Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Önder Birol Bıyık
obirol011@gmail.com
BDP Adaylarına Değil Barışa Veto
19 Nisan 2011 Salı 23:14

Son dakika bir maraza çıkartmazlarsa rahat etmezler.

Yüksek Seçim Kurulu’nun 12 bağımsız adaydan Emek, Barış ve Özgürlük Bloku çatısı altında seçime giren 7 milletvekilli adayının ve ÖDP’nin parti olarak seçime girmesini veto etmesi ile Türkiye yine karanlığa teslim oldu.

Bu ülke son otuz yılını ‘Kürtler var mı, yok mu’ gibi absürd bir tartışma ile heba etti.

Kürtlerin var olduğunu anlamamız için kanlı bir iç savaşta, Türküyle Kürdüyle 50 bin gencimiz toprak olup gitti.

Şimdi ise Kürtlerin varlığını değil, kültürel, siyasi ve kimlik haklarını nasıl iğdiş ederiz, diye yasalara olmadık siyasi taklalar attırıyorlar.

Demek istiyorlar ki, varsınız ama haklarınız yok.

 Ne yüz kızartıcı bir tartışma…

Kimse çıkıp da 76. madde gardiyanlığından, yasaların amir hükümlerinden dem vurmasın.

Bu bal gibi siyasi bir operasyondur ve ayıptır.

Öteden beri Türkiye’de hukukun, siyasetin payandası olarak kullanıldığı, siyasi tasfiyelerin yargı kurumları aracılığıyla yürütüldüğü gün gibi ortada…

Milletvekili adaylığını engelleme gerekçelerine bakar mısınız? Hangisinin hukuki bir geçerliliği var Allah aşkına!

Kaldı ki, Türkiye’de birçok meşru hakkın, ipliği pazara çıkmış seçim kanunları ve 12 Eylül yasaları ile bir demokrasi günahına dönüştüğü sır değil..

Ancak hükümet gelgeç iktidarını korumak için başta yüzde 10 barajı olmak üzere, bir zamanlar mağduru olduğu bu anti-demokratik yasaların bekçiliğini yapmakta sakınca görmüyor.

Hatip Dicle ve Leyla Zana, memnu hakları çoktan iade edildiği halde yasaklanıyor. Gerekçe, yasaklarının kaldırıldığına dair belgelerin YSK’ya ulaştırılmaması.

BDP milletvekili Sırrı Sakık bir haftadır YSK ile temas içinde olduklarını, YSK’nın bir aday dışında hiçbir sorun olmadığını belirttiğini açıklıyor.  O zaman sormak gerekmez mi, YSK bu bir haftalık sürede eksik belgelerin tamamlanmasını niçin istemedi? Bunun önünde nasıl bir engel vardı?

YSK sorun olmadığını bildirirken oyalama taktiği mi izliyordu yani…

Neyse, işin yasal boyutlarında boğulmanın bir anlamı yok.

 30 yıl önce sıkıyönetim mahkemelerinin yürürlükten kalkmış kararlarından, 12 Eylül’ün diktatörlük dönemlerinin DGM’lerinden nasıl bir hukuk çıkartacağız ki, tartışalım.

Asıl insanın içini yakan, işin siyasal boyutları… Çok tehlikeli bir sürecin kapısındayız.

Bu talihsiz vetoların yeni bir savaş sürecine kapı araladığını düşünmek bile insana keder veriyor.   Bütün siyasal kanalları Kürtlere kapattığınızda barış hangi araçlarla sağlanabilir peki? Her adımda önüne yasal engeller çıkartılan, meşru temsilcileri hapislerde tutulan hangi Kürt ‘Herkes bu ülkenin eşit vatandaşıdır’ masalıyla avunur.

Eşitlik, hakların eşitliğinde ve kullanımında vücut bulan bir kavramdır, bıktırıcı politikacı nutuklarında değil.

Emek,Barış ve Özgürlük Bloku adaylarının seçimlerden çekilmesi halinde zaten yüzde 10 seçim barajı yüzünden meşruiyeti tartışmalı olan meclisin, hiçbir meşruiyeti kalmayacaktır.

 Hiç tartışmasız bu skandal, yıllar sürecek çatışma dönemine yol açacak güçtedir. Eğer Kürtler mecliste siyaset yapamayacaklarsa, dağın yolunu açarsınız.

Yeter artık! Bu halk sizden ovadakileri dağa çıkarmayı değil, dağdakileri ovaya indirmeyi, yani kalıcı bir barış bekliyor.

Asıl merak uyandıran şey, AKP’nin bölge adaylarının tutumu. Bağımsız adayların boykot etmesi halinde bölgenin silme AKP milletvekillerine kalacağı kesin.

Kesin de, o milletvekilleri hangi halkı temsilen o koltuklarda oturacaklar?

Mehdi Eker, Galip Ensarioğlu gibi AKP’nin bölgedeki ağır toplarının açıklamalarına bakılırsa, onlar da bu işten çok memnun değil.  Bakalım göreceğiz, bu açıklamalar ne kadar parti politikasını yansıtıyor?

Eğer bu açıklamalar AKP politikasını yansıtıyorsa, çözümü gayet basit…   BDP eski Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş ve CHP Genel Başkanı   Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortak akılda buluştuğu gibi AKP de bu tutuma ortak olur ve Meclis’i olağanüstü toplayarak bu utanca son verirler.

Bu yazıyı kaleme alırken, YSK’dan yeni bir açıklama geldi. Gösterilen sert tepkiler üzerine, memnu hakları iade edilen adaylar gerekli belgeleri getirmeleri halinde yasaklarının kaldırılacağı belirtiliyor. Ama hâlâ Sabahat Tuncer’in aday olamayacağını belirtmekten de geri durmuyorlar.

Ölümü gösterip sıtmaya razı olun diyorlar yani…

Top artık Başbakan’da… İsterse bir günde meclisi toplar, Seçim Kanunu’nu kökten değiştirip bu krize son vererek seçim sürecini olağanlaştırır.

Yok, koltuk hesabıyla krizden parsa çıkarmaya çalışırsa onu tarih nasıl anar, ben orasını bilemem.  

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
ahmet sağlıcak
Yorum haksızlık
dürüstlük olsaydı dünya çiçek bahçesi olurdu
20 Nisan 2011 Çarşamba 12:21
emre
Yorum huzun
Bu isler boyle olmasin demokrasi icin anayasa ve kanunlar duzenlensinde bdp nin tavri ve ysk nin karari taktir yuce halkimizin
19 Nisan 2011 Salı 23:58
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR