular cezası kalmayacak” dendi, “Artık Serap’lar ölmeyecek” dendi, herkesin içi yandı ama sonra unutuldu. Ne hesabı soruldu, ne de başka Seraplar, Pınarlar, Buseler, bu saçma sapan kine hedef olmaktan kurtulabildi.
Sonra yine aynı şeyler söylendi Serap’ta olduğu gibi, Pınar’da olduğu gibi, Buse’de olduğu gibi “Kanları yerde kalmayacak” dendi. Hiç gerçekleşmeyecek sözler verildi. Ama şu bir türlü açılamayan, açılımdan vazgeçilmedi. Medya, vatandaş, siyaset herkes bir şekilde suçlandı, herkes birbirini suçladı ama suçlanmayan bir tek gerçek suçlular kaldı.
Ben, bunları bir türlü anlayamıyorum, düşünüyorum sürekli ama ne bu sürekli anlatılıp duran açılımı mantığım alıyor, nede ölen Buselerin, Serapların Pınar’ların, Mehmetlerin, Hüseyinlerin daha adını sayamadığım onlarca gencin, şehidin neden öldüğünü anlayabiliyorum. Kimler bu gencecik hayatlardan rant sağlıyor, kimler zengin oluyor, kimler birileri ölürken, birileri gencecik hayatında kayıp giden oğlu, kızı, kocası, babası için ağlarken kimler bu yıkımlardan zevk alıyor. Bedeller ödenecek derken, kimler neyin bedelini ödüyor,
Aklımda cevaplayamadığım, asla da cevaplayamayacağım bir sürü soru var, Bir yerlerde insanlar ölürken, Vatan için, bayrak için, canlarını feda ederken, birileri en sevdiklerini kaybettikten sonra “Vatan sağ olsun” derken, “Biz Askeriz Ağlamayacağız” derken. Ve ben bunları görürken, duyarken, okurken ben şahsen çok utanıyorum kendimden, Kendi kendime yaratığım saçma sapan sorunlar yüzünden, bu saçmalıklar yüzünden mutsuz olduğum için utanıyorum kendimden, bir şeyleri asla düzeltemeyeceğimi çok iyi bildiğim halde, bir şeyler yapamadığım için utanıyorum kendimden,
Bütün bunları gördükçe ben çok utanıyorum kendimden. Ya sizler!!!
BUSE VE NİCELERİ............