













24 Nisan 2004, bugün bazılarınca “söndürülmüş bir devrim” gibi hatırlansa da, on yıllarca baskı altında tutulmuş, sindirilmiş halkların uyanışının inişli çıkışlı bir süreç olduğunu bilenler için, hâlâ çok şey ifade ediyor.
Kıbrıslı Türkler daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi ve insanca bir yaşamı temsil eden “Çözüm” hedefinde adeta tek vücut olarak meydanları doldurmuşlardı.
Son 2 yılında karşı devrimin geçici bir zafer elde ettiği 7 yıl geçti aradan.
Umutsuzluk, bıkkınlık, yorgunluk belirtisi gösterenler için uzun bir zaman sayılabilir. Ne ki mücadele dediğiniz şey böyle bir şey. Halklar kendi yenilgilerinden öğrenerek ilerliyor. Her yenilgi önce geçici bir umutsuzluk ve yılgınlığa, ardından yeni bir silkinmeye ve mücadelenin yeni ve daha güçlü dalgasına bırakıyor yerini…
Karşı devrim işbirlikçileri eliyle 2004 ruhunu bir daha geri getirmemek, direnişin son yeşil dallarını bile kırıp kopartmak için var gücüyle bastırıyor. İstiyorlar ki Kıbrıslı Türkler yolun sonuna geldiklerine, tüm umutların bittiğine inandırılsınlar. İnandırılsınlar ki o rengârenk pankartlarıyla, o coşkulu sloganlarıyla yeniden sokaklara çıkabilme gücünü bulamasın çocuklar. Bunun için başvurmayacakları yöntem, yeltenmeyecekleri zorbalık yok.
Öncelikle umudun kaynaklarına saldırdılar. 24 Nisan’ı hazırlayan kuşağı, o kuşağın inandığı tüm değerleri, ardından o birlik ruhunu, o her gökkuşağını hedef aldılar. “Yenildiniz” fikrini inceden inceye, zehirli bir yılan gibi soktular en girilmez zihinlere…
Ne yalan söyleyeyim, “bu denli başarılı olabileceklerine, bu kadar küstahlaşabileceklerine, bu kadar fütursuzlaşabileceklerine ihtimal vermiyordum…” diyecek kadar umutsuzluğa kapıldığım anlar çok oldu.
Ama Lefkoşa’nın, Girne’nin, Güzelyurt’un, İskele’nin, Mağusa’nın o yanık tenli çocukları her sokağa çıktıklarında, her barış şarkıları söylediklerinde; yeşilli, mavili, kırmızılı bayrakları her dalgalandırdıklarında yeniden, “Kıbrıs’ta barış engellenemez” haykırışlarını duyduğum her seferinde “yok be, bitiremezler bu çocukları” diyorum...
Bitmediniz değil mi? Henüz bitiremediler sizi değil mi?
Meydanları dolduracak, yeniden ayağa kalkacak, haykırışınızı dosta düşmana duyuracak gücü, Kıbrıs’ın o güzelim baharından alıyorsunuz değil mi?
24 Nisan’ı… Unutmadınız, unutturmayacaksınız değil mi?
Çözümden, Kıbrıs’ta barış engellenemez demekten vazgeçmediniz değil mi?...
